Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

'Tarih' kategorisi için arşiv

2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti İstanbul, görkemli bir sergiye daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor…

Osmanlı İmparatorluğu’nun sahip olduğu 600 yıllık tarihin yaklaşık 400 yılında yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı, şu günlerde Moskova Kremlin Sarayı’nın seçkin eserlerini ağırlamaya hazırlanıyor. “Moskova Kremlin Sarayı Hazineleri Topkapı Sarayı’nda” isimli sergi tüm İstanbulluları, dünya tarihine yön veren kararların alındığı bu iki sarayın büyük buluşmasına şahit olmaya ve Topkapı Sarayı’nı yeniden keşfetmeye davet ediyor.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Yönetmenliği etkinlikleri kapsamında hayata geçirilecek olan “Moskova Kremlin Sarayı Hazineleri Topkapı Sarayı’nda” isimli sergi, Topkapı Sarayı Has Ahırlar bölümünde, 12 Mart 2010 Cuma günü sanatseverlerle buluşacak. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteğiyle renovasyon çalışmaları tamamlanarak düzenlenen “Onbin Yıllık İran Medeniyeti İkibin Yıllık Ortak Miras” adlı sergiden sonra Has Ahırlar’da  gösterime sunulacak bu ikinci sergi, Osmanlı – Rus ilişkilerinin barış dönemini kapsayan 16-17. yüzyıllara ait eserlerden oluşacak. Çarların, devletin başı, ordu komutanı, saray törenleri, özel hayatları ve dini yönleriyle işleneceği sergide yaklaşık 100 eser yer alacak.

Devamını oku »

Newsweek: Din şehri yarattı!

21 Şubat 2010Yorumla292 okunma

Newsweek dergisi birçok arkeolog tarafından “tarihin en büyük arkeolojik keşfi” olarak nitelendirilen Şanlıurfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’ye geniş yer ayırdı. Bilim adamlarına göre “Yerleşik hayat dini yarattı” teorisi bu keşif ile yerle bir oldu.

1994’te sürüsünü dolaştıran bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında yer alan Göbekli Tepe’de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu. Keşfin duyulmasından sonra Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye gelerek incelemelere başladı. Ve burada bilinen insanlık tarihini baştan sona değiştirecek kalıntılara ulaştı. İlk gelişme Göbekli Tepe adı verilen ve Buzul Çağı’ndan sonra insanlar tarafından inşa edilen ilk tapınak olduğu tahmin edilen bölgenin Piramitler’den 7 bin 500 yıl önce inşa edildiğinin karbon testleriyle anlaşılması oldu. Harvard, Stanford, John Hopkins gibi üniversitelerden bilim adamları burada incelemelere başladı.

Devamını oku »

Osmanlı denizciliğine son yıllarda artan bir ilgi var. Panel, konferans gibi etkinliklerle de bu ilgi hem canlı tutuluyor hem de daha geniş kitlelere Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki faaliyetleri anlatılmış oluyor.

Söz konusu etkinliklerden biri bu hafta sonu. Prof. Dr. İdris Bostan, “Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk” sergisi kapsamında düzenlenecek konferansta Osmanlıların denizlerdeki faaliyetlerini, Akdeniz politikalarını ve denizciliğin değişim dönemlerini anlatacak.

Devamını oku »

Sevr’den BOP’a Türkiye

1 Şubat 20104 Yorum336 okunma

Türkiye son yıllarda çok dikkat çekici gelişmeler yaşıyor. AB süreci, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), PKK terörizmi, Kürt açılımı, Kıbrıs meselesi, Heybeliada Ruhban Okulu gibi onlarca sorun ve tartışmanın içindeyiz. Amerika ve batılı devletler Türkiye’den sürekli yeni tavizler isteyip duruyor; yaklaşık 150 yıllık bir alışkanlıkla!

Sevr anlaşmasının Türkiye’ye dayatıldığı tarihlerden günümüze batılıların Türkiye topraklarına yönelik emellerinin değişmediğini düşünenlerdenim. Arşivimde Banu Avar‘ın Dünya Düzeni programının “Sevr’den BOP’a Türkiye” adlı bölümünü bulup izlediğimde yeniden yeniden düşündüm.

Devamını oku »

Denizcilik Müsteşarlığı Müşaviri ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İdris Bostan, Haliç Tersanesi’nin ”Denizcilik Müzesi”ne dönüştürülmesi konusunda çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi.

Prof. Dr. Bostan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı döneminde denizciliğin kalbinin attığı Haliç’teki Tersane-i Amire’nin, yüzlerce yıl deniz yollarının güvenliğini sağlayan Osmanlı donanmasının üssü ve 16. yüzyıl Akdeniz dünyasında etkin 2 büyük tersaneden biri olduğunu belirtti.Bostan, bugün Karaköy’den Kağıthane’ye kadar olan tesislerde, farklı dönemlerde gemi yapımı ve onarımı amacıyla binlerce zenaatkarın çalıştığını söyledi.

Sahip olduğu yönetim binaları, gemi inşa tezgahları, havuzları, malzeme depoları, sosyal tesisleri, tarihe geçmiş zindanı, cami, çeşme ve mezarlıkları ile sadece Haliç kıyılarını değil içerilere doğru bütün bir semti (Kasımpaşa) denizci şehir haline dönüştüren bu kurumun tarihte oynadığı rolün dikkatle incelenmesi gerektiğini vurgulayan Bostan, şunları anlattı:

Devamını oku »

Tarih dolu iki etkinlik

20 Ocak 2010Yorumla249 okunma

Ay sonuna doğru, yani 29 Ocak’ta ve aynı saatlerde, farklı mekânlarda iki güzel etkinlik var. İlgilileri birini tercih etmek durumunda.

