Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

"Dergi" etiketi için arşiv

Ekim ayında çıkan ilk sayısıyla dikkatleri üzerine çeken aylık edebiyat ve fikriyat dergisi İtibar’ın ikinci sayısı çıktı.

Derginin “Teşekkürler” başlığı taşıyan sunuş yazısında, önceliğin dergilerden bir dergi çıkarmak değil bir vefa müessesesi kurmak olduğu ifade ediliyor. Yine bu yazıda derginin ortak kabul görmüş isimlerle gençleri bir araya getirme misyonu vurgulanıyor ve İtibar’ın üç nesli aynı çatı altında ve hassasiyet etrafında buluşturduğunun altı çiziliyor.

İtibar’ın ikinci sayısı farklı kuşaklardan otuzun üstünde imzayı bir araya getiriyor. İkinci sayının iki sürpriz ismi Rasim Özdenören ve Selahattin Yusuf. Yazı hayatında elli küsur yılı geride bırakan usta öykücü Rasim Özdenören uzun bir aradan sonra bir öyküsüyle dergilerde görünüyor. “Ölünün Yürüyüşü” isimli bu öykü Özdenören’in şiirsel üslubuyla derinleşip gelişiyor. Yine uzunca bir süredir dergilerde görünmeyen Selahattin Yusuf da bir şiiriyle dergide yerini almış. Yusuf’un “Umudun Göğe Yükselişi” şiirinin ilk bölümü şu şekilde: İyiyim, bir şeyim yok/ Sade bir hayatım var şimdi/ Camiden terapiste – terapistten camiye/ Doktor beni gözlerimin de olduğuna/ İnandırmaya başladı”.

Şiiri ve hikâyeyi merkeze alan İtibar’ın ikinci sayısında şiirleriyle öne çıkan isimler arasında Süleyman Çobanoğlu, Hüseyin Akın, İbrahim Tenekeci, Levent Dalar, Ahmet Murat gibi kıdemli isimlere ilaveten Abdüssamed Bilgili ve Muzaffer Serkan Aydın gibi genç isimler de mevcut. Dergide şiirleri yer alan şairlerin doğum tarihlerine bakıldığında İtibar’ın 1960-1990 arasında doğan şairleri aynı çatı altında bir ara getirme hedefine ulaştığı görülebilir. Hikâye sayfalarında ise Rasim Özdenören’in yanı sıra usta hikâyeci Fatma Barbarasoğlu ve Kâmil Yıldız’ın hikâyelerini okumak mümkün. Abdullah Harmancı’nın “Dergilerde Öyküler” başlığı altında yaptığı öykü değerlendirmelerini de bu bağlamda anmak gerek.

Devamını oku »

İki gün önce derginin matbaadan çıktığını haber veren çok değerli ağabeyimin telefonundan beri İtibar’ın yolunu dört gözle bekliyordum. Bu sabah derginin geldiğini haber alınca hemen kargoya gidip “İtibar”a ortak oldum. (Her okur aynı zamanda derginin sözünün ortağıdır, kanımca.)

Malatya’da edebiyat dergilerinin en önemli durağı, Fidan Kitabevi’ne dergileri teslim etmeye gittiğimde, sabahın erken vakitlerinde benden önce gidip kitabevine dergiyi soran okurlar olmuş. Dergiler şimdi Malatya Fidan’da okurları bekliyor.

Derginin teknik vaziyetinin gayet güzel olduğunu söyleyebilirim. İçeriğe bakıldığında ise gerçekten çok sağlam bir “itibar ortakları” kadrosu görülüyor. Süleyman Çobanoğlu, İbrahim Tenekeci, Hüseyin Akın, Ahmet Murat, Haydar Ergülen, Abdullah Harmancı gibi çok değerli isimlerle karşılaşıyoruz.

İtibar’ın ilk sayısının etkili sunuş yazısıyla sizleri başbaşa bırakıp dergimi okumaya devam edeyim.

Devamını oku »

Dergiler içinde en çok okuduğum edebiyat dergileridir. Ayrı bir dünya açar. Sevdiğim şairlerin dizelerini okumak, şairle bir çay evinde oturup bir bardak çay içmişim gibi hissettirir bana. Ya da bir hikâyecinin satırlarını okurken, beraber uzun bir yolcuğa çıkmış gibi dertlerimiz yakîn oluverir.

