Timaş Yayınları peş peşe birbirinden değerli iki kitap yayınladı; Osmanlı’da Strateji ve Askeri Güç, Selçukluları Yeniden Keşfetmek. Osmanlı’da Strateji ve Askeri Güç Gabor Agoston hocanın kaleminden ve değerli arkadaşım M. Fatih Çalışır‘ın tercümesiyle okuyucuyla buluşuyor. Selçukluları Yeniden Keşfetmek ise Ege Üniversitesi Tarih bölümünden iki değerli hoca tarafından kaleme alınmış.

Osmanlı’da Strateji ve Askeri Güç
Oryantalist ve Avrupa merkezli görüşe göre gücünün doruğundaki Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa üstünlüğü ve gelişen teknolojik gelişmeler karşısında kendini yenileyemeyip gerilemeye başladı. İleri sürülen tüm bu tezlere göre, Osmanlılar “muhafazakâr” oldukları için dünyada meydana gelen dönüşüm sürecine mesafeli kalmayı tercih ediyor, bu da “teknolojik gerilik” olarak tezahür ediyordu. Oysa Osmanlılar, Avrupa askerî teknolojisindeki gelişmeleri oldukça yakından takip etmiş, Avrupa ve Ortadoğulu rakipleri üzerinde üstünlük kurmuş ve kurdukları bu üstünlüğü asırlar boyu muhafaza etmeyi başarabilmişlerdir. Dahası, sahip olduğu ateşli silah üretim gücü İstanbul’a kendi kendine yetebilirlik noktasında uzun vadeli bir avantaj sağlamıştı.


1453 yılına dönmeye, İstanbul’un Fethi’ne tanıklık etmeye hazır mısınız? Tarih alanında pek çok önemli çalışmaya imza atan Prof. Dr. Feridun M. Emecen’den İstanbul’un fethi üzerine muhteşem bir araştırma.
Günümüzün siyasî olaylarının perde arkasında çoğunlukla tarihî bir olay vardır. Dolayısıyla Kıbrıs sorunu, doğalgaz tartışmaları gibi Akdeniz havzasını ilgilendiren gelişmelerde, havzanın karmaşık tarihi arka planı çok şey ifade etmektedir.
Dünya Savaş Tarihi, birçok dile çevrilen, alanında yetkin tarihçiler tarafından hazırlanan, özel çizim renkli, üç boyutlu savaş haritalarıyla, ilüstrasyonlarla tarihin bir araya geldiği söz konusu çalışma dünya kamuoyunun ilgisini hep canlı tutmuş olan savaşların tarihine odaklanan ve üç cildi yayımlanan bir çalışma. Dizinin ilk cildinde ateşli silahların savaş meydanlarını ele geçirmesine değin Avrupa ve Ortadoğu’da hâkim muharebe yöntemlerini anlatılır. ‘Ortaçağ’ (500-1500), eldeki kısıtlı teknolojik imkânlarla savaş kazanabilmek için gerek duyulan eşsiz taktikleri inceleyip, savaş sanatında, bir bakıma ne kadar az şeyin değiştiğini gözler önüne seriyor. Piyade, süvari, emir-komuta, kuşatmalar ve deniz savaşları bölümler halinde ele alınırken her bölümde dört büyük savaşı mercek altına alarak muharebe tarzlarının etkinliği, tehlikeleri ve doğasını sergiliyor. İlk bölümde, Casilinum, Arsuf, Bannockburn ve Agincourt savaşları sahneye taşınarak hafif piyadenin askerî rolü değerlendiriliyor. Hafif piyade, okçu ve mızrakçıların kullanılış tarzları tartışılıp, teknolojik yeniliklerin ortaya çıkışı -15. yüzyılda top ve arkebüzün devreye girişi gibi- ele alınıyor. Hem bu ilk kitapta hem de sonraki kitaplarda ele alınan dönemlerde piyade taktiklerinin geçirdiği önemli değişikliklerin ayrıntılı olarak ele alınması piyadelerin disiplini ve silahları sayesinde orduların temelini oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
1960′ların İstanbulunu görebileceğimiz 5 parçalık Fransız yapımı belgeseli heyecanla paylaşıyorum. Belki Fransızcasını anlamayacağız ama İstanbulu bir de o zamandan görmek bugün İstanbulun başına getirdiğimiz felaketler açısından düşündürücü oluyor.
Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen yıllardır söylenir, denizcilikten düşük not aldığımız. Öyle ki ilk Türk denizcisi Çaka Bey’i bile hatırlayanlar bir elin parmaklarını geçmez, İnebahtı savaşında donanmanın büyük kısmı yanınca, bizim için denizler de kurumuş gibidir. Oysa Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’ne gittiğiniz zaman içerideki zenginlik bütün ziyaretçilerini büyüler. Peki bu önemli müzeyi Binbaşı Süleyman Nutkî’ye borçlu olduğumuzu biliyor muydunuz? Deniz Müzesi gibi bir eseri bizlere bırakan Nutkî’nin ölümsüz eserlerinden birisidir Kamûs-i Bahrî – Deniz Sözlüğü. Baba mesleği olan deniz subaylığını, sadece basit bir meslek olarak görmeyen Nutkî Osmanlı’nın son yarım yüzyılında denizcilik kültürünün gelişmesine sonsuz emeği geçen bir isim. Mecmua-i Fünun-i Bahriye dergisini de çıkaran Nutkî, deniz terminolojisine ait 3500’ün üzerinde sözcüğü bir araya getirdiği ve zengin görsel malzemeyle desteklediği eserinde aşılamaz bir sözlüğe imza atmış. Mustafa Pultar’ın kendi ifadesiyle “Arap harfli metni Latin harflerine çevirdiği” kitap denizle / denizcilikle ilgilenenler haricinde herkesin evinde bulunması gereken eksiksiz bir sözlük.



TTNET ve iyi şeyler
Timaş'tan iki tarih kitabı
Türkiye'nin okuma kültürü haritası
Tarihçi nasıl olmalı? Tarihe nasıl yaklaşılmalı?
İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri: Modernleşme Üzerine
Murat Bardakçı efsanesi bitiyor
Ermeniler'den Özür Bekliyorum(z)!
İnalcık ve Faroqhi'den iki yeni kitap
Uzak İhtimal 9 Ekim'de
Osmanlı İmparatorluğunda Askerî Organizasyon ve Savaş