Etkinliklerden ilki Osmanlı denizciliği üzerine. Prof. Dr. İdris Bostan hoca konuk olarak, Osmanlı deniz politikalarını anlatacak ve program sonunda Osmanlı gemileri gösterilecek.

İkinci etkinlik Mehmet Genç Hocanın doyum olmaz tarih sohbeti. Geçen yıl Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ndeki meşhur konuşmaları bu yıl Anadolu yakasına, Altunizade Kültür Merkezi’ne taşındı.

İstanbul’un iki yakasında aynı anda tarih dolu iki etkinlikten hangisini tercih edeceğiniz size kalmış. İlgi alanınıza ve aşağıdaki program detaylarına bakarak karar verebilirsiniz.

DENİZ KÜLTÜRÜ “Osmanlı Deniz Politikaları”

Prof. Dr. İdris Bostan / Foto: Ergün Özsoy

Osmanlılar, Akdeniz’de rakipsiz bir hâkimiyet kurmak, Karadeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ni bir iç denize dönüştürmek ve Hint Denizleri’nde ticaret ve hac yollarının güvenliğini sağlamak suretiyle bir döneme mührünü vurmuş denizci bir millettir. Osmanlı padişahlarının kendilerini Hâkānü’l-bahreyn / Denizlerin Hakanı olarak tanımlamaları da bunun bir işaretidir.

Tarihe aynı zamanda bir deniz imparatorluğu olarak geçen Osmanlı’ların düşünce ufuklarının enginliğini anlatmak için güttükleri uluslararası deniz politikalarının uzantılarını ve donanmasının gücünü bilmek gerekir.

Etkinlik kapsamında tarihini bilmeyen bir millet hafızası olmayan insana benzer prensibinden yola çıkarak Osmanlı Devleti’nin denizcilik alanında ulaşmış olduğu zirveyi ve deniz politikalarını ilk konu olarak belirlendi.

Devamını oku »

KİTÂBÜ’T – TABİH
Abbasi Bağdatından Yemekler, Tatlılar, Çeşniler
Muhammed b.-El Kerim
Çeviri: Nazlı Pişkin
176 sayfa, Kasım 2009

Genellikle Bağdâdî adıyla anılan 13. yüzyılda yaşamış Bağdatlı kâtip Muhammed b. El-Kerim’in derlediği Kitâbü’t-Tabîh yüzyıllar boyunca Türklerin en beğendiği yemek kitabı oldu. Bu kitabın daha önce Ayasofya Camii Kütüphanesi’nde muhafaza edilmiş özgün yazması bugün hâlâ İstanbul’da, ama artık Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunuyor. Daha sonraki bir tarihte Kitâbü’t-Tabîh’deki 160 reçeteye 260 reçete eklenerek elde edilen genişletilmiş esere Kitâbü’l-Vasfi’l-Et‘ime el-Mu‘tâde adı verilmiş. Kitâbü’l-Vasfi’nin günümüzde bilinen üç kopyası da Türkiye’dedir; bu yazmalardan ikisinin Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunması, Türkler’in bu kitaba ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Son olarak, 15. yüzyıl sonunda Şirvani, Kitâbü’t-Tabîh’i Türkçeye çevirmiş; ancak çeviriye kendi devrinde yaygın olan bazı reçeteleri eklemiş ve böylece Türkçe ilk yemek kitabını kaleme almış. Bağdâdi kitabının giriş kısmında kitabını nasıl bölümlediğini şöyle açıklamış:
Bu kitabı 10 bölüme ayırdım. Başlıkları şunlar:
1. Bölüm, havâmiz (ekşi yemekler) ve çeşitleri.
2. Bölüm, sevâzic (basit yemekler) ve çeşitleri.
3. Bölüm, kalâyâ [kalyeler] ve nevâsif (kızartılarak ve sossuz olarak yapılan yemekler) ve çeşitleri.
4. Bölüm, herâ’is (herise çeşitleri; lif lif didilmiş etle dövülmüş tahıl yemekleri), tennûriyyât (etli, dövülmüş tahıl yemekleri) ve benzer yemekler.
5. Bölüm, mutaccenât (tavalar), bavârid (soğuk yemekler), maklûbe (yumurtalı yemekler) senbûsec (senbuse) ve benzer yemekler.
6. Bölüm, taze ve tuzlu balık yemekleri.
7. Bölüm, muhallelât (turşular), si’bâg (mezeler ) ve mutayyibât (çeşniler).
8. Bölüm, cevâzib (cûzâb çeşitleri; fırınlanmış etle birlikte servis edilen meyve ve sebze tatlıları), ahbisa (habîsa çeşitleri; un veya ekmek kırıntısıyla koyulaştırılmış tatlılar.)
9. Bölüm, helâva (helvalar) ve çeşitleri.
10. Bölüm, katâyif [kadayıf], huşkenânec (kurabiyeler) ve benzerleri.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

İstanbul Üniversitesi Tarih mezunuyum. 2003-2008 yılları arasında Derkenar edebiyat dergisini yayınladım. Bir dönem yayınevlerinde editörlük yaptım. Hikâye yazıyorum ve seyrek olarak yayınlıyorum. Kitap, edebiyat ve tarih ilgi alanımdan çok ötede bir yerde. İngilizce biliyorum, Fransızcaya yıllar sonra yeniden başlıyorum. Evliyim.

Twitter

    Fotoğraflar

    OTTOMAN NAVY NAVIGATION (89)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (80)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (97)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (79)