İnsanlar neyi bilip neyi bilmediklerini hiç tartmadan her konuda konuşuyor. Diğer ülkeleri bilmediğim için Türkiye için söyleyeyim, kahvehane muhabbetiyle ülkeler kurtarıldığı, takımların şampiyon olduğu, belediyenin iyi idare edildiği söylenir. İnternet alimliğinin arttığı şu günlerde ne yazık ki okumuş cahiller de çoğaldı. Aslında hepsi üniversite okuyor ya da üniversite mezunu. Ama üniversite bunların cehaletini almaya yetmemiş. Otobüste, tramvayda ya da gazete köşelerinde yazan koca koca adamlarda bu cehaleti görmek mümkün.
Nisan 2010 için arşiv
Cahilin en tehlikelisi okumuş olanıdır
Çeçen’e öyle Ermeni’ye böyle!
Çeçen’e öyle Ermeni’ye böyle!
Türkiye’deki Çeçenlere yönelik baskılar artırılıp sınır dışı edilirken, Rum bir ailenin çocuğu Lazaridis’e vatandaşlık veriliyor. En son Meclis’te Canan Arıtman’ın bilgilendirmesi ile Ermenilere de sınırsız oturma izni için çalışmalar başladı. Aynı şekilde kaçak Ermeni çocukları en iyi şartlarda eğitim alırken Çeçen mülteci kamplarında insanlar elektriksiz, zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan İMKANDER Başkanı Nuray Canan Bezirgan, savaş mağduru Kafkasyalı ailelerin sözcüsü olarak Hükümetten acil olarak taleplerde bulundu.
Rum Lazaridis’e vatandaşlık
BlackBerry’nin kurucusu ve CEO’su olan Mike Lazaridis’in Türk vatandaşlığına geçirileceği haberleri tepkileri de beraberinde getirdi. İstanbullu bir Rum ailenin çocuğu olan Lazaridis’in Türk vatandaşlığına geçirilmesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan direktif verirken, askerlik sorunu ile alakalı da Genelkurmay Başkanlığı ile görüşmelerin sürdüğü iddia edildi.
Unutulmuş Sınırlar
Son aylarda çok güzel kitaplar yayınlanıyor. İşte bunlardan sonuncusu da Küre Yayınları tarafından yayınlanan “Unutulmuş Sınırlar – 16. Yüzyıl Akdeniz’inde Osmanlı-İspanyol Mücadelesi” adlı kitap oldu. Bu kitapta fakülteden değerli hocalarımızın emeklerini görmek ayrıca beni sevindirdi. Uzun zamandır tercümesini beklediğim bir kitaptı.
Andrew Hess bu kıymetli eserinde, Akdeniz hakimiyet mücadelesi içinde Osmanlı ve İspanya arasındaki çatışma ve çekişmelerin daha derininde yatan bağları veya ayrılıkları görmeye çalışıyor. İki büyük gücün, iki dinin temsilcisinin çarpışmasında merkezin emrinin uzaklarda, sınırda nasıl algılandığına dair sorgulayıcı ve düşündürücü bir eserle karşı karşıyayız.
Unutulmuş Sınırlar – 16. Yüzyıl Akdeniz’inde Osmanlı-İspanyol Mücadelesi
Batı ve Orta Akdeniz, on altıncı yüzyıl boyunca Osmanlı ve İspanyol imparatorlukları arasındaki mücadeleye sahne oldu. 1492 yılında Gırnata’nın düşüşü İspanyol anakarasında bir Müslüman-Hıristiyan çatışmasına yol açmışken, Osmanlılar’ın Kuzey Afrika’daki fetihleri de bu çatışmanın büyümesine neden oldu. Bu mücadeleye Osmanlı korsanları da katıldı ve bölge bir savaş alanına dönüştü.
Sebük Tegin’in Pendnâmesi
İslam tarihinde, genelikle siyasetnâme veya nasihatneme adı ile bilinen, idareci ve hükümdarlara adalete ve İslam’a uygun bir idare uygulamaları bakımından öğütler olarak tanımlanabilen yazıların çok eski bir geleneği vardır. Hz. Peygamber zamanında ilk seriyyelere çıkan grupların reislerine, faailyetleri sırasındaki tutumları bakımından, Peygamber tarafından yapılan tavsiye ve nasihatlarin siyer kitaplarına akseden metinleri bu tür öğütlerin öncüleri sayılabilir.
İslami siyasetnâmelerin fars dilinde yazılmış olanlarının en ünlüleri Keyka’us b. İskender b. Kabus b. Veşmgir’in Kabusnâme’si ile Nizam’ül- Mülk’ün Siyasetnâme’si yanında, Gazneliler devletinin ikinci ve asıl şöhretli hanedanının kurucusu Sebük Tegin’e izafe edilen Pendnâme ise, bu zikredilenlerden daha eski ve belki de bu türde farsça yazılanların en eskisidir.
Halil İnalcık’tan yeni kitap: Osmanlılar
Halil İnalcık Hoca’nın yeni bir kitabı yayınlandı: Osmanlılar. Kitabı henüz görmedim. Yeni makaleler mi, yoksa daha önceki makalelerin gözden geçirilmiş halleri mi bilmiyorum. Ama tahminimce tarih meraklısı okurlara yönelik daha sade hazırlanmış bir kitap olabilir.
