Merhaba sevgili dostlar,
Bir süre önce Derkenar dergisine ara vermiş, bir başka kanaldan yürümeye çalışmıştık. Bunun Derkenar adına bir son olmadığını bir kenara yazmanızı özellikle vurgulamıştık. Çünkü bu kesinti, mecalsizlikten olduğu yere yığılıp kalma değil, soluklanma ve ileriyi gözüne kestirme molasıydı. Edebiyat dergilerinin şaşmaz periyodu her zaman için bir istikrar olarak değerlendirilemez, bazen işlerin rutine dönüştüğünün ya da döngüsel tekrarın ifadesi de olabilir. Eğer yinelemek yenilemekle birlikte bir derlenip toparlanmanın adı oluyorsa yeniden yola koyulmanın anlamı vardır. Aksi takdirde yeni çıktığını zanneden her dergi sadece eski bir sayısını tekrarlamış olur. Derkenar dergisinde bir araya gelen şair ve yazarlar neden burada olduklarının farkında olan düşünce ile duyarlık arasındaki ince çizginin ayırtına varmış kişilerdir. Evrensel olanla kültürel coğrafyaya bağlı yerli tınıları buluşturup birleştiren, aynı zamanda yazmayı çağa tanıklık etmenin bir yolu kabul eden birden fazla kuşağın oluşturduğu bir korodur bu.
İlk sayımızda böyle bir fotoğrafı yansıtmaya çalıştık. Hüsrev Hatemi, Kamil Yeşil, Hüseyin Akın, İbrahim Tenekeci, Osman Toprak, Mehmet Solak, Ayhan Demir, Alper Gencer, Mustafa Akar, Furkan Çalışkan, Ünsal Ünlü, Ali Görkem Userin, Yusuf Genç, Atilla Yaramış, Mustafa Kılıç, Adem Özdağ, Zeynep Çelik ve Seyfullah Aslan bu sayımızda ürünleriyle yer aldılar. 1939 doğumlu şair Hüsrev Hetemi’den 1984 doğumlu en genç öykücümüz Mustafa Kılıç’a kadar ara kuşakları içine alan bir yazı kadrosuna sahibiz. Bunu kemiyet ya da çeşitliliğe vurgu olsun diye söylemediğimiz muhakkak. Bu fotoğraf Derkenar’ın salt kuşak edebiyatı dergisi olmadığını, daha önemlisi edebiyatta misyon dergiciliğine daha yakın durduğuna dair bir işarettir. Önde yürüyenlerin arkadan gelenlere yolunu, yordamını, izini, refikini, adını ve adımını aşikâr kılmaya yönelik bir tedrisattır.
Devamını oku »