Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Ocak 2010 için arşiv

Her insan yarınını, bir yıl sonrasını, işini planlamak ister. Geleceğini planlayan insan olabildiğince hazırlıklı olur ve sürprizlerden uzak durabilir. Ancak geleceğiyle ilgili plan yapamayan insanlar git gide derin ve karanlık bir kuyuda umutsuzluk denen duyguyla tanışırlar. Plan yapsa dahi, yaptığı planların tamamı “-se, -sa”lı cümlelere bağlı olanlar da en az plan yapamayanlar kadar bedbahttır sanırım.

Türkiye şartlarında birçok kesimden, yani işçisinden patronuna, öğrencisinden memuruna kadar her kesimde umutsuz insanların olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak kesin olan bir şey var ki; üniversiteden mezun olanların ekseriyeti gelecekle ilgili belirsizlikler nedeniyle büyük sıkıntılar çekmektedir.

Devamını oku »

Denizcilik Müsteşarlığı Müşaviri ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İdris Bostan, Haliç Tersanesi’nin ”Denizcilik Müzesi”ne dönüştürülmesi konusunda çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi.

Prof. Dr. Bostan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı döneminde denizciliğin kalbinin attığı Haliç’teki Tersane-i Amire’nin, yüzlerce yıl deniz yollarının güvenliğini sağlayan Osmanlı donanmasının üssü ve 16. yüzyıl Akdeniz dünyasında etkin 2 büyük tersaneden biri olduğunu belirtti.Bostan, bugün Karaköy’den Kağıthane’ye kadar olan tesislerde, farklı dönemlerde gemi yapımı ve onarımı amacıyla binlerce zenaatkarın çalıştığını söyledi.

Sahip olduğu yönetim binaları, gemi inşa tezgahları, havuzları, malzeme depoları, sosyal tesisleri, tarihe geçmiş zindanı, cami, çeşme ve mezarlıkları ile sadece Haliç kıyılarını değil içerilere doğru bütün bir semti (Kasımpaşa) denizci şehir haline dönüştüren bu kurumun tarihte oynadığı rolün dikkatle incelenmesi gerektiğini vurgulayan Bostan, şunları anlattı:

Devamını oku »

İskender Pala ile yaptığım ve Derkenar dergisinin ilk sayısında (Ocak 2004) yayınlanan söyleşiyi yeniden yayınlıyorum. Bazı soru-cevapların güncelliği kaybolmuş olsa da Pala, önemli görüşler beyan ediyor. Öte yandan, bu söyleşinin yayınlandığı tarihten bu güne şiirin, şairin ne olup olmadığı konusundaki anlayışımın değiştiğini ifade etmek isterim.

Prof. Dr. İskender Pala ile Divan edebiyatı, şiirin geçmiş ve bugünü, şairin vasıfları, okumama alışkanlığımız, edebiyat dünyamızın ve Türk dilinin geleceği üzerine hoş bir söyleşi yaptık. Önemli konuları konuşunca da hayli uzun bir söyleşi çıktı ortaya. Her kelimesini bütünden bir parça gördüğüm için olduğu gibi yayınlıyoruz.

Divan edebiyatını sevdiren adam olarak tanınıyorsunuz. Bu ifade ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Evet, bana böyle söylüyorlar: Divan şiirini sevdiren adam. Doğrusu ben Divan şiirini sevdirmek gibi bir gaye ile yola çıkmadım, hiçbir zaman! Divan şiirini tanıtmak için yola çıktım. Fakat, Divan şiirini tanıyan herkes seviyor. Onun için Divan şiirini tanıtmaktan kendimi yükümlü buluyorum. Tanıyan insanlar sevdiği için böyle bir lakap takmışlar bana. Uzun zamandır böyle söylenir. Ben hep bundan gurur duyuyorum. Yani, kaç kula nasip olur böyle bir şey. Allah bana lütfetti diyorum.

Devamını oku »

Ay sonuna doğru, yani 29 Ocak’ta ve aynı saatlerde, farklı mekânlarda iki güzel etkinlik var. İlgilileri birini tercih etmek durumunda.

Etkinliklerden ilki Osmanlı denizciliği üzerine. Prof. Dr. İdris Bostan hoca konuk olarak, Osmanlı deniz politikalarını anlatacak ve program sonunda Osmanlı gemileri gösterilecek.

İkinci etkinlik Mehmet Genç Hocanın doyum olmaz tarih sohbeti. Geçen yıl Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ndeki meşhur konuşmaları bu yıl Anadolu yakasına, Altunizade Kültür Merkezi’ne taşındı.

İstanbul’un iki yakasında aynı anda tarih dolu iki etkinlikten hangisini tercih edeceğiniz size kalmış. İlgi alanınıza ve aşağıdaki program detaylarına bakarak karar verebilirsiniz.

DENİZ KÜLTÜRÜ “Osmanlı Deniz Politikaları”

Prof. Dr. İdris Bostan / Foto: Ergün Özsoy

Osmanlılar, Akdeniz’de rakipsiz bir hâkimiyet kurmak, Karadeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ni bir iç denize dönüştürmek ve Hint Denizleri’nde ticaret ve hac yollarının güvenliğini sağlamak suretiyle bir döneme mührünü vurmuş denizci bir millettir. Osmanlı padişahlarının kendilerini Hâkānü’l-bahreyn / Denizlerin Hakanı olarak tanımlamaları da bunun bir işaretidir.

Tarihe aynı zamanda bir deniz imparatorluğu olarak geçen Osmanlı’ların düşünce ufuklarının enginliğini anlatmak için güttükleri uluslararası deniz politikalarının uzantılarını ve donanmasının gücünü bilmek gerekir.

