Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

"Filistin" etiketi için arşiv

Mavi Marmara gemisine İsrail domuzlarının saldırmasının üzerinden birkaç gün geçti. Müslüman dünyada bugüne kadar neler oldu, neler olmalıydı?

Öncelikle İsrail’in yaptıklarını hiç garip bulmuyorum. Onlar üzerine düşeni yaptı. Yıllardır yaptıkları da zaten buydu. Katil, vahşi ve hukuksuz “lanetli bir kavim” olarak coğrafyayı kana ve gözyaşına buladılar. Asıl önemli olan bizim ne yaptığımızdır.

Gemilerde çoğunluk olan ve ölenlerin tamamının Türk olmasından dolayı Türk Hükümeti, birinci derecede tepki gösterdi ve İsrail tarafından gözaltına alınanların serbest bırakılması için uluslararası arenada çaba gösterdi. Ancak gerek elçiyi geri çekme gerekse 3 tatbikatın iptal edilmesi kamuoyunun ağzına bir parmak bal oldu.

Katliama karşı atılması gereken adımlar bunlar olamaz elbette. Diplomatik alanda atılan adımlarsa sadece yaralıları işgalci Yahudi Varlığı’ndan almakla neticelendi. Şehid edilen Müslümanların, akıtılan kanların hesabı ise diplomatik teranelerle, hükümetinin olağanüstü(!) diplomatik çabalarıyla, uluslararası hukuk-guguk-mukuk yaygaralarıyla geçiştirildi.

Devamını oku »

Vahdettin EnginMarmara Üniversitesi Tarih Bölümü Profesörü Vahdettin Engin: 2. Abdülhamit Han dış politikadaki “Kırmızı Çizgileri”ni çiğnetmedi!

2. Abdülhamid’in 19. asrın son çeyreğinde ve 20. asrın başlarında padişah olması tarihimiz açısından bir şanstır. İmparatorluğun ayakta kalmasının nedenidir. Onun yerinde dirayetsiz bir padişah olsaydı, Osmanlı 1870′lerde yıkılabilirdi ve ondan sonra gelecek felaketleri de insan tahayyül bile edemiyor.

2. Abdülhamid’le ilgili tek kitabınız değil bu. Abdülhamid’e verdiğiniz önemin nedeni?

2. Abdülhamid’in 19. asrın son çeyreğinde ve 20. asrın başlarında padişah olması tarihimiz açısından bir şanstır. İmparatorluğun ayakta kalmasının nedenidir. Onun yerinde dirayetsiz bir padişah olsaydı, Osmanlı 1870lerde yıkılabilirdi ve ondan sonra gelecek felaketleri de insan tahayyül bile edemiyor. Anadolu elimizde kalır mıydı, kalmaz mıydı şüpheli. O yıllardaki icraatlar çok önemli. Türkiye Cumhuriyeti bir milli mücadele yaparak kurulma şansını bulduysa, bunda Abdülhamid’in devleti ayakta tutmak için aldığı tedbirlerin payı vardır. Abdülhamid hem devlet işleriyle uğraşıyor, hem de hakkında söylenenlerin aksine hayatın o kadar içinde ki! İstanbul’la ilgili iradelerini ele aldığım kitapta bu görülüyor. Bilinmesi ve öğretilmesi gereken şeyler bunlar.

Devamını oku »

İkinci Abdülhamid, Yahudiler’in 19. Yüzyıl’ın sonlarında Filistin’e yerleşmelerini kısıtlayıp, bütün taleplere rağmen Yahudi göçünü devamlı engelleyerek, İsrail’in bölgede 60 senedir cereyan eden katliamlarını 50 yıl geciktirmişti…

Yahudiler Filistin’in kendilerine vaat edilmiş topraklar olduğuna inanmaktaydılar. Fakat Filistin’deki devletleri uzun süreli olmadı. Yahudiler önce Babilliler, sonra da Romalılar tarafından Filistin’den çıkarıldılar.

