Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması – Malazgirt Savaşı ve Sonrası

Malazgirt Meydan Savaşı yalnız Türk, İslam ve Bizans için değil dünya tarihinde de dönüm noktalarından birini teşkil eder. Zira Malazgirt’e kadar Selçuklu Anadolu’da tam bir siyasi varlık gösterememiştir. Anadolu’ya iskân ettirilen Türkmen gruplar ve bazı yağmacı gruplar Anadolu’da faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Bazen bu faaliyetler Bizans için yıpratıcı oluyordu. Bizans’ın yanında bulunan bazı gruplar Türklere karşı mücadele edilemeyeceğini anlayıp Türk tarafına yanaşmaktaydılar. Bizans ordusu bu yüzyılda büyük bir bölünmeye uğramıştı ve ordusunun çoğu ücretli askerlerden oluşmaktaydı. Savunma ve mücadelelerini arkasına sığındıkları kalelerde, surlarda yapıyorlardı. Türkler içinse bu engelleri aşmak zor olmuyordu. Azerbaycan bölgesinde sıkışan Türkmen grupları her bahar ayında Anadolu’nun içlerine sokulup Anadolu’da çeşitli tahribatlara yol açıyorlardı. Bu durumdan rahatsız olan Bizans, çareyi Türkleri Anadolu’dan atıp Orta Asya bozkırlarında göndermede buldu. Bunu Bizans imparatorunun bu sözleri çok iyi özetlemektedir: “Sultanınız Alparslan’a haber veriniz ki ordumuzu İsfahan’da kışlatacak, atlarımızı Hamedan’da sulatacağım.” Türkler bu zamanda Anadolu’daki siyasi varlıklarını kesinleştirmek istiyordu. Anadolu’daki istila hareketleri de kesin sonuç sağlamıyordu. Bu kesinliği sağlamak için 1071 Malazgirt Ovası’nda Bizans ile Selçuklular karşılaştı ve Savaş Alparslan’ın galibiyetiyle sonuçlandı.

Bu sıradan bir galibiyet gibi gösterilse de Anadolu’da Bizans direncinin tamamen kırılması ve ilk defa bir Bizans imparatorunun Türkler tarafından esir edilmesi bu galibiyete Türk, İslam ve Bizans tarihinde özel bir önem kazandırmıştır. Artık Anadolu’da Türklere karşı kayabilecek Bizans tehdidi ortadan kalkmış ve bölgede ilerlemenin ve siyası varlık kumanın yolu açılmıştır. Bazı Avrupalı yazarlar Malazgirt Savaşı’nı sıradan bir savaş olarak görmekle beraber, Bizans’ın burada çok asker kaybetmediğini söylemektedir. Bunlar Avrupa’nın Türk korkusundan başka hiçbir şeyle ifade edilemez. Batılı bir tarihçi olan Claude Cahen Avrupa’nın geçirmiş olduğu tramvayı şu sözlerle açıklamaktadır: “Anadolu’nun Tükler tarafından fethedilmesi ve Türkiye diye bir ülke haline gelmesi, Avrupalılara her zaman kavranamayacak bir durum olarak görülmüştür.” Bu büyük zafer, yalnız İslam dünyasında değil, Bizans ve Avrupa ülkelerinde de dikkatle izlenmiştir. Zaferden birkaç yıl gibi kısa bir süre sonra Anadolu ve Suriye’de hakimiyetin Türklerin eline geçmesi sonucunda, bütün Avrupa Bizans’ı kurtarmak amacıyla harekete geçecek ve haçlı seferlerinin hazırlıklarına başlayacaklardır. Tabi ki bu seferler yalnızca Bizans’a yardım için yapılmayacaktır. Asıl amaç doğunun zenginliği dolayısıyla buranın ele geçirilip sömürülmesidir (aynen günümüzde olduğu gibi). Malazgirt zaferi Türk ve dünya tarihinin dönüm noktalarından önemli bir hadisedir. Bu zaferin sonucunda, Bizans’ın bütün maddi imkânları kullanarak hazırlanmış olan büyük ordu ( bazı kaynaklarda 80.000 bazı 200.000 ama 100.000 az olmadığını bildiğimiz)  darmadağın edilmiş ve Anadolu’da Türklere karşı bir güç kalmamıştır. Zamanla Anadolu içlerine akarak Adalar Denizi ve Marmara kıyılarına inmeye başladı devamında millet olarak Anadolu’ya sel gibi akan Türkmenler artık istila ve yağma amacıyla değil fetih amacıyla Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Böylece Anadolu’nun başta Rumlar olmak üzere Ermeni ve Gürcü nüfusu, Türk nüfusu yoğunluğu karşısında çok azınlıkta kalmıştır. İşte Anadolu’nun Türkleşmesi gibi Türk ve dünya tarihinin çok önemli dönüm noktasından birini oluşturan Malazgirt bu sebeple özel bir yere sahiptir.

