Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Kasım 2009 için arşiv

Ahmet Uluçay vefaat etti!

30 Kasım 20092 Yorum430 okunma

ahmet_ulucayDünyabizim.com kültür-sanat sitesinin verdiği habere göre İhsan Kabil, değerli yönetmenimiz Ahmet Uluçay’ın bugün Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Neroşirürji Bölümünde hayata gözlerini yumduğunu bildirmiş.

Ahmet Uluçay sinemamızın çok değerli bir yönetmeni idi. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmiyle beni derinden etkilemiş, defalarca seyretmeme rağmen yeni keyifler katmıştı anlarıma. Bir yandan hastalıkla mücadele ederken Bozkırda Deniz Kabuğu filmini çekmeye gayret etmiş ve tamamlamıştı. Ancak gösterime hazırlanması için büyük maddi külfet filmi geciktiriyordu ki…

Allah rahmet eylesin. Tanıyabildiğim kadarıyla çok iyi yürekli bir adamdı. Tam anlamıyla Anadolu insanı. Efendi, büyük hırsları olmayan biriydi. Sinema için ne anlam ifade ettiği sanırım o hayattayken anlaşılmamıştı. Şimdi vefat ettikten sonra anlaşılır mı, bilmem. Ama yaşarken değer verilmeyen bir insana öldükten sonra değer verilmesinin ne anlamı olacak, onu da bilmiyorum.

Devamını oku »

Ortaçağda İslam ve Seyahat

25 Kasım 2009Yorumla535 okunma

ortacagda_islam_seyahatİslam’ın ortaya çıkışından sonra Arap yarımadasında İslam alimlerinin hadis derlemek, ilim öğrenmek, Allah’a yaklaşmak gibi gayelerle çıktıkları seyahatleri konu alan Houri Touati’nin kapsamlı eseri “Ortaçağ’da İslam ve Seyahat, Bir âlim uğraşının tarihi ve antropolojisi”nde İslam dünyasında coğrafyanın gelişimi seyahat olgusuyla beraber işleniyor.

Yazara göre İslam alimlerini seyahate yönelten ilk sebep “ilmin kaybolacağı” inancı ve hadislerin derlenmesi zorunluluğuydu. Öte yandan seyahatin keşfi sayılacak bu aşama İslam alimlerini tatmin etmedi; artık sadece hadis derlemek ve ilmi aramak için değil, yeni yerler görmek ve Arap kültürü ve dilinin en ari hali olan bedevîlerle çölde yaşamanın hazzı için seyahat etmeye devam ettiler.

Seyahati gerekli kılan bir diğer unsur ise ilmin sadece kitaplardan öğrenilemeyeceğine olan inançtı. Bu nedenle şahit olmak, dinlemek için büyük hocaların bulunduğu şehirlere talebeler durmaksızın geliyorlardı. “İcazet” almak için bu gerekliydi ve ilmi yeterlilik için icazet zorunlu görülüyordu. İlim sahibi olmada duymadan ve okumadan daha çok görmeye değer verildiği için seyahat böylelikle talebenin en önemli meşgalesi oluyordu.

Devamını oku »

anakitabevi_1Sevdiğim kitabevlerini yazmaya devam ediyorum. Bugün bahsedeceğim kitapçım Ana Kitabevi. Cağaloğlu’nda Sultanahmet tramvay durağına çok yakın bir noktada. Aşağıya eklediğim krokiden bakabilirsiniz.

Öğrenci olduğum için yıllardır kitapçıların hangisinde hangi kitaplar ucuzdur, artık öğrendim. Derkenar dergisini çıkardığım yıllardan ayak alışkanlığı olsa gerek, bir kitap alacağım zaman genellikle yayınevinden gidip alırdım. Tabii ki benimkisi maliyet hesabıydı. Ancak dergi kapandıktan sonra yayınevlerine daha seyrek uğramaya başladım, sonra da ayağım kesildi.

Son birkaç yıldır sıklıkla uğradığım kitapçılarımdan biri, sözünü ettiğim Ana Kitabevi. Dergâh dergisinde künyede sürekli gördüğüm Ana Dağıtım’ı henüz Sirkeci’deki yerlerindeyken 4-5 yıl önce tanımıştım. Şimdi bulundukları yere taşındıklarında Ana Kitabevi adını aldılar. Kitabevi olduktan sonra da asıl dağıtım işlerinin yanında, müptelası olabileceğim güzel bir kitabevi oluşturmayı başardılar.