Ancak topraklarından sürüldükten sonra asırlarca geri dönüp devletlerini tekrar kurmak hayaliyle milletlerini ayakta tuttular. Başlarına gelen her felaketi geri dönüş zamanının geldiği şeklinde yorumladılar. 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında nüfuz alanı kurmak isteyen İngiltere, Fransa’nın Katolik, Ruslar’ın da Ortodokslar ile işbirliği yapması gibi imparatorlukta kendisine yardımcı olacak bir topluluk aradı ve Yahudiler’le işbirliğine başladı.

YAHUDİLER’İN HAMİSİ İNGİLTERE

Böylece Yahudiler’in Filistin’e geri dönüş macerası başladı. Bu konuda birçok şey yazılıp, çizilmiştir, ancak en önemli araştırmalardan birini İkinci Abdülhamid döneminin en önemli uzmanlarından olan Prof. Dr. Tufan Buzpınar yapmıştır. İngiltere bütün çabalarına rağmen ilk başta Filistin’e Yahudiler’i yerleştirmeyi başaramadı.

Devamını oku »

Amerikalı ünlü Yahudi akademisyen Prof. Norman Finkelstein, İsrail’in Gazze operasyonuna isyan etti. Yapılan katliama çok sert tepki gösteren Finkelstein, İsrail’in Gazze’de Holokost (Yahudi soykırımı) yaptığını söyledi.

Hem annesi hem babası Holokost’tan kurtulan Finkelstein, İsrail’in “delirdiğini” düşünüyor. Nazilerin II. Dünya Savaşı’nda Yahudilere yaptıkları ile İsrail’in Filistinlilere reva gördüğünü aynı kefeye koyan Finkelstein, “Gazze’de yapılan katliamdır, kıyımdır.” diyor. Finkelstein, yakınları soykırıma uğramış Amerikalı bir Yahudi olarak İsrail’e karşı hiçbir hissî bağ duymadığını, İsrail’in barış düşmanı bir ülke olduğunu kaydediyor.

Zaman’a konuşan Finkelstein, İsrail’in sadece Batı Şeria’nın kendisine verilmesi durumunda barış yapacağını savunuyor. Türkiye’nin Gazze katliamlarına verdiği tepkiyi ise olumlu buluyor. Bazı çevrelerin Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilerine karşı çıkan Finkelstein, “Kendisine en yüksek saygılarımı sunuyorum.” ifadesini kullanıyor.

Prof. Finkelstein, Holokost’un Yahudilerce istismar edildiğini anlattığı “Holokost Sanayi” kitabının yayınlanmasının ardından DePaul Üniversitesi’ndeki işinden olmuştu. İsrail de ünlü bilim adamının 10 yıl boyunca ülkeye girmesini yasaklamıştı.

Zaman’a telefonla mülakat veren Finkelstein, İsrail’in sadece Batı Şeria’nın kendisine verilmesi durumunda barış yapacağını savunuyor. Finkelstein’ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

İsrail bu operasyonu ile neyi amaçladı?

Temelde iki hedefi var. Birincisi Arap devletleri arasında korku yayarak caydırıcılık gücünü tekrar takviye etmek. Bu İsrail’in stratejik doktrininin temel ilkelerinden biridir. Arap ülkeleri İsrail’in büyük askerî kuvvetinden korkmalı, İsrail’in istediklerini yapmalı ve emirlerine itaat etmelidir.

İsrail’in caydırıcılık kapasitesi Mayıs 2000′de Hizbullah’ın işgalci İsrail ordusunu Güney Lübnan’dan çıkarması üzerine sarsılmıştı. Bu yenilginin hemen ardından İsrail caydırıcılığını tekrar tesis etmek için Hizbullah ile yeni bir savaş hazırlığına girdi. 2006′da uzun hazırlıklara ve harekatta hava kuvvetlerinin yoğun olarak kullanılmasına rağmen İsrail, Hizbullah’a karşı bir defa daha rezilane bir hezimet yaşadı.

Devamını oku »

Filistin’de, Gazze’de yaşananlar canlı canlı izleniyor. Müslüman Ortadoğu toplumlarının göbeğinde kendi bildiğini okuyan İsrail’in vahşetine seyirci kalan devletler kendi hesapları uğruna masumları kurban ederken, Müslüman halklar ise yardım kuruluşları kanalıyla bağış yapmak ya da İsrail mallarını boykot etmekten başka birşey yapamıyor.

