“Tarihçilerin Kutbu” ve “Şeyhü’l-Müverrihin” Prof. Dr. Halil İnalcık hocaya yakıştırılan sıfatlar. Tarihçilerin kutbu ve şeyhi olduğunu tüm dünyanın büyük bir saygıyla kabul ettiği değerli hocamıza “İlim ve fikir hayatının 70. yılında” güzel bir programla teşekkür etme fırsatı oldu. Kültür A. Ş.’nin düzenlediği programı daha önce şurada yayınlamıştım. Kendisiyle yapılan söyleşi ise şurada idi. Geçelim programa.
Program Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaydı. İlk önce belgesel gösterimi yapıldı. Belgeselde Halil İnalcık hocanın hayatı ve eserlerinin Türk ve Dünya tarihi açısından önemine vurgu yapıldı. Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Şevket Pamuk, Prof. Dr. Feridun Emecen belgesele hocayla ilgili görüş belirten isimlerden bazılarıydı.
Belgesel gösteriminden sonra kürsüye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu çıktı. Hocayı çok dikkatli ve derinlemesine okuduğu belli olan Davutoğlu’nun akademisyen kimliğiyle yaptığı tahliller dikkat çekiciydi. Davutoğlu, İnalcık Hoca’nın, sadece belgelerle konuşan biri olmadığını, zamanın ve mekanın ruhuna nüfuz ettiğini söyledi. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasının dikkat çeken noktaları haber sitelerinde yer aldığı için ayrıca aktarmayacağım. Ancak Davutoğlu’nun, son zamanlarda eksen kayması, yeni Osmanlı gibi tanımlarla dış politikası tartışılırken, konuşmanın sonuna doğru bazı sözleri dikkatimi çekti:

Donald Quataert, Amerikalı bir ‘Ottomanist’, yani Osmanlı tarihi uzmanı. Alanı, iktisat tarihi. Daha önce dilimizle buluşmuş birkaç çalışması var. Osmanlı Devleti’nde Avrupa İktisadi Yayılımı ve Direniş (1881-1908) adlı kitabı (Yurt Yay., 1987), Osmanlı yöneticilerinin emperyalizme karşı verdikleri mücadelenin çeyrek yüzyıllık manzarasını ortaya koyuyordu. Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü (İletişim Yay., 1999) adlı çığır açan eserinde ise farklı bir yöntem izliyordu. Osmanlı tarihçilerinin genellikle “devletçi” bir çizgi izlediklerinden şikâyetle, iktisat tarihinin hep devletin kazanç ve kayıpları üzerine odaklandığını, oysa bu çalışmalarda üreten kesimin sesinin duyulmadığını belirtiyor, bu kesimin bir türlü özne olamamasını eleştiriyordu.
“Türkiye’nin yaşadıklarını Mavi Akım’la anlayabilirsiniz. Rus Gasprom’un Türk siyasetçilerini yönlendirme, satın alma çabalarını dışlarsanız 90’ları anlayamazsınız.”
Dünya siyaseti müverrihi ilgilendirir mi? Bu sorunun cevabını vermek için dünya siyesetinden anladığımızı ya da müverrihin payına tekabül eden kısmı ortaya koymak gerekir.
Toplam 64 madde idi ve Almanya’da imzalandı.
Ayastefanos’un maddelerine bakıldığında antlaşmanın 



Tarih dolu iki etkinlik
Tanpınar ve İsmet Özel Derkenar'da
İstanbul'un fethi filmini bekliyorum
II. Ahmed
Ahmet Uluçay'la sinema ve edebiyat üzerine
Osmanlı Denizciliği Sabancı Müzesi'nde
İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri Videoları
İSAM'dan İbn Haldun sempozyumu
I. Abdülhamid
Sultan Abdülhamid Filistin’de katliamı 50 yıl geciktirmişti



