Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

"Osmanlı Müesseseleri" etiketi için arşiv

Osmanlı tarihi, son dönemde yükselen bir “trend” olarak diziden kitaplara, gazetelerden dergi kapaklarına kadar hemen her alanda kendini göstermektedir. Osmanlı’nın ve Osmanlılar’ın popüler olmasından sonra bu sahalardaki yayın faaliyetinde de gözle görülür bir artış olmuş kitlelerin ilgisi bir anda tarihî hadiselere yönelmiştir.

“Ne hal-i acepdir ki bilen söyler bilmeyen söyler”
Cemil Meriç’in tabiriyle “bezirgânlar mâbed”e girmiş, ortalık toza dumana karışmış, göz gözü görmez bir halde “uzman konuklar ve araştırmacı yazarlar” sahnelerde arz-ı endam eylemiştir. Gündemi oluşturan konular içinde en çok konuşulan kardeş katli, sultanların alkol kullanıp kullanmadıkları, Osmanlı sultanlarının evlilikleri ve buna bağlı olarak harem meseleleriydi. Asıl merak konusu olan ise Osmanlı saray hayatı yani padişahın ve çevresindekilerin gündelik yaşamları idi.

Saray hayatına dair önemli bir kaynak: Letâif-i Vekâyi’-i Enderûniyye
Osmanlı saray hayatı hakkında doğrudan bilgi veren muhtelif kaynaklar bulunmaktadır. Tarihler, arşiv belgeleri, kanunnameler ve teşrifat defterlerinden başka bazı padişahlara ait sır kâtibleri tarafından tutulan ruznâmelerde bulunmaktadır. Müstakil eserlerden Tayyarzade Mehmed Ata Bey’in yazdığı beş ciltlik Tarih-i Enderun isimli eseri bu alanda önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Bu bahiste sahaya önemli katkılar yapan metinler az da olsa neşredilmektedir. İşte bu cümleden bir Enderun mensubu olan Hızır İlyas Ağa(öl. 1864)’nın yazdığı Letâif-i Vekâyi’-i Enderûniyye isimli eser Doç. Dr. Ali Şükrü Çoruk tarafından neşredildi. (Okuyucular bu ismi daha önce Ali Rıza Bey’in Eski Zamanlarda İstanbul Hayatı, Sadri Sema’nın Eski İstanbul Hatıraları, A. Cabir Vada’nın Boğaziçi Konuşuyor  gibi eserleri yayına hazırlayarak  İstanbul Kitaplığına yaptığı katkılardan hatırlayacaktır.)

Devamını oku »

Rönesans Avrupası

Rönesans tarihini Batı dillerinden çevrilmiş kaynaklardan okuyanlar, konuyu adeta tümüyle Batı ve Orta Avrupa’da, bu bölgenin iç dinamikleriyle başlayıp bitmiş bir süreç olarak algılar. Oysa Halil İnalcık’ın Ankara Üniversitesi’nde yıllarca okuttuğu, “Rönesans Tarihi” derslerini izleyenler, Osmanlı Türklerinin de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu gözlemlemişlerdir.

Rönesans Avrupası, işte bu dersin notlarının, elden geçirilip kitaplaştırılmasıyla ortaya çıkmış bir yapıt. Rönesans ve Reform süreçlerinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa tarihini nasıl etkilediğini vurgulamasıyla, benzerlerinden oldukça farklı bir çalışma. Bir yandan Bizans’tan Avrupa ülkelerine iltica ederek hümanizmin önünü açan bilim adamlarının öykülerini gerçeklik zeminine oturturken, bir yandan da Osmanlıların siyasi dengeler üzerinden, bu süreçte doğrudan ve nasıl önemli bir pay sahibi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu çalışma Osmanlıların, bundan sonra yazılacak Avrupa tarihlerinde “karşı taraf” değil, taraflardan biri olarak yer alması gerektiğini belirterek, genç kuşak tarihçilerin ufkunu açmak savında.

