Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Mayıs 2011 için arşiv

İstanbul Üniversitesi bu sene yüksek lisans ve doktora başvuru tarihlerini oldukça erkene aldı. Alışılmadık bir zamanda duyurular yayınlanınca herkes büyük bir telaşla bugünlerde başvurulara evrak yetiştirmeye gayret ediyor.

Tabii asıl mesele biraz da bundan sonrası. Sıralamaya girmek, sıralamaya giren adayların sınavı, mülakatı vs. derken sonuçları bekleme heyecanı… Öğreniminiz ya da ilgi alanınız üzerine yüksek lisans, doktora yapmak; emek vermeyi gözleriniz parıldayarak istemek…

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü hocalarından Prof. Dr. İdris BOSTAN başkanlığında yürütülmekte olan Akdeniz Dünyası Araştırmaları Yüksek Lisans Programı da bu sene tarihe, denize, denizciliğe gönül vermiş adaylar arasından öğrenci alımı yapacak. 5 kişilik kontenjanı bulunan programa başvurular bu hafta sonunda bitiyor.

Devamını oku »

Mustafa Armağan yazıyor:

Bundan tam 22 yıl önce “Zaman” gazetesinin manşeti gündemi sarsıyordu: “Atatürk, Samsun’a İngiliz vizesiyle gitti.”

Nezih Uzel’in haberine göre, 1972 yılında görüştüğü İngilizlerin istihbarat dairesi başkanı Yüzbaşı Bennett, İngilizlerin, “millî hareketi” başlatmak üzere Anadolu’ya gittiğinin farkına varmalarına rağmen Mustafa Kemal’e engel olmadıklarını söylemiştir. Hemen itirazlar gelir: Madem İngilizler vize verdi, öyleyse belgesi nerede?

Bunun cevabını Türkiye 2 yıl sonra yine gazetemizden öğrenecektir. 19 Mayıs 1991 tarihli “Zaman”ın manşeti bu defa “Samsun’a İngiliz vizesi” şeklindedir ve tam 6 belge ilk kez görücüye çıkmaktadır. (Sonradan bazı hokkabazlar kitaplarında bu belgeleri ilk defa kendilerinin yayınladığını yazarak pay kapmaya çalışacaktır ama nafile.) Haberi yapan Vehbi Vakkasoğlu, belgelerin kendisine, kimliğini bilmediği “Bir dost”un gönderdiğini yazmıştır. Bu benim de tanıma şansına eriştiğim “dost”un kimliğini 20 yıl sonra açıklıyorum: Kâzım Karabekir’in damadı merhum Prof. Faruk Özerengin.

Böylece Türkiye, o zamana kadar dümeni kırık, pusulası bozuk, eski bir vapurla İstanbul’dan kaçarak Samsun’a çıktığını söyledikleri Mustafa Kemal Paşa’nın, aslında resmi bir görevlendirmeyle ve en önemlisi de, İngilizlerin onayıyla Anadolu’ya gönderildiğini öğrenmiş oldu.

Bu arada başka şaşırtıcı ayrıntılar da çıktı karşımıza. Genelkurmay ATASE Arşivi’ndeki bir belge bize Mustafa Kemal Paşa’nın yanında hiç de azımsanmayacak büyüklükte bir “karargâh” götürdüğünü göstermektedir. Bu belgeye göre Bandırma vapuruna 20 subay, 5 memur, 50 küçük subay ve 51 de silahsız küçük subay bindirilecek, yanlarına 17 binek hayvanı, 49 katır vs. ile 4 tane de otomobil verilecektir. (Aktaran: Z. Türkmen, “Mütarekeden Milli Mücadele’ye Mustafa Kemal Paşa”, Bengisu Yay., 2010, s. 146.)

Devamını oku »

TYB İstanbul Şubesi’nde “Son İyi Şeyler-Edebiyat Okumaları” devam ediyor.

Şair-yazar Hüseyin Akın tarafından her ay düzenli olarak yürütülen Edebiyat Okumaları’nda Mayıs ayı konuğumuz şair İbrahim Tenekeci.

21 Mayıs Cumartesi günü saat 17.00′de başlayacak etkinlikte, Hüseyin Akın ve İbrahim Tenekeci şiir üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirecekler. Aynı zamanda bir dertleşme olarak da nitelendirilebilecek söyleşide Tenekeci, dinleyicilerin sorularını da cevaplayacak.

İbrahim Tenekeci:

1 Eylül 1970 yılında Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde doğdu. Lise eğitimini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Bir dönem kitapçılık yaptı.

İlk şiiri 1988 yılında yayınlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Düş Çınarı ve Kaşgar dergilerinde göründü. 1998 – 99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı.

Devamını oku »

Malazgirt Meydan Savaşı yalnız Türk, İslam ve Bizans için değil dünya tarihinde de dönüm noktalarından birini teşkil eder. Zira Malazgirt’e kadar Selçuklu Anadolu’da tam bir siyasi varlık gösterememiştir. Anadolu’ya iskân ettirilen Türkmen gruplar ve bazı yağmacı gruplar Anadolu’da faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Bazen bu faaliyetler Bizans için yıpratıcı oluyordu. Bizans’ın yanında bulunan bazı gruplar Türklere karşı mücadele edilemeyeceğini anlayıp Türk tarafına yanaşmaktaydılar. Bizans ordusu bu yüzyılda büyük bir bölünmeye uğramıştı ve ordusunun çoğu ücretli askerlerden oluşmaktaydı. Savunma ve mücadelelerini arkasına sığındıkları kalelerde, surlarda yapıyorlardı. Türkler içinse bu engelleri aşmak zor olmuyordu. Azerbaycan bölgesinde sıkışan Türkmen grupları her bahar ayında Anadolu’nun içlerine sokulup Anadolu’da çeşitli tahribatlara yol açıyorlardı. Bu durumdan rahatsız olan Bizans, çareyi Türkleri Anadolu’dan atıp Orta Asya bozkırlarında göndermede buldu. Bunu Bizans imparatorunun bu sözleri çok iyi özetlemektedir: “Sultanınız Alparslan’a haber veriniz ki ordumuzu İsfahan’da kışlatacak, atlarımızı Hamedan’da sulatacağım.” Türkler bu zamanda Anadolu’daki siyasi varlıklarını kesinleştirmek istiyordu. Anadolu’daki istila hareketleri de kesin sonuç sağlamıyordu. Bu kesinliği sağlamak için 1071 Malazgirt Ovası’nda Bizans ile Selçuklular karşılaştı ve Savaş Alparslan’ın galibiyetiyle sonuçlandı.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)