Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

'Edebiyat' kategorisi için arşiv

İbrahim Tenekeci yönetiminde yayınlanan aylık edebiyat ve fikriyat dergisi İtibar’ın üçüncü sayısı çıktı.

İtibar’ın “Emeğe Hürmet” başlıklı sunuş yazısı iyi şiir ve iyi hikâye şartına işaret ederek başlıyor. Sunuşta ürün kalitesinin hemen arkasından anılan ikinci gereklilik ise güzel ahlâk. Böylece derginin aynı zamanda nasıl bir “vefa müessesesi” inşa ettiği de açıklık kazanmış oluyor. Yine bu “vefa müessesesi” doğrultusunda ortaya konulan kadirşinas yazıların öneminin altı çiziliyor. İlk sayıda yer alan Sedat Umran’a dair yazıyı ikinci sayıdaki Arif Ay incelemesi izlemişti. Bu sayıda ise usta öykücü Ali Haydar Haksal hakkında mühim bir yazı yer alıyor dergide.

Şiiri merkeze alan İtibar’ın Aralık sayısı yirmi kadar şiiri içeriyor. İlk iki sayıda Küllük’üyle dergide yer alan Osman Konuk’un Cağaloğlu şiiriyle açılan derginin diğer şairleri Süleyman Çobanoğlu, Cevdet Karal, İbrahim Tenekeci, Ahmet Murat, Said Yavuz, Mustafa Akar, Emel Özkan, İbrahim Gökburun, Bülent Ata, Muhsin Macit, Mehmet Tepe, Abdüssamed Bilgili, Murat Saldıray, M. Serkan Aydın, M. Mücahit Yılmaz, Şaban Abak ve Suavi Kemal Yazgıç. Said Yavuz’un “Terk” adlı şiiri bu sayının öne çıkan şiirlerinden. Said Yavuz’un “Terk”i, “şiirdir, başı dönmüş bir mevlevinin alnındaki o ter, / insan vurulup düştüğü toprağı sever” gibi güçlü dizelerden oluşuyor.

Bu sayının hikâyecileri Ahmet Kekeç ve Sanem Kayhan. Son yıllarda daha çok köşeyazarlığıyla tanınan Ahmet Kekeç’in yeni edebiyat verimleri artık İtibar’da çıkacak. Ahmet Kekeç’in bu sayıda yayınlanan “Beyaz” hikâyesinin ardından “Kırmızı”nın geleceği de derginin sunuş yazısında ifade ediliyor.

Devamını oku »

Profil Yayınları’nın İbrahim Tenekeci yönetimindeki Edebiyat Dizisi, beş yeni kitapla 2011 senesine veda ediyor. 90 kuşağının iki önemli isminden Hüseyin Akın’ın Ömrümün Kısa Günü isimli şiir ve Abdullah Harmancı’nın Seni Ne İhtiyarlattı? adlı hikâye kitaplarına; Ali Görkem Userin eleştiri türündeki Kral Yolu, Emel Özkan Dar Zaman ve İbrahim Gökburun Kesik Dil isimli şiir türündeki ilk kitaplarıyla eşlik ediyor. Farklı türdeki eserleri ve eserlerin yazarlarını bir ahenk içinde buluşturmayı başaran bu dizi, giderayak, 2011′e beşibirlik hediye ediyor. Biz de zamanüstü bir mesajı hatırlıyor, hatırlatıyoruz: Oku!

HÜSEYİN AKIN

1965 Sinop-Türkeli’de dünyaya geldi. Bütün tahsil hayatı İstanbul’da geçti. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Yurdun değişik yerlerinde öğretmenlik yaptı. Yazmaya İkindi Yazıları dergisinde başladı. Özülke dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Kardelen, Endülüs, Yansıma, Ünlem, Derkenar, Kırknar ve Kırklar dergilerinin yönetiminde bulundu. Şiir ve yazıları Dergâh ve Kırklar başta olmak üzere çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlandı. Halen İtibar dergisinin yayın editörüdür.

Eserlerinden bazıları: Çöl Vaazları, Kumaştan Çalan Terzi, Deneme Yanılma, Kitabım Çıktı Alınmayın, Geçmiş Günler Matinesi, Canlı Renkler.

Devamını oku »

Ekim ayında çıkan ilk sayısıyla dikkatleri üzerine çeken aylık edebiyat ve fikriyat dergisi İtibar’ın ikinci sayısı çıktı.