Çalışmanın ikinci bölümü, Türkiye’nin Batı Medeniyetiyle Özdeşleşme Süreci ise, Rönesans’ın ve hümanizmin Osmanlı-Türk tarihindeki yansımalarına odaklanıyor:

Fatih Sultan Mehmed’in İtalya ve hümanizm öncüleriyle yakın ilişkisi, bu ilişkinin II. Bayezid ile zayıflayışı, Batılılaşmanın Osmanlı İmparatorluğu’nda topçuluk ve denizcilik gibi pratik alanlarda süregelişi, Lâle Devri ile Batı üstünlüğünün kabul edilişi, Tanzimat ile hukuk ve idarede güçlü bir Batılılaşma sürecinin başlayışı ve nihayet Atatürk devrimleriyle tam Batılılaşma hedefinin millî bir kültür dönüşümü haline gelişi…

Devamını oku »

Topkapı Sarayı Müzesi’nin eski ve hali hazırdaki çalışanlarıyla tarih ve kültür insanları, akademisyenlerin bir araya geldiği bir grup, Topkapı Sarayı Müzesi’nin ihtişamına uygun bir hale gelmesi için bir çağrı grubu oluşturmuşlar.

Devamını oku »

Prof. Dr. İdris Bostan (İstanbul Üniversitesi) hocanın Fransız Araştırmaları Enstitüsü’nde “17. Yüzyılda Tersâne-i Âmire Yönetimi: Tersane Emini ve Görevleri” başlığıyla 23 Mayıs 2011 tarihinde yaptığı konuşmanın videosunu iki parça halinde yayınlıyoruz. Video için Fransız Araştırmaları Enstitüsü’ne teşekkür ederiz.

Prof. Dr. İdris Bostan hoca konuşmasında tersane faaliyetlerinin anlaşılması için öncelikle Osmanlı Bahriyesi’nin genel yapısı ve işleyişi üzerinde duruyor. Kadırga ve kalyon yapımı, seferler, tersane emini, tersane masrafları gibi ilgi çekici konularda arşiv vesikaları ve yaptığı çalışmalar ışığında çok değerli bilgiler veriyor, aydınlatıcı yorumlarda bulunuyor.

Hocanın keyifli bir sohbeti, dersi gibi de izleyebileceğiniz bu konferans kaydı, Osmanlı denizciliğine, Akdeniz dünyasına gönül verenlere; kaçıranlara veya yeniden dinlemek isteyenlere…

1. Bölüm

http://www.dailymotion.com/video/xjd55z

Devamını oku »

Osmanlı tarihi alanında yapılan çalışmaların siyasî tarih alanında yoğunlaşması anlaşılır bir durum. Öte yandan sosyal tarihe ışık tutacak zengin bir arşiv malzemesi araştırmacıların ilgisini beklemektedir. Osmanlıların gündelik yaşamına dair ipuçları edinebileceğimiz kaynaklardan Kadı Sicilleri oldukça önemlidir. Gerek payitahtta gerekse Osmanlı taşrasındaki gündelik meseleler bu mahkeme sicillerinden tespit edilebilir.

İSAM, son yıllarda Kadı Sicilleri üzerine oldukça önemli çalışmalar yayınladı. Bu çalışmalardan biri de geçtiğimiz ay yayınlanan “Kadı Sicillerinde İstanbul XVI. ve XVII. Yüzyıl” adlı çalışma oldu. Osmanlı İstanbul’unu merak eden herkesin ilgisini çekebilecek bu çalışmada ilginç mahkeme kayıtları bulunmakta. Aynı zamanda bu kayıtlar, Osmanlı hukuk sistemi içinde  mahkemelerin ne tür davalara baktıkları konusunda da aydınlatıcı ipuçları vermektedir.