Derkenar edebiyat dergisini 21 sayı yayınlamış biri olarak, edebiyat dergisi yayıncılığının kültür hayatımız içinde çok önemli bir boşluğu doldurduğunu söylemeliyim. Sadece yayınlanan şiirleri, hikâyeleriyle değil oluşturduğu okur-yazar ortamıyla, fikriyatıyla etrafında görünmez bir hâle oluşturur. Bu fikriyat, atmosfer insanı birçok şey üzerine düşünmeye sevkeder: insan, tarih, alem, zaman… Yayınlanmakta olan edebiyat dergilerine bir okur olarak bu anlamda dahil olamadım bir türlü. Belki de insan “edebiyat” dışında başka bir duruş arıyor.

İtibar dergisi, işte bu duruşu ortaya koyabilecek bir edebiyat dergisi olarak yayın hayatına bir hafta kadar sonra başlıyor. İki ayda bir yayınlanacak derginin mutfağında Kırklar, Derkenar ekibinden arkadaşlar var. Şiirleriyle, hikâyeleriyle yine o keyifli dergimize kavuşacağız. Yeni bir başlangıç ama geçmişi olan bir birlikteliğin dergisi olarak yayın hayatına başlayacak. İstanbul’da olmadığım için hazırlık çalışmalarını dışardan takip ediyordum. Çok uzun ve güzel bir hazırlık yapıldığını söyleyebilirim. 1 Ekim‘i heyacanla bekliyoruz.

Devamını oku »

30 Ekim-7 Kasım 2010 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece’de düzenlenecek olan 29. İstanbul Kitap Fuarı 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, yaklaşık 300 etkinlik ve yüzlerce imza ile kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor.

Onur Konuğu: İspanya

İlk kez bir ülkenin edebiyatı ve kültürüyle İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu olacağı İspanya etkinlikleri, 30 Ekim-2 Kasım 2010 tarihleri arasında Uluslararası Salon’da (5 nolu hol) gerçekleştirilecek. Onur Ülke programı kapsamında İspanya’dan konuk yazarların katılımıyla söyleşiler, sergi, açılış ve kapanış konserleri yer alacak.

Fuar’dan bazı imza günleri

07.11.2010 -13:30 – Profil Kitap
Ahmet Murat
Hüseyin Akın
İbrahim Tenekeci

Devamını oku »

Uzun zamandır düşünür dururum. Ülkemizde binlerce öğretmen var. Tanıdığım onlarca öğretmen var. Arkadaşlarım içinde üç-beş tane öğretmen var. Gerçek anlamda kitapla ilişkisi olan öğretmenleri tenzih ederek soruyorum: Bu kadar öğretmen içinden doğru düzgün kitap okuyan kaç kişi çıkar?

Tarih öğretmenleri eminim tarih kitabı okumuyor. Öğretmen olduktan sonra kitap almadıklarını, artık yeni kitaplarla zaman geçirmediklerini biliyorum. Müfredat, ders kitapları, ÖSS hazırlık falan. Bunların dışına kaçı çıkıyor? Kaçı yeni araştırmaları, buluşları takip ediyor? Kaçı müfredat dışında başka bir “tarih” olduğunun farkında?

Edebiyat öğretmenlerinin çoğunun edebiyatı falan takip etmediğini, Derkenar‘ı çıkardığım zamanlardan az çok biliyorum. Varlık‘tan başka bildikleri edebiyat dergisi yok. Yeni şiir kitapları, şairler falan kimdir kimsenin bildiği yok. İkinci Yeni şairlerinde takılıp kalmışlar. İşte çok nadir günümüze gelebilmiş öğretmenler de zaten farklarını ortaya koyuyor. Öğrencileri de bu farklılıktan nasipleniyorlar tabii ki; yeni dünyalar keşfediyorlar.

Devamını oku »

2004-2008 yılları arasında yayınlanan Derkenar dergisinin tüm sayılarının PDF dosyalarını nihayet oluşturmayı başardım. Dergi formatında okunabilmesi için de Issuu.com adlı internet sitesine aktardım.