Derginin “Teşekkürler” başlığı taşıyan sunuş yazısında, önceliğin dergilerden bir dergi çıkarmak değil bir vefa müessesesi kurmak olduğu ifade ediliyor. Yine bu yazıda derginin ortak kabul görmüş isimlerle gençleri bir araya getirme misyonu vurgulanıyor ve İtibar’ın üç nesli aynı çatı altında ve hassasiyet etrafında buluşturduğunun altı çiziliyor.

İtibar’ın ikinci sayısı farklı kuşaklardan otuzun üstünde imzayı bir araya getiriyor. İkinci sayının iki sürpriz ismi Rasim Özdenören ve Selahattin Yusuf. Yazı hayatında elli küsur yılı geride bırakan usta öykücü Rasim Özdenören uzun bir aradan sonra bir öyküsüyle dergilerde görünüyor. “Ölünün Yürüyüşü” isimli bu öykü Özdenören’in şiirsel üslubuyla derinleşip gelişiyor. Yine uzunca bir süredir dergilerde görünmeyen Selahattin Yusuf da bir şiiriyle dergide yerini almış. Yusuf’un “Umudun Göğe Yükselişi” şiirinin ilk bölümü şu şekilde: İyiyim, bir şeyim yok/ Sade bir hayatım var şimdi/ Camiden terapiste – terapistten camiye/ Doktor beni gözlerimin de olduğuna/ İnandırmaya başladı”.

Şiiri ve hikâyeyi merkeze alan İtibar’ın ikinci sayısında şiirleriyle öne çıkan isimler arasında Süleyman Çobanoğlu, Hüseyin Akın, İbrahim Tenekeci, Levent Dalar, Ahmet Murat gibi kıdemli isimlere ilaveten Abdüssamed Bilgili ve Muzaffer Serkan Aydın gibi genç isimler de mevcut. Dergide şiirleri yer alan şairlerin doğum tarihlerine bakıldığında İtibar’ın 1960-1990 arasında doğan şairleri aynı çatı altında bir ara getirme hedefine ulaştığı görülebilir. Hikâye sayfalarında ise Rasim Özdenören’in yanı sıra usta hikâyeci Fatma Barbarasoğlu ve Kâmil Yıldız’ın hikâyelerini okumak mümkün. Abdullah Harmancı’nın “Dergilerde Öyküler” başlığı altında yaptığı öykü değerlendirmelerini de bu bağlamda anmak gerek.

Devamını oku »

İki gün önce derginin matbaadan çıktığını haber veren çok değerli ağabeyimin telefonundan beri İtibar’ın yolunu dört gözle bekliyordum. Bu sabah derginin geldiğini haber alınca hemen kargoya gidip “İtibar”a ortak oldum. (Her okur aynı zamanda derginin sözünün ortağıdır, kanımca.)

Malatya’da edebiyat dergilerinin en önemli durağı, Fidan Kitabevi’ne dergileri teslim etmeye gittiğimde, sabahın erken vakitlerinde benden önce gidip kitabevine dergiyi soran okurlar olmuş. Dergiler şimdi Malatya Fidan’da okurları bekliyor.

Derginin teknik vaziyetinin gayet güzel olduğunu söyleyebilirim. İçeriğe bakıldığında ise gerçekten çok sağlam bir “itibar ortakları” kadrosu görülüyor. Süleyman Çobanoğlu, İbrahim Tenekeci, Hüseyin Akın, Ahmet Murat, Haydar Ergülen, Abdullah Harmancı gibi çok değerli isimlerle karşılaşıyoruz.

İtibar’ın ilk sayısının etkili sunuş yazısıyla sizleri başbaşa bırakıp dergimi okumaya devam edeyim.

Devamını oku »

Dergiler içinde en çok okuduğum edebiyat dergileridir. Ayrı bir dünya açar. Sevdiğim şairlerin dizelerini okumak, şairle bir çay evinde oturup bir bardak çay içmişim gibi hissettirir bana. Ya da bir hikâyecinin satırlarını okurken, beraber uzun bir yolcuğa çıkmış gibi dertlerimiz yakîn oluverir.

Derkenar edebiyat dergisini 21 sayı yayınlamış biri olarak, edebiyat dergisi yayıncılığının kültür hayatımız içinde çok önemli bir boşluğu doldurduğunu söylemeliyim. Sadece yayınlanan şiirleri, hikâyeleriyle değil oluşturduğu okur-yazar ortamıyla, fikriyatıyla etrafında görünmez bir hâle oluşturur. Bu fikriyat, atmosfer insanı birçok şey üzerine düşünmeye sevkeder: insan, tarih, alem, zaman… Yayınlanmakta olan edebiyat dergilerine bir okur olarak bu anlamda dahil olamadım bir türlü. Belki de insan “edebiyat” dışında başka bir duruş arıyor.