Devamını oku »

Son yılların en fazla gürültü koparan dizilerinden ‘Muhteşem Yüzyıl‘, Kanuni Sultan Süleyman‘ı ‘kadın düşkünü’ gibi göstermesiyle tepki topluyor. 600 yıllık imparatorluğun en debdebeli dönemini anlatmaya soyunan dizi, Osmanlı’yı ülke gündeminin baş köşesine taşıdı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda 46 yılla ‘en uzun süre tahtta kalan padişah’ olan Kanuni Sultan Süleyman, ‘Muhteşem Yüzyıl’ isimli televizyon dizisiyle yeniden Türkiye’nin gündeminde. Pek çok insan, dizide gösterilen ortamın gerçeği yansıtıp yansıtmadığıyla ilgili kafa karışıklığı yaşıyor. 46 yıllık saltanatı süresince Osmanlı sınırlarını iki katı genişleten, Doğu’dan Batı’ya pek çok sefer düzenleyen ve ömrü Zigetvar Kalesi’ni fethettiği esnada son bulan ‘Muhteşem Süleyman’ gerçekte nasıl biriydi? ‘Kanun Koyucu’nun hüküm sürdüğü Osmanlı’da ‘harem’ nasıl bir yerdi?

Konunun uzmanları, ‘Muhteşem Yüzyıl‘ dizisinde anlatılanların gerçekleri çarpıttığını söylüyor. Çok merak edilen soruları uzmanlara sorduk. İşte gerçek ‘Muhteşem Süleyman’..

Cariyelerle ilişki gülünç

Tarihçi-yazar Prof. Dr. Sait Öztürk: Devşirilen çocukların yetiştiği yer ‘enderun’sa eğer, devşirilen kız çocuklarının yetiştirildiği yer de ‘harem’dir. Burada mesleki eğitim verilir; Kur’an öğreniminden, okuma yazma eğitimine, edep-adap kaidelerinden görgü kurallarına kadar birçok alanda eğitimler kurumsal eğitmenler tarafından sağlanır. Cariyeler (hizmetkarlar) ücretli çalışandır. Tüm sarayın işlerine bakarlar. Sayıları 300′e kadar çıkar. Tedarik, saray mutfağı, çocukların eğitimi, bakımı, banyoların temizliği ile ilgili ayrı ayrı kurulan dairelerde çalışırlar. Kayıtlara göre Topkapı Sarayı’nda çalışan hizmetçi (cariye) Kanuni döneminde ortalama 30 akçe ücret alırmış. Padişahın bu kadınlarla yatıp kalkması Cumhurbaşkanının Çankaya’da çalışan kadınlarla birlikte olması kadar gülünçtür.

Bazı bilgiler hayali

Tarihçi-yazar Yrd. Doç. Teyfur Erdoğdu: Harem, ister İslam’a göre isterse de başka bir hukuka veya geleneğe göre ‘yabancılara kapalılık’ arzeden bir birimdir. Bu mekân, giremeyenlerin hayal güçlerini kullanmalarına neden olmuştur. Osmanlı’nın, Endülüslü Arapların, Çinlilerin ve Japonların muhatabı olan Batılılar da bu mekânlarda sadece harem sahibine haz verecek kadınların ve oğlanların saklandığını düşünmüşlerdir. Harem hakkında ürün verenlerin bir kısmı haremin kıyısından bile geçmemiş olmalarına rağmen, oturdukları yerden hayal güçlerini kullanarak eserler vermişlerdir. Haremi tasvir eden çoğu kaynak Batılıların gerçekle ilgisi olmayan tablo ve gravürleridir.

Devamını oku »

Saray Sohbetleri adıyla Topkapı Sarayı’nda düzenlenen etkinliklerin bu ayki konuşmacısı Prof. Dr. Feridun Emecen. “Şehzade Sancakları ve Şehzadeler” konulu konuşmasında Emecen hoca şehzadelik, lalalık, şehzade sancaklarının önemi, hanedan içinde şehzadenin konumu gibi konularda bilgi vereceğini ve değerli yorumlarıyla döneme ışık tutacağını tahmin ediyorum. Gidip dinleyeceğiz ve eminim ki çok istifade edeceğiz. 29 Aralık Salı günü saat 15:00′deki programa tüm tarihe ilgi duyanlar davetlidir.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)