KİTÂBÜ’T – TABİH
Abbasi Bağdatından Yemekler, Tatlılar, Çeşniler
Muhammed b.-El Kerim
Çeviri: Nazlı Pişkin
176 sayfa, Kasım 2009
Genellikle Bağdâdî adıyla anılan 13. yüzyılda yaşamış Bağdatlı kâtip Muhammed b. El-Kerim’in derlediği Kitâbü’t-Tabîh yüzyıllar boyunca Türklerin en beğendiği yemek kitabı oldu. Bu kitabın daha önce Ayasofya Camii Kütüphanesi’nde muhafaza edilmiş özgün yazması bugün hâlâ İstanbul’da, ama artık Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunuyor. Daha sonraki bir tarihte Kitâbü’t-Tabîh’deki 160 reçeteye 260 reçete eklenerek elde edilen genişletilmiş esere Kitâbü’l-Vasfi’l-Et‘ime el-Mu‘tâde adı verilmiş. Kitâbü’l-Vasfi’nin günümüzde bilinen üç kopyası da Türkiye’dedir; bu yazmalardan ikisinin Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunması, Türkler’in bu kitaba ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Son olarak, 15. yüzyıl sonunda Şirvani, Kitâbü’t-Tabîh’i Türkçeye çevirmiş; ancak çeviriye kendi devrinde yaygın olan bazı reçeteleri eklemiş ve böylece Türkçe ilk yemek kitabını kaleme almış. Bağdâdi kitabının giriş kısmında kitabını nasıl bölümlediğini şöyle açıklamış:
Bu kitabı 10 bölüme ayırdım. Başlıkları şunlar:
1. Bölüm, havâmiz (ekşi yemekler) ve çeşitleri.
2. Bölüm, sevâzic (basit yemekler) ve çeşitleri.
3. Bölüm, kalâyâ [kalyeler] ve nevâsif (kızartılarak ve sossuz olarak yapılan yemekler) ve çeşitleri.
4. Bölüm, herâ’is (herise çeşitleri; lif lif didilmiş etle dövülmüş tahıl yemekleri), tennûriyyât (etli, dövülmüş tahıl yemekleri) ve benzer yemekler.
5. Bölüm, mutaccenât (tavalar), bavârid (soğuk yemekler), maklûbe (yumurtalı yemekler) senbûsec (senbuse) ve benzer yemekler.
6. Bölüm, taze ve tuzlu balık yemekleri.
7. Bölüm, muhallelât (turşular), si’bâg (mezeler ) ve mutayyibât (çeşniler).
8. Bölüm, cevâzib (cûzâb çeşitleri; fırınlanmış etle birlikte servis edilen meyve ve sebze tatlıları), ahbisa (habîsa çeşitleri; un veya ekmek kırıntısıyla koyulaştırılmış tatlılar.)
9. Bölüm, helâva (helvalar) ve çeşitleri.
10. Bölüm, katâyif [kadayıf], huşkenânec (kurabiyeler) ve benzerleri.
OSMANLI KAHVEHANELERİ
Mekan, Sosyalleşme, İktidar
Hazırlayan : Ahmet Yaşar
139 sayfa, Ekim 2009
Kahvehane; Kültürel birikim ortamı, sosyalleşme mekânı ve siyasi iktidar karşısında halkın sesini duyurabildiği bir kamusal alan… Osmanlı toplumunda 16. yüzyıl ortalarında bir şehir mekânı olarak gelişen kahvehaneler, yepyeni bir sivil deneyimin gelişmesine katkıda bulundular. Değişik zümrelerden ve kültür seviyelerinden insanların kahve içmek ve sohbet etmek amacıyla gittikleri bu yerler, kısa zamanda toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan bir konuma geldi. Bu kitap, beş akademisyenin bu konudaki çalışmalarını bir araya getiriyor. Makalelerin en önemli ortak yanı “kamusal alan” kavramsallaştırmasının bir çeşit eleştirisi ve Osmanlı’da kahvehane kamusallığını anlama çabası. Selma Özkocak; kahvehanelerin gelişiminin daha geniş ölçekli gelişmelerle, örneğin 16. yüzyıl ve sonrasında artan şehirleşme, şehre göç ve bunun bir sonucu olarak sosyalleşmedeki yükseliş ve bütün bunların da özel alanın ve daha çok ev yaşamına ait geleneksel konukseverlik yapısının dönüşümü ile ilişkilendirilmesinin önemini vurguluyor. Uğur Kömeçoğlu; kahvehaneleri Sennett’in “aktör olarak insan” biçiminde kavramsallaştırması ve kamusal alanın bir sosyallik formu olarak okunması