“Aşk-ı Memnu”nun ikinci defa televizyon dizisine uyarlanıp yayınlanması geçtiğimiz iki yılda televizyon dünyasının toplum üzerindeki ahlaki etkilerini yine ve yeniden tartışmaya açmıştı. Sokaktaki vatandaştan televizyonlardaki tartışma programlarına kadar önemli bir tartışma konusu olan dizi Türkiye’ nin gündemini uzun süre meşgul etmişti. İyi bir okurdan ziyade iyi bir izleyici olan Türkiye halkının hem eleştirip hem de takip etmekten geri kalmadığı, tekrarının bile reyting sıralamasında birinci olduğu dizi genel çerçevede kitaba sadık kalmak suretiyle günün şartlarına göre tekrar yorumlanmıştı. Ancak dizinin meydana getirdiği hoşnutsuzluk diziye olduğu kadar ‘kitabın’ yazarı Halid Ziya’ya da yönelmiş ve kimilerince “züppe” olarak yorumlanmasına kimilerince romanın geçtiği dönemde hikayeye benzer durumların yaşandığından hareketle savunulmasına neden olmuştu. Bu durum sonucu kendi gözlemlerimden de anladığım kadarıyla Halid Ziya artık ön yargıyla yaklaşılan bir yazardı.
Ben Halid Ziya’nın kendi isminin de önüne geçen ‘Aşk-ı Memnu’sundan değil “Saray ve Ötesi” adlı kitabından bahsetmek istiyorum. Halid Ziya’nın yaklaşık dört yıllık Mabeyn Başkatipliği sırasındaki saray hatıralarını ve birinci dünya savaşına kadarki olayları içeren bu kitabı açıkçası okumaya başladığımda ben de ön yargımdan sıyrılmış değildim. Bir hatırat olan bu kitabın ilk sayfasındaki Dolmabahçe tasvirinden itibaren kendisine hayran bırakan anlatımı ve hikaye ettiği olayların önemi okuyucunun kitabın içine çekilmesine ve elinden bırakamamasına neden oluyor. Tabi ki anlatılanların Halid Ziya’nın kendi tecrübeleri olduğu ve dolayısıyla tek bir şahsın görüşünü içerdiği için tarafsızlığı meselesi ayrı bir bahistir.
İstanbul, Ermeni Olayları ve Yahudiler
Doç. Dr. Arzu Terzi Hocamızın içinde ilginç konuları barındarıdan yeni kitabı okuyucu ile buluştu. Kitabın konusu ile ilgili alt başlıklar aşağıda olduğu gibidir…
Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin düzenlediği haftalık Perşembe Sohbetleri’nin onikincisi 25 Haziran 2009’da yapılacaktır. Sohbetin konusu “Vefatından Doksan Bir Yıl Sonra II. Abdülhamit Han” olup, konuşmacı ise İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof.Dr. Mehmet Ali BEYHAN’dır.
İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve her saat başı ezan okuyabilmesi…
Osmanlı Devleti’nin son elli yılı kuşkusuz sıkıntılarla geçti. Gerek milliyetçilik hareketleri nedeniyle Balkanlar’da iyice alevlenen isyanlar gerekse Avrupalı devletlerin Osmanlı’dan pay kapma yarışı, İstanbul’daki padişahı büyük sorunlarla karşı karşıya getirmiştir. Osmanlı tebaası da tüm bu karışıklardan bir şekilde etkileniyordu. Savaşlar, isyanlar ve kıtlıkla karşılaşan halk, ister istemez imparatorluk yapısına olan bağlılığını her geçen gün kaybediyordu.
Osmanlı İmparatorluğu’nu “müthiş bir belirsizlik bölgesi” ve tarihçilerin önüne konmuş “büyük bir bilmece” olarak gören Fernand Braudel, mevcut bakışlarımızın karşımızdaki gerçeği anlamaya yetmediğini, dolayısıyla daha fazla çalışmak gerektiğini söylemişti.



Yeni tema
Yeni tema, yeni müverrih
Bombay'a saldıran kim, arkasındaki güçler kim
Öğretmenler kitap okusun, Avon kataloğu yerine
İstanbul'da bir konak ve İngiliz kadın gazeteci
Osmanlı Devleti'nde Müsadere
I. İbrahim
Ahmet Uluçay vefaat etti!
Yavuz Sultan Selim ve Arap Dünyası
İtibar'ın ikinci sayısı çıktı



