Meseleyi bu kadar bekletmemin kendi açımdan tek bir açıklaması vardı, konunun gündemden uzaklaşması. Ciddi ve soylu meselelerin, günümüzde daha çok bir köşeyi dönmenin aracı olarak kullanılan köşe yazarlığının gündeminden çekildikten sonra ele alınmasında fayda var. Fayda var çünkü onların büyük bir kısmı, popülist bir gevşekliğin kollarında zırvalamaktadır. Tüketilecek şeyi aramanın ve bulunca onu nesneleştirmenin peşinde köşelerdir büyük kısmı. Buranın bu anlamda bir köşe, yazının da köşe yazısı olmadığını fark etmekle işe başlayabiliriz. Burası bir mevzi, yazı da bir mermidir.
İsmet Özel’in, Türklük ve Alevilik üzerine söyledikleri, hayatlarındaki en önemli entelektüel uğraşları televizyon izlemek olan bir kitlenin gündemine, yine televizyon sayesinde taşındı. Onların yarım akılla söyledikleri gibi söylemiş olursak, İsmet Özel’in söyledikleri ‘gündeme bomba gibi düştü’ Kimileri bu bombanın altında, kimileri üstünde kimileri de yanında kaldı. ‘Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor’ diyen, yeryüzünün yaşayan en büyük şairinin sözleri karşısında birileri fena halde ürktü. Haklılar.
Öncelikle zorunlu bir açıklama yapmak durumundayım; belirtmek gerekir ki, bu yazı İsmet Özel’in söylediklerini tevil etmek ya da açıklamak için yazılmadı. ‘İsmet Özel aslında şunu dedi’ ya da ‘demek istiyor’ gibi bir saygısızlığa da başvuracak değilim. İsmet Özel’in sözlerini savunmak için de kaleme alınmış bir yazı değil bu. Bu yazıyı kaleme alıyor olmamın tek gerekçesi var. O gerekçe de İsmet Özel’in sözleri karşısında, belli yerlerde türeyen soytarıların, cehalet ve küstahlığın sınırlarını aşarak Türkiye’nin bu en önemli düşünce adamının sözlerini ’saçmalık ve zırva’ olarak sunmaya çalışmalarıdır. O kadar kolay ve o kadar rahat değil. Herkesin haddini bildiği bir Türkiye ne kadar güzel olurdu? Bu yazıyı yazıyor olmamın gerekçesi, aslında kendimi savunmaktır.
Newsweek dergisi birçok arkeolog tarafından “
MEHMET GENÇ İLE TARİH SOHBETLERİ
Enstürmantal eserleri oldum olası çok severim. Müziğin o yalın halinde her notanın bir kapısı, her notanın bir meseli vardır benim için. Gerçi her dinlediğim parçada bunu yakalayamam ama yakın zaman önce bir arkadaşımın dinlettiği müzik beni kendine bağladı.
Prof. Dr. İskender Pala ile Divan edebiyatı, şiirin geçmiş ve bugünü, şairin vasıfları, okumama alışkanlığımız, edebiyat dünyamızın ve Türk dilinin geleceği üzerine hoş bir söyleşi yaptık. Önemli konuları konuşunca da hayli uzun bir söyleşi çıktı ortaya. Her kelimesini bütünden bir parça gördüğüm için olduğu gibi yayınlıyoruz.




Marmaray ve Arkeolojik Kazılar
İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri: Çarlık Rusyası ve Rus-Osmanlı İlişkisi
Dokunabildiğimiz Medeniyet Sergisi
II. Mustafa
Kemalistler Nutuk'u sansürledi
Abdülhamid devri Anadolu toprağına ne kattı?
İdris Bostan: Deryada bir katre niyetine
Türk Denizcilik Tarihi
I. İbrahim