İtibar dergisi, işte bu duruşu ortaya koyabilecek bir edebiyat dergisi olarak yayın hayatına bir hafta kadar sonra başlıyor. İki ayda bir yayınlanacak derginin mutfağında Kırklar, Derkenar ekibinden arkadaşlar var. Şiirleriyle, hikâyeleriyle yine o keyifli dergimize kavuşacağız. Yeni bir başlangıç ama geçmişi olan bir birlikteliğin dergisi olarak yayın hayatına başlayacak. İstanbul’da olmadığım için hazırlık çalışmalarını dışardan takip ediyordum. Çok uzun ve güzel bir hazırlık yapıldığını söyleyebilirim. 1 Ekim‘i heyacanla bekliyoruz.

Devamını oku »

Mustafa Kutlu, mutâda muhalif olarak Haziran’da “Hayat Güzeldir”le karşımıza çıktı. Yine tek bir hikâyeye alışık okurlarını 21 küçük hikâyeyle selamladı.

Hepsinde ayrı bir naiflik olan hikâyelerden dikkati çeken birkaçını Sevinç, Nöbetçi âşık, Paranın yükü, Hayat güzeldir, Son iki yaz olarak sayabiliriz. Hikâyelerin okurun önüne serdiği dünyada sıkıntılar hep var ama bunların yanında mutlaka bir huzur, bir sevgi var ve biz hikâyeyi bitirdiğimizde içimizi huzur kaplıyor.

Simitçi çocukların paylaştıkları simitlerden aldıkları sevgi, Nöbetçi askerin nişanlısından aldığı sevgiyle “nişan alması”, hastalığa yakalanmadığına şükreden ve dünyalık dertlere sünger çeken bir baba, çocuklara topaç çevirmeyi öğreten ihtiyar Hacı amca, şarampole yuvarlanan otomobilinden kurtulunca “hayat”ını fark eden bir baba, paranın yükünden paylaşarak kurtulan bir fakir, son iki yazını köyde geçiren bir ihtiyar…

Devamını oku »

Osmanlı tarihi, son dönemde yükselen bir “trend” olarak diziden kitaplara, gazetelerden dergi kapaklarına kadar hemen her alanda kendini göstermektedir. Osmanlı’nın ve Osmanlılar’ın popüler olmasından sonra bu sahalardaki yayın faaliyetinde de gözle görülür bir artış olmuş kitlelerin ilgisi bir anda tarihî hadiselere yönelmiştir.

“Ne hal-i acepdir ki bilen söyler bilmeyen söyler”
Cemil Meriç’in tabiriyle “bezirgânlar mâbed”e girmiş, ortalık toza dumana karışmış, göz gözü görmez bir halde “uzman konuklar ve araştırmacı yazarlar” sahnelerde arz-ı endam eylemiştir. Gündemi oluşturan konular içinde en çok konuşulan kardeş katli, sultanların alkol kullanıp kullanmadıkları, Osmanlı sultanlarının evlilikleri ve buna bağlı olarak harem meseleleriydi. Asıl merak konusu olan ise Osmanlı saray hayatı yani padişahın ve çevresindekilerin gündelik yaşamları idi.

Saray hayatına dair önemli bir kaynak: Letâif-i Vekâyi’-i Enderûniyye
Osmanlı saray hayatı hakkında doğrudan bilgi veren muhtelif kaynaklar bulunmaktadır. Tarihler, arşiv belgeleri, kanunnameler ve teşrifat defterlerinden başka bazı padişahlara ait sır kâtibleri tarafından tutulan ruznâmelerde bulunmaktadır. Müstakil eserlerden Tayyarzade Mehmed Ata Bey’in yazdığı beş ciltlik Tarih-i Enderun isimli eseri bu alanda önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Bu bahiste sahaya önemli katkılar yapan metinler az da olsa neşredilmektedir. İşte bu cümleden bir Enderun mensubu olan Hızır İlyas Ağa(öl. 1864)’nın yazdığı Letâif-i Vekâyi’-i Enderûniyye isimli eser Doç. Dr. Ali Şükrü Çoruk tarafından neşredildi. (Okuyucular bu ismi daha önce Ali Rıza Bey’in Eski Zamanlarda İstanbul Hayatı, Sadri Sema’nın Eski İstanbul Hatıraları, A. Cabir Vada’nın Boğaziçi Konuşuyor  gibi eserleri yayına hazırlayarak  İstanbul Kitaplığına yaptığı katkılardan hatırlayacaktır.)

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)