Devamını oku »

TTNET ve iyi şeyler

23 Kasım 20092 Yorum394 okunma

TTNET_LogoBirkaç gün önce olsa asla TTNET ile iyi kelimesini yan yana getirmezdim. Ama geçen hafta TTNET’in sosyal medyalarda kurumsal hesap edinmesi çok cesurca karşılanmış ve birçok kişi gibi ben de göz boyamak için sosyal medyada yer aldıklarını düşünmüştüm. Zaten özellikle FriendFeed hesabına yapılan yorumların birçoğu şirketin kötü imajını tesciller nitelikte ağır sözler içeriyordu. Yıllardır pahalı ve yavaş internetten müştekî olan bizler (bunda değişen birşey yok), müşteri hizmetlerinin ilgisini görmemiştik. Dolayısıyla yorumlarda kızgınlığın olması çok da normaldi. Ancak…

Devamını oku »

Yeni Deli Dumrul: Kadir Topbaş

17 Kasım 20091 Yorum796 okunma

delidumrulKadir-TopbasDeli Dumrul‘un Müverrih’te ne işi var demeyin hemen. Bildiğiniz gibi Demi Dumrul amcamız bizim kültürümüzün önemli bir parçası. Kültürümüze aitse bizi ilgilendiriyor demektir. Peki sizce Kadir Topbaş’ı neden mevzu bahis yapıyorum?

Deli Dumrul kuru bir çayın üstüne köprü yaptırmış. Geçeninden 30 akçe geçmeyeninden döve döve 40 akçe alırmış. Gerisi Halk hikâyelerinden okunabilir ama bizim asıl hikâyemiz, Kadir Topbaş‘ın yeni kimliğiyle ilgili.

Önce, Metrobüs gibi güzel bir hizmeti getirdi E5′in ortasına koydu. Diğer otobüsleri bu yola sokmadı. Sonra baktı ki bu işte iyi para var. Ayrıca Hollanda’dan aldığı metrobüs araçlarının zararını çıkarması da lazım. Üstüne üstelik son günlerde metrobüs çok yoğun olduğuna dair şikayetler arttı. Kadir Topbaş hemen çözümü buldu: Zam

Devamını oku »

Cami Gizleyen Üniversite

15 Kasım 20093 Yorum541 okunma

santralEyüp’teki Silahtarağa Elektrik Santrali, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kent ölçekli elektrik santrali. 1914 ila 1983 yılları arasında İstanbul’a elektrik sunmuş. 1990 yılı itibariyle yasal olarak koruma altında olan Santral, 2004’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi‘ne tahsis edilmiş. 2007 yılında da eğitim ve kültür sanat merkezi olarak Santralistanbul adıyla faaliyete geçmiş.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bu yeni ve özel kampüsü ile ilgili ansiklopedik bilgiler bir yana, bahsi geçen yere gelenler ilginç ve bir o kadar manidar bir tablo ile karşılaşacaklar.

Dünyada bir örneğine daha rastlanır mı bilinmez, bu tarihi ve doğal alana sonradan konan Üniversitede, orada, kanatlarının altındaki bir yapıyı dışlamış ve gizlemek için de elinden geleni yapmış. Bu yapı, bir Cami.

Ciner Grubu, Doğuş Grubu, Kale Grubu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin desteğini alan Üniversite, yeni kampüsünün en yüksek binasını, gözden uzak tutmak istediği Cami’nin önüne cafe-restoran olarak inşa etmiş.

Devamını oku »

inalcik_davutogluTarihçilerin Kutbu” ve “Şeyhü’l-MüverrihinProf. Dr. Halil İnalcık hocaya yakıştırılan sıfatlar. Tarihçilerin kutbu ve şeyhi olduğunu tüm dünyanın büyük bir saygıyla kabul ettiği değerli hocamıza “İlim ve fikir hayatının 70. yılında” güzel bir programla teşekkür etme fırsatı oldu. Kültür A. Ş.’nin düzenlediği programı daha önce şurada yayınlamıştım. Kendisiyle yapılan söyleşi ise şurada idi. Geçelim programa.

Program Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaydı. İlk önce belgesel gösterimi yapıldı. Belgeselde Halil İnalcık hocanın hayatı ve eserlerinin Türk ve Dünya tarihi açısından önemine vurgu yapıldı. Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Şevket Pamuk, Prof. Dr. Feridun Emecen belgesele hocayla ilgili görüş belirten isimlerden bazılarıydı.

Belgesel gösteriminden sonra kürsüye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu çıktı. Hocayı çok dikkatli ve derinlemesine okuduğu belli olan Davutoğlu’nun akademisyen kimliğiyle yaptığı tahliller dikkat çekiciydi. Davutoğlu, İnalcık Hoca’nın, sadece belgelerle konuşan biri olmadığını, zamanın ve mekanın ruhuna nüfuz ettiğini söyledi. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasının dikkat çeken noktaları haber sitelerinde yer aldığı için ayrıca aktarmayacağım.  Ancak Davutoğlu’nun, son zamanlarda eksen kayması, yeni Osmanlı gibi tanımlarla dış politikası tartışılırken, konuşmanın sonuna doğru bazı sözleri dikkatimi çekti:

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

İstanbul Üniversitesi Tarih mezunuyum. 2003-2008 yılları arasında Derkenar edebiyat dergisini yayınladım. Bir dönem yayınevlerinde editörlük yaptım. Hikâye yazıyorum ve seyrek olarak yayınlıyorum. Kitap, edebiyat ve tarih ilgi alanımdan çok ötede bir yerde. İngilizce biliyorum, Fransızcaya yıllar sonra yeniden başlıyorum. Evliyim.

Twitter

    Fotoğraflar

    OTTOMAN NAVY NAVIGATION (89)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (80)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (97)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (79)