Eyüp’teki Silahtarağa Elektrik Santrali, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kent ölçekli elektrik santrali. 1914 ila 1983 yılları arasında İstanbul’a elektrik sunmuş. 1990 yılı itibariyle yasal olarak koruma altında olan Santral, 2004’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi‘ne tahsis edilmiş. 2007 yılında da eğitim ve kültür sanat merkezi olarak Santralistanbul adıyla faaliyete geçmiş.
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bu yeni ve özel kampüsü ile ilgili ansiklopedik bilgiler bir yana, bahsi geçen yere gelenler ilginç ve bir o kadar manidar bir tablo ile karşılaşacaklar.
Dünyada bir örneğine daha rastlanır mı bilinmez, bu tarihi ve doğal alana sonradan konan Üniversitede, orada, kanatlarının altındaki bir yapıyı dışlamış ve gizlemek için de elinden geleni yapmış. Bu yapı, bir Cami.
Ciner Grubu, Doğuş Grubu, Kale Grubu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin desteğini alan Üniversite, yeni kampüsünün en yüksek binasını, gözden uzak tutmak istediği Cami’nin önüne cafe-restoran olarak inşa etmiş.
Dışarıdan içerisi, içerden dışarısı görünen yerleşke, duvarla değil sade tellerle çevrilmişken, kamufle amacıyla, koyu renkli çinko kullanılarak Cami’ye ait duvarlar yükseltilmiş.
Bunu kimin yaptığını Cami yöneticisine sorduğumda, “üniversite” yanıtını aldım.
Modernizm’in, dini hayatın dışına itme beyhude çabasını hatırlatan bu haksız “saklambaç” oyununu seyretmek isteyenler, bünyesinde Üniversite barındırmayıp gizlemeye çalışan Santralistanbul’u ziyaret edebilir.
Son durum: Minareler hâlen görünüyor, üstelik ezan sesi kısılabilmiş değil!




Güzel bir kitapçı: Ana Kitabevi
İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri: Osmanlı’da Milliyetçilik
Tarih Nedir?
Midilli'nin İşgal Günlüğü -1912-
Piri Reis'ten Katip Çelebi'ye haritalar
II. Abdülhamid
I. Göktürk Hakanlığı
İstanbul'da bir konak ve İngiliz kadın gazeteci
Manisa ve Çevresinde Yunan Zulmü ve Kuvâ-yı Milliye
Yeniçağda Savaş




bence dahası da var..
yerleşkedeki yürekli gençleri her geçen gün daha fazla caminin bahçesinde görmeye başladık, nefislerine tapanlar ne kadar ilahi nurun önüne setler çekmeye kalksa da aralıktan sızan ışıklar her zaman daha fazla dikkat çekiyor…
gülüp geçmekle yetinemedim verdiğiniz habere.
mevz-u bahis camiye üniversitenin yaptığı maddi yardımlar hususunda malumatınız yok sanırım.
ayrıca camiden başka duvarın yapıldığı kısımda hem görüntüsü hem kokusu pis bir dere var.
cami zaten cadde tarafında binaların önünde. caminin şişhane tarafından görülme ihtimali, o kampüs orda bulunmasa da çok zayıf. evet, cami kampüs içinden tam olarak görünmüyor. fakat görünmesi istenmese minare de kapatılırdı herhalde. ayrıca mimari açıdan iyi bi yapı da değil o cami.
maksatlı bir bilgi olduğunu düşünmek yerine bildiğim kadarıyla düzeltmeyi ya da bildiğimi görüdüğümü anlatmayı tercih ettim.
şahsi kanaatim gülüp geçilmemesi gereken bir konu. üstteki yorumda üniversitenin camiye karşı kasten o duvarı çekmediği ve yapının mimari olarak güzel görünmediği söylenmiş doğruluk payı yüksektir.
yalnız iş üniversitenin camiye yardımlarına gelince, bunlar bir yardım değil kefaretten ibarettir. üniversitenin desteğiyle caminin etrafına çekilen demir korkuluklar festival zamanlarında cami bahçesine atılan bira kutularının kefareti, cami lojmanının yalıtımına verilen destek, lojmanın hemen dibindeki cafe nin yüksek ses ve koku sebebiyle rahatsızlık veren havalandırma sisteminin kefareti vs. vs.
ayrıca bu tür bir kampüste öğrencilerin ibadetlerini ifa edecekleri rahat bir ortam hazırlamayıp onları yandaki camiyle yetinme durumunda bırakan ünv. yönetiminin camiye iyilik yaptığını söylemek abes olur.
malumunuz devletler ve şirketler nezdinde menfaat ilişkisi haricinde iyilik sözkonusu olamaz..
ayrıca isteselerdi minarede kapatılırdı denmiş ama o yükseklikteki minarenin görünmemesi için berlin duvarının 3-4 katı yüksekliğe ihtiyaç olurdu:)
fazla kelam ettik ama ben de doğru bildiğimi söylemeden geçemedim…