“Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.” Böyle tanımlar kendisini Cemil Meriç, Jurnal’inde. Alev Alatlı’yı ne zaman görsem yahut okusam aklıma Meriç’in bu satırları gelir. İlahiyattan siyasete, bilim tarihinden edebiyata kadar çok geniş bir ilgi alanı ve birikime sahip olan Alev Alatlı, denemeden eleştriye, romandan şiire kadar pek çok türde eserler vermiş üretken bir yazar. Yazarlığı bir yana, yaptığı ya da konuk olduğu televizyon programlarıyla da geniş kitlelere ulaşan ve yeni nesle bambaşka ufuklar açan bir aydın aynı zamanda.
Uzun süren bir yolculuk: Batılılaşma
On dokuzuncu yüzyılın başında hızla artan Batılılaşma hareketleri sosyal hayattan bürokrasiye, edebiyattan felsefeye, hukuktan eğitim-öğretim işlerine kadar hemen her alanda etkisini göstermiştir.
Batılılaşma ile birlikte Osmanlı toplumu ilk olarak çeviri eserlerle tanışmıştır. Roman ve tiyatro gibi daha önce geleneğinde olmayan türler edebiyata girmiş ve bu eserler sosyal hayatı ve hayata bakışı etkilemiştir. Bu dönem yazar ve aydınları Fransız düşüncesinden ve edebiyatından etkilenmiş, eser ve fikirleri bu doğrultuda gelişmiştir.

Günümüzün siyasî olaylarının perde arkasında çoğunlukla tarihî bir olay vardır. Dolayısıyla Kıbrıs sorunu, doğalgaz tartışmaları gibi Akdeniz havzasını ilgilendiren gelişmelerde, havzanın karmaşık tarihi arka planı çok şey ifade etmektedir.
At Üstünde Selçuklular: Türkiye Selçukluları’nda Ordu ve Savaş
Dünya Savaş Tarihi, birçok dile çevrilen, alanında yetkin tarihçiler tarafından hazırlanan, özel çizim renkli, üç boyutlu savaş haritalarıyla, ilüstrasyonlarla tarihin bir araya geldiği söz konusu çalışma dünya kamuoyunun ilgisini hep canlı tutmuş olan savaşların tarihine odaklanan ve üç cildi yayımlanan bir çalışma. Dizinin ilk cildinde ateşli silahların savaş meydanlarını ele geçirmesine değin Avrupa ve Ortadoğu’da hâkim muharebe yöntemlerini anlatılır. ‘Ortaçağ’ (500-1500), eldeki kısıtlı teknolojik imkânlarla savaş kazanabilmek için gerek duyulan eşsiz taktikleri inceleyip, savaş sanatında, bir bakıma ne kadar az şeyin değiştiğini gözler önüne seriyor. Piyade, süvari, emir-komuta, kuşatmalar ve deniz savaşları bölümler halinde ele alınırken her bölümde dört büyük savaşı mercek altına alarak muharebe tarzlarının etkinliği, tehlikeleri ve doğasını sergiliyor. İlk bölümde, Casilinum, Arsuf, Bannockburn ve Agincourt savaşları sahneye taşınarak hafif piyadenin askerî rolü değerlendiriliyor. Hafif piyade, okçu ve mızrakçıların kullanılış tarzları tartışılıp, teknolojik yeniliklerin ortaya çıkışı -15. yüzyılda top ve arkebüzün devreye girişi gibi- ele alınıyor. Hem bu ilk kitapta hem de sonraki kitaplarda ele alınan dönemlerde piyade taktiklerinin geçirdiği önemli değişikliklerin ayrıntılı olarak ele alınması piyadelerin disiplini ve silahları sayesinde orduların temelini oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
Başlığı okuduğunuzda şaşırdıysanız hemen merakınızı gidereyim. TTK için yeni bir yasal düzenleme yapılması planlanıyor. Söz konusu taslak TTK’nın Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun bir şubesi olmasını, görev ve yetkilerinin azaltılmasını öngörüyor. Zaten malî açıdan sıkıntı çeken ama buna rağmen Prof. Dr. Ali Birinci hoca başkanlığında toparlanmaya çalışan bir kurum desteklenecek yerde fiilen görevine son veriliyor. Bu taslak TTK gibi bir kurumun yaptığı bütün çalışmaları yok edip kendince büyük bir boşluk oluşturacaktır.
Rönesans Avrupası



Bakan Günay'ın Ayasofya aymazlığı
Popüler Tarihçileri Kızdıracak Açıklamalar
Kanuni Sultan Süleyman için ne dediler?
Atatürk yalnız dinin değil, ordunun da siyasetten ayrılmasını istemişti
Osmanlı Devleti Merkez Teşkilatı
Alevi Katliamı İddiasının Hakikat Payı Bulunmuyor
Manisa ve Çevresinde Yunan Zulmü ve Kuvâ-yı Milliye
Orhan Pamuk'un Manzaradan Parçalar'ından Parçalar
Timaş'tan iki tarih kitabı
Şarkın Fatihi Yavuz Sultan Selim