üzerinden irdeliyor ve bu mekânda gerçekleşen meddah, karagöz, ortaoyunu, âşık gösterileri gibi toplumsal performansları mekânsal ve eleştirel kamusallığın öğeleri olarak sunuyor. Ahmet Yaşar; kahvehanelerin, Osmanlı İstanbul’una girişi sırasında ve sonrasında devlet erkânı ve ulema arasındaki kötü şöhretini inceliyor ve siyasi iktidarın kahvehane kamusallığı üzerindeki kontrolünü irdeliyor. Ali Çaksu; 1826 yılına kadar Osmanlı siyasetine belirgin biçimde yön veren yeniçerilerin kahvehanelerle ilişkilerini inceliyor ve yeniçeri kahvehanesinin kahve ve tütün içilecek bir yer olmasının yanısıra bir edebiyat salonu, isyancı karargâhı, karakol, tekke, iş bürosu ve mafya kulübü gibi işlediğini örneklerle ortaya koyuyor. Cengiz Kırlı ise 1840-1845 yıllarına ait “havadis jurnalleri” adını taşıyan bir dizi belge üzerinden, mezkûr dönemde sıradan İstanbul insanının kahvede, sokakta, çarşı ve pazarda ve hatta evlerinde yaptıkları sohbet ve dedikoduları inceliyor.
HADİCE TURHAN SULTAN
Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadın Baniler
Lucienne Thys-Şenocak
Çeviri: Ayla Ortaç
388 sayfa, Kasım 2009
Hadice Turhan Sultan yaşamı boyunca Osmanlı sarayının siyasal ve kültürel pek çok gündemini biçimlendirdi; saltanatın iktidar ve serveti ile geleneksel ayrıcalıklarının çoğunun sahibi oldu. Bu ayrıcalıkların biri de Osmanlı’nın hem başkentinde, hem de vilayetlerinde büyük ölçekli mimarlık çalışmalarının himayesiydi. Turhan Sultan otuz yaşını biraz geçtiğinde mimarlığın etkin bir hamisi olmuştu. 1658’de Çanakkale Boğazı’nın Ege girişinde iki büyük kalenin yapımını başlattı. 1661’de İstanbul’un Haliç’teki hareketli limanının merkezinde yer alan Eminönü semtinde camiyle birlikte sıbyan mektebi, türbe, hünkâr kasrı ve çarşısı da bulunan Yeni Cami Külliyesi’nin yapımına girişti. Daha ileri yaşlarında Trakya’daki, Balkanlar’daki ve Girit’teki Osmanlı topraklarında çeşitli vakıf binaları yaptırdı; ayrıca Mekke’ye giden Hac yolu üzerinde imaretlere kaynak sağladı. Turhan Sultan’ın valide sultan olarak edindiği siyasal otoriteyi meşrulaştırmasını sağlayan ve onu erken modern dönem Osmanlı tarihinde belirgin bir güç haline getiren de işte mimarlığı böyle iddialı biçimde himaye etmesiydi. İslam imparatorluklarında kadınların, kamusal alana fiziksel erişimlerini kısıtlayan ve kendilerini göstermelerini yasaklayan kültürel uygulamalar nedeniyle güçsüz oldukları yönündeki yaygın düşünceye karşın son zamanlardaki araştırmalar İslam saraylarına mensup birçok kadının kendilerini temsil edecek ve halk arasında görünürlüklerini sağlayacak oldukça iddialı imar projelerine giriştiğini ve törenselliğe özel ilgi gösterdiklerini ortaya koymuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadın Baniler; Hadice Turhan Sultan’da yanıtı aranan temel bir soru, mimarlığın Osmanlı saray kadınlarınca kendilerini temsil ve ifade etmekte nasıl kullanıldığıdır. Lucienne Thys-Şenocak Koç Üniversitesi öğretim üyesidir ve başlıca ilgi alanları Osmanlı mimarlık ve kent tarihi, sözel tarih, kültür tarihi ve cinsiyet çalışmalarıdır.




Kanunnameler
Akdeniz'de Osmanlı Gücü
Sened-i İttifak ve Tanzimat
Yavuz Sultan Selim ve Arap Dünyası
Alevi Katliamı İddiasının Hakikat Payı Bulunmuyor
Tanpınar ve İsmet Özel Derkenar'da
10 bin yıllık İran Medeniyeti Topkapı Sarayı'nda
Taşınıyoruz
Hayat güzeldir, dünya aldanmalık
İbrahim Kalın Dergâh'ta