İlk 18 sayı QuarkXpress ile tasarlandığından, neredeyse her sayıda büyük yazı tipi bozulmaları olmuş. Bazılarını tek tek, bazı bölümleri ise bozuk yazı tipini ona yakın görünümdeki başka bir yazı tipiyle değiştirerek düzelttim. Buna rağmen söz konusu ilk 18 sayının belki bir iki yerinde Türkçe karakterlerde bozulmalar gözden kaçmış olabilir. Son üç sayı ise Indesign ile tasarlandığından hiçbir font problemi olmadı.

İnternet üzerinden dergi okumak nasıl olur, nasıl olacak bilemiyorum, ama en azından arşivi eksiksiz olarak erişime açmış oldum. Öte yandan bu kadar zahmete rağmen Derkenar’ın mazide kalan sayılarını bekleyen binlerce insan olmadığını da biliyorum. Benim derdim, bir kişi bile “dergilere bir bakayım” deyip bakmak istediğinde ulaşılabilir olmasıydı.

Dergide yazısı yayınlanan, dergiye büyük emekler veren arkadaşlar için her sayının hatırası yeniden yeniden canlanacaktır. Okurlarımız için de güzel bir nostalji olacaktır.

Devamını oku »

Türkiye’deki dergicilik tarihini gözler önüne seren, edebiyattan sanata, tasavvuftan tarihe kadar geniş bir yelpazedeki yayını, bir bütün halinde izlenime sunan ”1. Türkiye Dergi Fuarı” ziyaretçilerin ilgisini bekliyor.

Türkiye Dergi Editörü ve Yayın Yönetmenleri Birliği’nce, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Kültür Merkezi’nde açılan fuarın organizatörlerinden Mahmut Bıyıklı, ”1. Türkiye Dergi Fuarı’‘nın bu yıl Türkiye’de ilk kez gerçekleştirildiğini, kitap fuarlarına aşina olan okurların bu fuarda, yayın hayatına devam eden 40′a yakın derginin faaliyetleri, editörleri, yazarlarıyla 4 gün boyunca bir araya geleceğini ifade etti. Türkiye’de okumayla ilgili bütün alanlarda olduğu gibi dergicilik sektöründe de bazı sıkıntıların yaşandığını anlatan Bıyıklı, ”Dergilerde öncelikli olarak dağıtım sıkıntısı var. Dergiler okuruna ulaşamıyor, bayilere gidemiyor, bazı şehirlerde kitapevlerine gitme problemi oluyor. Dergiler gittiği zaman geri dönüşü ya da mali olarak paylaşım sağlıklı olarak yerine getirilemiyor. Ayrıca dergilerin içerik, personel, kurumsallaşma ve tanıtım sorunlarıyla ilgili birçok sorunu var” dedi.

Bu fuarda 4 gün boyunca dergilerin temel meselelerine de eğileceklerini ve çözüm yollarını araştıracaklarını ifade eden Bıyıklı, şunları kaydetti: ”Birçok dergi çıkıyor, gazetelerin kültür sayfalarında, televizyonların kültür bölümlerinde kendilerine yer bulamıyorlar. Kapalı bir alanda çıkıp, kapalı bir devre halinde okuyucuya ulaşıyorlar ya da ulaşamıyorlar, kapanıyorlar. Türkiye’deki reklam pastasının hiçbir zaman büyük bir kısmını dergiler almamış. Genel alanda bir paylaşım yaptığımızda, çok küçük bir rakam dergi reklam alanında kendisini bulmuş. İçerik ve görsel anlamda, değişen bir zaman var, akan bir hayat var. Bu akan hayatın canlılığı, zamanın renkliliği dergilere tam yansımıyor. Editoryal zihnin daha gelişmesi, çağa uygun dergiler çıkarması adına fikir birliktelikleri oluyor. İçerikteki yenilik, görsel tasarımdaki uzmanlık da her geçen gün değişiyor.”

Mahmut Bıyıklı, bu tür sorunların zamanla aşılabileceğini, ancak dergiye, yayın dünyasına yön verecek ilgililerin daha fazla kafa yorması ve çözümler üretmesi gerektiğini ifade etti.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)