Timaş Yayınları’nın son zamanlarda çok güzel tarih kitapları yayınlamaları da dikkatimi çekiyor. Tarih editörü Adem Koçal’ın gayretlerinin bu serinin oluşmasında payı büyüktür sanırım.
Basın Bülteni’nden:
Fütühat, İmparatorluk, Avrupa ile İlişkiler
Altmış yılın ürünü; Halil İnalcık Osmanlılar’ı Yazdı… Halil İnalcık, Osmanlı sosyal-ekonomik yapısını, onu belirleyen belli başlı kurum ve kanunları, tahrir sistemini, Osmanlı’nın kuruluşuna dair merak edilen soruları, Osmanlı fetih yöntemlerini, tarihten günümüze Avrupa ile ilişkilerle alakalı bugüne kadar bilinmeyen birçok şeyi Osmanlılar kitabında anlatıyor.
Bu kitabı okuyanlar umuyoruz ki, Osmanlı Devlet-i ‘Aliyye’sinin (İmparatorluğunun) ortaya çıkışı ve gelişimi, fetih yöntemleri, devlet sistemi ve nihayet ezeli rakibi Hıristiyan Avrupa ile ilişkileri üzerine altmış yıla varan araştırmalarımın genel çizgisini bulacaktır.
Prof. Dr. Halil İnalcık
Halil İnalcık, bu sahanın en seçkin uygulayıcılarından biri… Dünya bilimine katkıları su götürmez. Çabalarının hedefi haline gelmiş konu üzerinde bize sadece teşekkür etmek düşer.
Immanuel Wallerstein
Türk-Ceneviz Ticareti
Ceneviz, henüz Osmanlı Beyliği tarih sahnesine çıkmadan önce, Akdeniz, İstanbul ve Karadeniz’deki kolonileriyle ticarette önemli bir konum elde etmişti. Bu konumunu bazı kesinti dönemlerine rağmen, İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonrasına kadar sürdürdü.
Kate Fleet’in yakın zaman önce Türkçe’ye kazandırılan kitabı “Erken Osmanlı Döneminde Türk Ceneviz Ticareti” Türkiye İş Bankası Yayınları arasından yayınlandı. Kitapta Ceneviz ve Osmanlı arasındaki ticaret vesikalar ışığında ele alınıyor. Ayrıca Aydın ve Saruhan gibi Anadolu Beylikleriyle vuku bulan ticari münasebetler, Ceneviz’in ticari yetenekleri açısından söz konusu ediliyor.
Osmanlı Öncesi
Kitabın kapsamına giren yüzyıllar (13. ve 14. yy) arşiv malzemeleri ve özel kayıtlar açısından oldukça fakir olduğundan ticaret gibi karmaşık ilişkiler ağını ortaya çıkarmak çok kolay bir uğraş olarak görülmemelidir. Dolayısıyla Fleet’in çalışması çoğunlukla Ceneviz noter kayıtlarına dayanmakla beraber, elde var olan kısıtlı belgelerin tamamına bakıldığı görülmektedir.
Osmanlı – Ceneviz ticareti ele alındığında, dolayısıyla Ceneviz’in İslam dünyasıyla ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Devleti, özellikle 14. yüzyılın ikinci yarısından sonra, bulunduğu konum itibariyle Ceneviz, Venedik gibi deniz tüccarlarının Anadolu Beyliklerine giriş kapısı durumundaydı.
ÖSYM’nin ÜDS beceriksizliği
ÜDS, yani Üniversitelerarası Dil Sınavı 21 Mart 2010 Pazar günü yapılmıştı. Son 4-5 yıldır ÜDS ve KPDS gibi sınavların açıklanma süreleri 12. ya da 15. gün idi. Bu nedenle son ÜDS’den sonra herkes geçen hafta Pazartesi’nden itibaren beklemeye başladı. Stres dolu uzun bir bekleyiş oldu bu. Çarşamba günü nihayet açıklanacak diye beklenirken yine açıklamadılar.
ÖSYM’yi aradığımda, bir ay yasal süreleri olduğunu, yasal süre dolmadan şu zaman açıklayacağız deme lükslerinin olmadığını, bu nedenle duyuru yapmaya da mecbur olmadıklarını söyleyiverdiler. Dalga geçer gibi sitemizi takip edin, her an açıklanabilir demeleri ise artık iyice çileden çıkarttı.
Dün yapılan ve 1.5 milyon öğrencinin girdiği ve standart sapma vs. gibi hesaplama sıkıntıları olan YGS sınavını bile ay 2-3 haftada açıklayacağız dediler. Ama 70 bin kişinin girdiği ve sadece doğru sayısı X 1,25 olan bir sınavı neden açıklamıyorlar? Ne yapmaya çalışıyorlar?




Osmanlı Arşivleri sele kapılır mı?
I. Dünya Savaşı ve Osmanlı
Başkalarının acıları
Bombay'a saldıran kim, arkasındaki güçler kim
İstanbul'un altından hazine çıktı
Süleymaniye Camii müze midir?!
Halil İnalcık sempozyumu
İsmet Özel şiiri "kurt" gibidir
Sebük Tegin'in Pendnâmesi
Sultan Celaleddin Mengübirti'nin Hayatına Dair



