Ağustos 2010 için arşiv
1001 İcat Sergisi – İcatlardan Seçmeler


Saat
‘Otomatik makine’ kavramının babası sayılan El Jazari, yaşadığı dönemin Diyarbakır’ında hüküm süren Artuklu hanedanının sultanları için çok sayıda saat üretti. El Jazari’nin en etkileyici eserlerinden biri olan “fil saati”; Arşimet’in ilkelerini ve Hintlilerin ‘su saati’ mekanizmasını harmanlayan karmaşık bir tasarımdı.
1200′lü yılların başında Türkiye’nin güneyinde, Irak’ın kuzeyinde bulunan Cizre’de, bilim adamı İsmail Ebul Aziz Bin Rezzaz El Ciziri tarafından yapılan bu saatin, ilk saat tasarımlarından biri olduğuna dikkat çekiliyor.
Devamını oku »
İslam aleminin bilime katkısını konu alan “1001 İcat: İslam Mirasını Keşfedin” adlı sergi Londra’dan sonra İstanbul Sultanahmet meydanında açıldı.
Sergide, 700-1700 yılları arasındaki bin yıllık döneme ait, Ortaçağ’da Arap doktorların, gökbilimcilerin kullandığı araç gereçten, 13. yüzyılda bugün Türkiye’de bulunan Cizre’de yapılmış bir saate kadar bir çok ilginç tasarım var.
Filli saat, aslında serginin en dikkat çeken parçalarından
1206′da tasarlanıp yapılmış olan orijinal saatin maketi, altı metre yüksekliğinde.
Dev bir fil yontusunun üzerine oturtulmuş saatin akrep ve yelkovanı ejderhalara benzetilmiş. Ayrıca saat başlarının vuruşuyla birlikte hareket eden sarıklı bir takım robotlar var. Saat, daha önce antik Yunan’da da kullanılan bir su düzeneğiyle çalışıyor.
Serginin hem fikren doğuşunda hem fiilen gerçekleşmesinde önemli rol oynayan Profesör Salim el Hasani bu tasarımı şu sözlerle anlatıyor:
“1200′lerde, Türkiye’nin güneyinde; Irak’ın biraz kuzeyinde bulunan Cizre’de, İsmail Ebul aziz Bin Rezzaz El Cizirî tarafından tasarlanıp yapılmış. Çeşitli medeniyetlerin, insanlığın gelişmesine katkısını sembolize ediyor. El Cizirî kendi yaşadığı yerin doğal ortamında böyle bir hayvan olmamasına rağmen, saati bir filin üzerine oturtmuş, bu Hint medeniyetini simgeliyor. Filin karnına yerleştirilen ve saati çalıştıran su düzeneği antik Yunanı, inip çıkan ejderhalar Çin’i, sarıklı robotlar İslam dünyasını, kalenin üzerinde duran Zümrüd-ü Anka kuşu da antik Mısır medeniyetini temsil ediyor. Kısacası medeniyetler saati diyebiliriz buna…”
Bal Şifadır
Yakın çevremdekiler bilir, babam arıcılıkla meşgul. 90′lı yılların başında Şile’nin köylerinde oturuyorduk ve babam o zaman başladı arıcılığa. Sonraları şehrin içine doğru tayin çıkınca mecburen bırakmıştı. Emekli olunca o çok sevdiği arılarına kavuşma imkanı buldu. 4-5 yıldır arıcılık yapıyor.
Gezgin Arıcılık yapıyor. Yani mevsimine ve çiçeğine göre arıları gezdiriyor. İlkbaharla birlikte kanola, akasya, kestane, ıhlamur, mevsim çiçeği ve ay çiçeğinden istifade etmek için arıyı bir iki sefer taşımak durumunda. Bunca zahmete rağmen bir mevsim içinde Allah’ın nasib ettiği kadarıyla farklı çiçeklerden bal alınmış oluyor.




Attila Dönemi
İbrahim Kalın Dergâh'ta
Osmanlı’nın Avrupa’ya bakışı
Haliç Tersanesi müze olacak ama...
Prof. Dr. İdris Bostan ve Osmanlı Denizciliği
Kamûs-i Bahrî - Deniz Sözlüğü
Kanunnameler
Akdeniz Dünyası Araştırmaları'na başvurular başlıyor
İtibar geldi!