Etkinlik kapsamında tarihini bilmeyen bir millet hafızası olmayan insana benzer prensibinden yola çıkarak Osmanlı Devleti’nin denizcilik alanında ulaşmış olduğu zirveyi ve deniz politikalarını ilk konu olarak belirlendi.

Devamını oku »

KİTÂBÜ’T – TABİH
Abbasi Bağdatından Yemekler, Tatlılar, Çeşniler
Muhammed b.-El Kerim
Çeviri: Nazlı Pişkin
176 sayfa, Kasım 2009

Genellikle Bağdâdî adıyla anılan 13. yüzyılda yaşamış Bağdatlı kâtip Muhammed b. El-Kerim’in derlediği Kitâbü’t-Tabîh yüzyıllar boyunca Türklerin en beğendiği yemek kitabı oldu. Bu kitabın daha önce Ayasofya Camii Kütüphanesi’nde muhafaza edilmiş özgün yazması bugün hâlâ İstanbul’da, ama artık Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunuyor. Daha sonraki bir tarihte Kitâbü’t-Tabîh’deki 160 reçeteye 260 reçete eklenerek elde edilen genişletilmiş esere Kitâbü’l-Vasfi’l-Et‘ime el-Mu‘tâde adı verilmiş. Kitâbü’l-Vasfi’nin günümüzde bilinen üç kopyası da Türkiye’dedir; bu yazmalardan ikisinin Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunması, Türkler’in bu kitaba ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Son olarak, 15. yüzyıl sonunda Şirvani, Kitâbü’t-Tabîh’i Türkçeye çevirmiş; ancak çeviriye kendi devrinde yaygın olan bazı reçeteleri eklemiş ve böylece Türkçe ilk yemek kitabını kaleme almış. Bağdâdi kitabının giriş kısmında kitabını nasıl bölümlediğini şöyle açıklamış:
Bu kitabı 10 bölüme ayırdım. Başlıkları şunlar:
1. Bölüm, havâmiz (ekşi yemekler) ve çeşitleri.
2. Bölüm, sevâzic (basit yemekler) ve çeşitleri.
3. Bölüm, kalâyâ [kalyeler] ve nevâsif (kızartılarak ve sossuz olarak yapılan yemekler) ve çeşitleri.
4. Bölüm, herâ’is (herise çeşitleri; lif lif didilmiş etle dövülmüş tahıl yemekleri), tennûriyyât (etli, dövülmüş tahıl yemekleri) ve benzer yemekler.
5. Bölüm, mutaccenât (tavalar), bavârid (soğuk yemekler), maklûbe (yumurtalı yemekler) senbûsec (senbuse) ve benzer yemekler.
6. Bölüm, taze ve tuzlu balık yemekleri.
7. Bölüm, muhallelât (turşular), si’bâg (mezeler ) ve mutayyibât (çeşniler).
8. Bölüm, cevâzib (cûzâb çeşitleri; fırınlanmış etle birlikte servis edilen meyve ve sebze tatlıları), ahbisa (habîsa çeşitleri; un veya ekmek kırıntısıyla koyulaştırılmış tatlılar.)
9. Bölüm, helâva (helvalar) ve çeşitleri.
10. Bölüm, katâyif [kadayıf], huşkenânec (kurabiyeler) ve benzerleri.

Devamını oku »

Osmanlı denizciliğinin artan bir ilginin odak noktası olduğu görülüyor. Bunda son zamanlarda yayınlanan kıymetli çalışmaların, zihinlerde Osmanlı denizciliğine dair yer etmiş yanlış kalıpları yıkıp, doğru bilgileri yerleştirmesinin büyük etkisi vardır. Yeni çalışmalarla tarihte denizciliğimizin hangi konumda olduğu ve kapsamı daha da netleşmektedir.

Söz konusu çalışmaların sonuncusu geçtiğimiz aylarda yayınlandı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın yayınladığı hacimli editöryal eser iki cilt halinde. Birinci cildinin editörlüğü Prof. Dr. İdris Bostan ile Prof. Dr. Salih Özbaran; ikinci cildin editörlüğü ise Prof. Dr. Zeki Arıkan ile Koramiral Lütfi Sancar tarafından yapılmış.

Devamını oku »

Prof. Dr. Feridun Emecen, “İstanbul’un Unutulan Bir Başka Yüzü: Lanetli Başkent“i anlatıyor.

Osmanlı Bankası Müzesi’nin Voyvoda Caddesi Toplantıları kapsamında düzenlendiği İstanbul Söyleşileri, Prof. Dr. Feridun Emecen’in “İstanbul’un Unutulan Bir Başka Yüzü: Lanetli Başkent” başlıklı konuşmasıyla devam ediyor. 13 Ocak 2010 Çarşamba günü saat 18:30′da İTÜ Taşkışla binasında yapılacak söyleşide, İstanbul’un, devralınan mitler ve hadis kaynaklı kıyamet senaryolarıyla beslenerek zihinlere yerleşen karanlık yüzü anlatılacak.

Prof. Dr. Feridun Emecen, İstanbul’un, Osmanlı tarih geleneğinde sadece güzellikleriyle, şehirlerin anası olmakla, yeryüzünde bir misli daha bulunmamakla, bir taşının bile bütün Acem mülküne değişilmemesiyle övülerek değil; belki de uğradığı felaketlerin rolüyle, bunun tam tersi bir tanımlanmayla da zikredildiğini belirtiyor.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)