
Üniversiteye başladığım ilk aylardan itibaren eğitim sistemi, üniversiteler, seçme sınavları, akademisyenlik, ilim adamlığı gibi onlarca konu üzerine arkadaşlarımla defalarca konuşmuşumdur. Bölümden mezun olmadan önce araştırma görevlisi olmak için yapmam gerekenleri, hedeflerimi tek tek gerçekleştirmeye çalışıyordum. Ama sistem denilen patlak tekerlek hiç de benim istediğim gibi dönmedi. Neticede memnuniyet duyacağım bir sonuç aldım ama ağır aksak işleyen, insanı yıldıran bir yönü vardı bu sürecin. Araştırma görevlisi olup işin içine bir nebze daha dahil olunca o zamana kadar farkına varamadığım başka noktaları da gördüm. Bütün bunları sadece arkadaş çevremde konuşmaktan öte yapabileceğim başka birşey olmalı diye düşündüm.
Türkiye’de ilkokuldan doktoraya kadar bütün eğitim sisteminde eleştirilebilecek binlerce husus var. Düzeltilmesi gereken dünya kadar mesele var. Ama şu anda ciddiyetle üzerinde durmamız gereken, son yıllarda yeni açılanlarıyla niceliksel olarak ciddi bir büyüklüğe ulaşmış üniversiteleri niteliksel olarak ileriye taşıyabilmek. Bunun için de üniversiteler bahsinden olarak bütün herşeyi konuşmamız gerekiyor.
BBC’den Jim AlKhaili’nin yaptığı harika bir belgesel. İslamiyet ile doğan bilim altın çağını anlatıyor. Şu andaki bilimin ataları olan müslüman bilim adamlarını ve o günlerdeki devasa gelişmeleri anlattığı gibi Avrupa’ya bilimi ve ilimi müslümanların getirdiğini ve onlara borçlu olduğunu anlatıyor.
Başlığı okuduğunuzda şaşırdıysanız hemen merakınızı gidereyim. TTK için yeni bir yasal düzenleme yapılması planlanıyor. Söz konusu taslak TTK’nın Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun bir şubesi olmasını, görev ve yetkilerinin azaltılmasını öngörüyor. Zaten malî açıdan sıkıntı çeken ama buna rağmen Prof. Dr. Ali Birinci hoca başkanlığında toparlanmaya çalışan bir kurum desteklenecek yerde fiilen görevine son veriliyor. Bu taslak TTK gibi bir kurumun yaptığı bütün çalışmaları yok edip kendince büyük bir boşluk oluşturacaktır.
Akşam Kitap’ta Emin Yener yazdı:
Tarih bilgisi haricinde, hukuk, edebiyat, siyaset ve kültür-sanat konulardaki birikimi ile Türkiye’ de örneğine az rastlanır bir portre İlber Ortaylı. Özellikle katıldığı programlarda, bu birikimini aktarırken kullandığı rafine ve akıcı dil ile Türk tarihini halka tanıtıp sevdirmekle kalmayıp, tarihle ilgilenen akademisyenler içinde örnek teşkil eden bir sima olan İlber Ortaylı’ nın çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalar kitaplaştırılarak kaybedilmekten kurtuluyor. Altmış dört yılının birikimi olan bu konuşmaların kitaplaştırılmasındaki isabetin tarihe merakı olan kişilerin teveccühü sonucu yapılan baskıların adediyle de anlaşılabilir. Aşağıdaki bölümler İlber Ortaylı’nın konuşmalarından derlenen “Tarihimiz ve Biz” adlı kitabından alınmıştır:
İslam Bilim ve Teknoloji tarihi konusunda uzman bir isim olan Prof. Dr. Fuat Sezgin hocanın, yeni kitabı Tanınmayan Büyük Çağ, Timaş tarafından yayınlandı.
İstanbul Şehir Üniversitesi, “Tarihçe” Konferans Serisi adıyla yeni bir konferans dizisine başlıyor. Dizinin ilk konferansı ise önümüzdeki Salı günü.



Sine-i Millet Sergisi
Bombay'a saldıran kim, arkasındaki güçler kim
Şarkın Fatihi Yavuz Sultan Selim
Tarih Öğrencileri Kongresi
İstanbul'un altından hazine çıktı
İtibar'da bu ay sanat ve estetik var!
İletişim'den 5 kitap
Halid Ziya'nın gözünden Saray ve Ötesi
Attila Dönemi
Genç Osman