Yine de Gazze’de yaşananları ve Filistin cumhurbaşkanı hain Mahmud Abbas, Mısır cumhurbaşkanı na-Mübarek’in hainlikleriyle El-Fetih örgütünün hesaplarını da görmeli. Ayrıca İsrail’e komşu, dost ve müttefik olan diğer Arap ülkeleri Ürdün, Suudi Arabistan, Katar vs. gibi ülkelerin petrol kuyularından ve servetlerinden olmamak için müslümanların kanını sattıklarını da görmek lazım.

Chavez kadar cesur olamayan Türkiye dahil tüm Arap ülkeleri İsrail’le ticari ve askeri anlaşmalarını sürdürmeye devam ettikleri sürece bu halklar başlarındakileri hiç unutmayacaklar. Chavez, İsrail başkonsolosu ve tüm çalışanları kovarken İsrail’le yaptığı anlaşmaları, ülke ekonomisini düşünmemiş mi oluyor? Yoksa Chavez müslümanlarda olmayan cesarete mi sahip?

Devamını oku »

1946′dan 2008′e İsrail’in Filistin topraklarına yayılış haritası. 14 Mayıs 1948′de bağımsız İsrail Devleti’nin kuruluşundan bu güne Filistin-İsrail haritasındaki değişim sizi de çok şaşırtacak.

BM Genel Kurulu’nun 1947′de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs’e uluslararası statü tanınmasını onaylandı. Bu kararın ardından da 14 Mayıs 1948′de bağımsız İsrail Devleti’nin kurulduğu dünyaya açıklandı.

1947′ye kadar haritalara Filistin olarak yansıyan bölgede, geride kalan 61 yıl içerisinde dengelerin nasıl değiştiğini anlamak için aşağıdaki haritalara bakmak yeterli.

Aslında bölgede her şey 1917 yılında imzalanan ve Osmanlı’dan kopuş anlamına gelen Balfour Deklarasyonu’nun imzalanması ile başladı.

Harita Aksiyon Dergisi‘nden alınmıştır

Devamını oku »

Filistin’e Emevîler, Abbâsîler, Fâtımîler ve Selçuklular hakim oldular. 1099’da Haçlı Seferleri neticesi Kudüs’te, Hıristiyan Krallığı kuruldu. 1187’de Selâhaddin Eyyubî, Kudüs’ü yeniden fethederek Hıristiyan zulmünden kurtardı. 1281’de Akka’nın fethiyle Memlûklar‘a bağlanan bölge, 1516 senesinde Yavuz Sultan Selim Hanın Mercidabık Zaferi‘yle Osmanlı topraklarına katıldı. Tam 400 sene Filistin, Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde kalmıştır. 8,5 sene içinde, Osmanlı Devletini iki misli büyülten Yavuz Sultan Selim Han, çok kuvvetli tarih, strateji, siyaset ve taktik bilgisine sahipti. İslâm ülkelerinin zayıf ve parçalanmış olmasının tehlikesini gören, nadir bir devlet adamıydı. Bir gün İslâm ülkelerinin Hıristiyan veya Yahudilerin sömürgesi olmaması için, o devirde en güçlü İslâm devleti olan Osmanlı Devleti etrafında topladı. Nitekim Osmanlı Devleti yıkılınca, bütün İslâm ülkeleri, Hıristiyan ülkelerin sömürgesi oldular. Osmanlı Devletinin en büyük hizmeti, Filistin’de Yahudi Devleti (İsrail’in) kurulmasını 430 sene geciktirmiş olmasıdır. İsrâil yarım asır önce kurulmuş olsaydı, bugün bütün Arap ülkeleri İsrâil işgalinde olacaktı. Bir asır önce kurulsaydı, bütün Müslümanlar imha edilmiş ve sapık yollarla İslâmiyet’ten uzaklaştırılmış olacaktı. Osmanlı Devleti, Yahudi’nin, Müslümanları ve İslâmiyet’i imha planını engellemiştir.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)