
Furkan Çalışkan / Foto: Kerim Akbulut
Furkan Çalışkan‘la yaklaşık yedi yıldır tanışıyoruz. Tanışmaktan da öte beraber Derkenar‘ı çıkardığımız günlerde verimli geçen saatlerimiz oldu. Dostluğuyla yanımdaydı. Edebiyata ve şiire göstermiş olduğu ihtimamla Derkenar’a isabetli katkılar yaptı. Dergi kapandıktan sonra da edebiyat ve şiir üzerine verimli sohbetimiz devam etti.
Furkan’ı ilk önce Kırklar dergisinde şiirinin yanındaki fotoğrafıyla görmüştüm. Şiirlerini okuduğum ve etkilendiğim şairin bu kadar genç olması (O zaman 20 yaşındaydı.) beni şaşırtmıştı doğrusu. Sonradan öğrendiğimize göre birçok dergi okuru ve edebiyat çevreleri Furkan’ın şiiri ve gençliği bahsine şaşırmışlardı.
Son bir kaç yıldır Dergâh dergisinde hem şiirlerini yayınlıyor hem de poetika yazıları yayımlıyor. Bu açıdan bakıldığında şiirini beslemek ve derinleştirmek için sürekli kafa yorması daha sarih düşünmesinin önünü açıyor. Her yeni şiirini bir öncekinin üstüne koymayı başarması ve poetika yazılarında nitelikli bir noktayı yakalamış olması Furkan’ın gayretini ve yeteneğini ortaya koyuyor.
Yedi yıldır şiir serüvenine şahit olduğum Furkan Çalışkan’ın ilk şiir kitabı geçen Mayıs ayında yayınlanmıştı. Kabahatler Kanunu adıyla Profil Yayınları’ndan çıkan kitabı, o zamanlar müverrih’in içeriği gereği söz konusu edememiştim. Şimdi ise bu güzel kitabı ve değerli şair arkadaşımı konuk etmekten memnuniyet duyuyorum.
Sırasıyla Kırklar, Derkenar ve Dergâh dergilerinde şiirleri yayınlanan Furkan Çalışkan’ın ilk kitabı olan Kabahatler Kanunu’nda 24 şiir var. İlk kitaplarda olması beklenen “acemilik” Kabahatler Kanunu’nda yok. Ama bunun çok anlamlı bir nedeni var: Furkan, kitabı için birkaç yıldır yapılan telkinlere rağmen sabredip şiirinin ve poetik fikirlerinin sağlıklı bir zemine oturmasını bekledi. Şimdi elimizdeki kitap sabrın o güzel meyvesi olarak duruyor.
Furkan’ın şiirlerinde nostalji ile güncel arasındaki bir gençliğin izlerinin olduğunu düşünüyorum. (Gelenek ve modern arasında değil, çünkü bizim çocukluğumuza bugünden bakıp gelenek demek çok da doğru değil.) Şiirlerinde geçen isimler, yer adları, şarkı sözleri vs. nostaljiye gönderme yapan birer ipucu gibi duruyor. Ayrıca edebiyat, tarih, felsefe, resim gibi birçok alt metnin varlığı bu genç arkadaşımın gençliğini kitapla bereketlendirdiğine delil olmakla beraber, şiirini de derinleştiriyor.
Karışık ve anlaşılmaz yazmak marifet değil sanırım. Sade, berrak ve net yazmak; mısraları en vurucu kelimelerle örmek maharet istiyor. Furkan, zengin çağrışımlar ve alt metinlere rağmen gayet berrak bir şiirle karşılıyor bizi. Ancak şairin maharetini gösterdiği bir nokta daha var bence; şairâne buluşlar olarak tanımlayabileceğim terkibler var. İlk başta ilgisizmiş gibi duruyor ama -şiir bir bütünse eğer- şiirin bütününde anlamlı bir yere konumlanıyor. Birkaç misal: “Şimdi uyusam bir şarkı iki dilde söylenir”, “Ruslara Allah dedirtmişti Emel Sayın / Seni gördüm bir Türkiye yoksa Kamerun iki”, “Lotus çiçekmiş, Varşova parçalı bulutlu”, “Yılın bu zamanı, istersen yükselme devri istersen nisan”, “Bir hastane komaya giriyor”
Şiir adları konusunda ilginç ve çarpıcı bir seçimi var Furkan’ın. Bazen şiirden bir mısrayı şiir adı yapsa da, genellikle şiirde geçmeyen bir kelimeyi tercih ediyor. Şiir adlarından bir kaçı: Elbruzdan Çalınan İhtimal, Mukavemet, Mezzo Morta, Primadonna, İngilizleri Kim Yenecek Seni Kim Öpecek, Rach 3, Poliçe Yırtmak, Durma Şahit Yazarlar.
Altı çizili satırlar eğer çoksa bir kitapta üstü çizili satırlardan, o kitabın çizen için bir değer vardır. Kabahatler Kanunu’nda üstünü çizdiğim mısra hiç olmadı ama altını çizdiğim onlarca mısra var. Belki altını çizdiğim tüm satıları değil ama bir kaçını kitabın ipucu olması açısından vereyim:
“Ölmek değil de canım sakat kalmak korkusu sanki / Bize rüyanın değil uyanıklığın tabiri gerek.”
“Gerçek mermiler kullanıyor hayat gerçekten sıkı / Öyle uzak bir yersin göğsümde öyle sapa / Jandarmanın bile bakmadığı…”
“Veraset yoluyla geçer, istila ve çile”
“Kim demiş yoktur diye / Şairlerin meslek hastalığı”
“Bir çocuk en çok başka bir çocuğa güvenir”
“İkimiz arasında sessizliğin icadı”
“Yükte hafif mi buldun yoksa yüz yıllık niyeti”
“Sen söyle her zaman işe yaramaz mı ilk öğrendiğin dua”
“En iyi savuma ölümdür sevgilim / Fakat yaşamak için hafifletici nedenler var”
“Nüfus memurunun yazmayı unuttuğu o harfiz / Hepsi bu.”
“Herkes kendi ölümüne riayet etmeli”
Furkan Çalışkan, Kabahatler Kanunu, Profil Yayınları (Bilirsiniz şiir kitapları her kitabevinde olmaz. Fazla gezinmeyin, kısa yol; Ana Kitabevi: 0212 526 99 41)
Furkan Çalışkan’la yapılmış kapsamlı bir söyleşi için tıklayın: “Modernizm için şiir büyük bir kabahattir.”




Popüler Tarihçileri Kızdıracak Açıklamalar
Tarihçi nasıl olmalı? Tarihe nasıl yaklaşılmalı?
Panorama 1453 Tarih Müzesi Videoları
Facebook grubumuz kuruldu
Mora'da Yunan Zulmü
I. Göktürk Hakanlığı
Edebiyat mezunları, ücretli öğretmenlik ve MEB
Göktürkler
Avrupa Hun Devleti
Unutulmuş Sınırlar




Furkan Çalışkan’ın son şiir kitabıyla ilgili dünkü Milli Gazete’deki yazı, bu ayki Dergâh’ta yayınlanan yazıydı sanırım. Şiirini beğeniyorum ama bence çok abartmayın. Şairin bu genç yaşında önünü tıkamış olursunuz.