Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Haziran 2010 için arşiv

İsmet Özel şiirlerinden en çok beğendiğim birkaçının hem metnini hem de İsmet Özel’in kendi sesinden okumalarını paylaşmak istedim. Şiirlerin altındaki ses dosyalarını dinleyebilirsiniz.

Devamını oku »

PKK terörünü, Kürtlerin bu teröristlere karşı aldıkları / almadıkları tavrı ve devletin tutumunu birkaç başlık altında değerlendirmeye çalışacağım.

APO ve Ergenekon ilişkisi

APO’nun Ergenekon bağlantılı bir maşa olduğunu biliyoruz artık. Bunun kesinliği bana gün gibi ama bazıları hâlâ Ergenekon falan olmadığını söyleyecektir. Dolayısıyla bağlantı da olmaz. Ama gerek Yalçın Küçük, gerekse Doğu Perinçek’in APO tarafından güllerle karşılandığı fotoğrafları hatırlarsak biraz daha doğruya yaklaşırız. Bunun gibi yüzlerce örnek veya bağlantı var. Bu bağlantılardan dolayı bir noktayı ifade etmemiz gerekiyor.

PKK terör örgütüne destek sağlamak için JİTEM adıyla bölgede derin bir yapılanma kurulup faili meçhuller, zorbalıklar kasıtlı şekilde artırıldı. Halkın devlete olan güveni sarsıldı, bağı koparıldı. PKK’yı kurtarıcı olarak görmeye zorlandılar neredeyse. Derin devletin bölgede birilerinin hesabına yaptıkları bu işler bugün ortaya çıkıyor. Başımıza açtıkları bu belanın ve 30 bin masumun hesabını vermeliler. Tabi buna da “bağımsız yargı” müsaade ederse.

APO’nun idamı meselesi ve idam yasası

Bugün idam yasasının yeniden yürürlüğe girmesini isteyenler var. Bunlardan biri de benim. PKK’lı teröristler gelecek gencecik askerleri öldürecek, yakalanırsa cezaevine girip 10 yıl sonra çıkacak. Yok öyle yağma. Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zafer Üskül, idamın adını bile duymak istemiyormuş. Nedenmiş, insan haklarına aykırı imiş. İnsan haklarına uygun olan teröristlerin eylemleri midir? Sayın Üskül’ün canı yanarsa anlar ya, Allah ona da acı vermesin ama eğer bu milletin acısını dindirmek istiyorlarsa APO’yu da diğer yakalanan teröristleri de, teröre destek verenleri de asmak lazım.

Devamını oku »

Prof. Dr. İdris Bostan’ın son kitabı “Midilli’nin İşgal Günlüğü -1912-” Küre Yayınları tarafından yayınlandı. Dönemin resmi raporları ve gazeteleri incelenerek işgalin safhaları ve yaşananlar aktarılıyor.

Midilli’nin İşgal Günlüğü‘nde Midilli’nin Yunanistan tarafından işgali, Balkan Harbi’ndeki deniz harekâtlerı bağlamında inceleniyor.

Prof. Dr. İdris Bostan hocamız kitabın önsözünde işgalle ilgili şu görüşlere yer veriyor:

Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesine giden yolda yaşanan siyasi ve askeri olaylar hakkındaki etüdler, tarih araştırmaları için hala arzu edilen düzeye ulaşmamıştır. Bu sebeple Yakın Dönem Tarihinde, günümüze yaklaştıkça bilinmezlerin daha da artması kaçınılmaz hale gelmektedir. Yaklaşık yüz yıl önce Balkan Harpleriyle başlayan ve Harb-i Umûmî ile bütün Osmanlı coğrafyasına yayılan büyük devletlerin hemen tamamının bir şekilde taraf olduğu bu muazzam hadiseler, hiç olmazsa önce Osmanlı belgelerine göre ayrıntılarıyla araştırılması gerekmektedir.

Midilli adasının Yunanistan tarafından işgali (1912), Balkan Harbi’ndeki deniz harekâtları arasında incelenmesi gereken bir konudur. Bu hadise, denizlerde güç kaybetmiş ve üstelik o sırada donanmasını Balkanlardan gelecek bir taarruzun karadan İstanbul’a geçişini engellemek maksadıyla Karadeniz ile Marmara’ya yerleştirmiş Osmanlı İmparatorluğu’nun adaları savunmasız bıraktığı bir döneme rastlamaktadır.

Devamını oku »

Mavi Marmara gemisine İsrail domuzlarının saldırmasının üzerinden birkaç gün geçti. Müslüman dünyada bugüne kadar neler oldu, neler olmalıydı?

Öncelikle İsrail’in yaptıklarını hiç garip bulmuyorum. Onlar üzerine düşeni yaptı. Yıllardır yaptıkları da zaten buydu. Katil, vahşi ve hukuksuz “lanetli bir kavim” olarak coğrafyayı kana ve gözyaşına buladılar. Asıl önemli olan bizim ne yaptığımızdır.

Gemilerde çoğunluk olan ve ölenlerin tamamının Türk olmasından dolayı Türk Hükümeti, birinci derecede tepki gösterdi ve İsrail tarafından gözaltına alınanların serbest bırakılması için uluslararası arenada çaba gösterdi. Ancak gerek elçiyi geri çekme gerekse 3 tatbikatın iptal edilmesi kamuoyunun ağzına bir parmak bal oldu.

Katliama karşı atılması gereken adımlar bunlar olamaz elbette. Diplomatik alanda atılan adımlarsa sadece yaralıları işgalci Yahudi Varlığı’ndan almakla neticelendi. Şehid edilen Müslümanların, akıtılan kanların hesabı ise diplomatik teranelerle, hükümetinin olağanüstü(!) diplomatik çabalarıyla, uluslararası hukuk-guguk-mukuk yaygaralarıyla geçiştirildi.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)