Malazgirt Sonrası Anadolu

Malazgirt Savaşı’nı takiben Azerbaycan bölgesine sıkışan Türkmenler önlerindeki Bizans engelinin de kalkmasıyla Anadolu’nun içlerine girmeye başladılar. Bir Arap kroniği: “Türkler her beldeyi aldılar ve hiçbir engelle karşılaşmadan her bölgeye yayıldılar. Öyle ki almadıkları memleket, tatmadıkları su kalmadı. Hükümdarlar gelişlerinden ürküp kaçtılar, vardıkları şehirleri doldurdular, hâkimlerini kovup kendi valilerini tayin ettiler.” Entrasan olan başka bir husus 1075’te Anadolu Selçuklu devleti kurucusu Süleyman Şah’ın hiçbir direnişle karşılaşmadan Bizans’ın hemen yanı başındaki İznik’i alarak başkent yapıp devletini kurması. Bu bize Anadolu’ya akınlar yapılırken hiçbir direnişle karşılaşılmadığının yani Bizans’ın 1071’de bütün direnişinin kırıldığının göstergesidir. Süleyman Şah’ın elini kolunu sallayarak gelip devlet kurması, hem de 4 yıl gibi bir süre geçmişken… Bu göç hareketi o kadar yoğun olmuştur ki dönemin kaynaklarında şu şekilde zikredilir:  “Rüzgâr gibi atlar üzerinde uzun saçlı, yaylı ve mızraklı askerlerBizans bu göçü tanrının Hıristiyanları cezalandırmak için gönderdiği askerler olarak zikretmişlerdir. Bu da bize Malazgirt Savaşı’ndan sonra Bizans’ın geçirmiş olduğu tramvayı gösterir.

Büyük Selçuklu sultanı Alparslan’ın ölümü ve oğlu Melikşah’ın tahta oturmasından sonra (1072), Türkmenlerin Anadolu’ya girişleri ve yerleştirilmeleri ilk dönemdeki yağma ve istila hareketlerinin aksine daha planlı bir şekilde yürütülmeye başlanmıştır. Hatta Süleyman şah, iç ve Orta Anadolu’da Türk boylarının sistematik bir şekilde iskân edip yerleştirme siyaseti izlemiştir. Takip edilen bu iskân politikasında özellikle Türk boylarının parçalanarak iskân edilmesine özen gösterilmiştir. Böylece kısa zamanda yoğun bir Türkmen kitlesini kendine çekmiş olan İç Anadolu sahasının Türkleşmesi ve İslamlaşması sağlanarak Anadolu bir vatan haline gelmeye başlamıştır.

Burada bir sorun var ki Türkmen akınların yapıldığı sırada buradaki yerli halka ne olduğu. Burada iki görüş vardır ki bu görüşler kanaatimce tarihi bir geçerliliği olmayan düşüncelerdir. hem Orta Asyacı görüşü savunan yazarlar hem de Anadolucu görüşü savunan yazarlar arasında bir takım farklılıklar vardır ki bunlar kendi milletlerini övmeden kaynaklanan görüşlerdir. Buna ise en güzel yanıtı Zeki Velidi Togan vermektedir. Togan : “Tarihi kaynaklar bize Hıristiyan ahalinin kütle halinde, şehir, kasaba, mahalle ve köyler halinde bir ihtida ederek eski dillerini muhafaza ettiklerini yahut Türkleştikleri hakkında hiçbir haber vermiyor. Herhalde böyle bir hadise vaki olmamıştır.” Kesin olan şu ki toptan bir ihtida harekâtının olup olmadığını, ne kadar kişinin yerinde kaldığını, ne kadar kişinin Türkleştiğini hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Anadolu’nun Türkleşmesi, İslamlaşması ve Türk vatanı haline gelmesine önemli ölçüde tesir eden Selçuklular tarafından sistemli şekilde uygulanan iskân politikasıdır. İskâna tabi tutulan Müslüman kitlelerin genellikle Türkmen boyları olduğu açıktır. Selçuklulardan öncede Anadolu’da Bizans kuzeyden getirdiği Türkleri sınır boylarına yerleştirerek buraların güvenliğini sağlamaya çalışmışlardır. Selçuklu siyasi askeri sebeplere bağlı olarak Hıristiyan Anadolu yerli unsuru ile yerleşmek ve yurt edinmek üzere Anadolu’ya gelen Müslüman Türkleri yani Türkmenleri iskâna tabi tuttuklarını göstermektedir. Ancak Anadolu’da gerçekleştirilen iskânların tek sebebi bu değildir. Selçuklu siyasi olarak Anadolu’da varlığını ortaya koyabilmek için Anadolu’da Türkmen unsurunu kullanmıştır. Bu iskânları diğer bir sebebi de ekonomiktir. Anadolu’nun iktisadi yapısı, gerek Bizans hâkimiyetinde gerek ilk Selçuklu fetihleri sırasında iyice sarsılmıştı. Ülkenin azalan nüfusunun, Selçuklu fetihlerinin başlangıçtaki olumsuz etkisiyle daha da azalması tarım ekonomisine dayana Bizans şehirlerini büsbütün küçülttü ve fakirleştirdi. Selçuklular; takip ettikleri iskan ve imar siyasetiyle kısa zamanda harap olan şehirleri imar etmeyi, azalan üretimi arttırtmayı ve duran ticari faaliyetleri yeniden canlandırmayı başardılar. Sonuç olarak Anadolu’nun Türkleşmesi İslamlaşması ve bir Türk vatanı haline gelmesinde Selçuklu sultanlarının ısrarlı bir şekilde uyguladıkları iskân politikasının etkisi büyük olmuştur. İskân uygulamaları ile Anadolu’nun hem etnik, ekonomik ve kültürel yapısında hem sosyal hayatında büyük değişlikler ortaya çıkmıştır.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

2 Yorum

  1. sinan diyor ki:

    S.a kaynak neresi bilgilendirirseniz sevinirim

  2. Müverrih diyor ki:

    Ders notlarıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>