Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

google_banner_480x60

sahhaflar_kitap_sarayi1Sahaflar Çarşısı Beyazıd’la özdeşleşmiş bir mekân olarak varlığını sürdürüyor. 40′lı yaşlarını geçmiş olanlar belki “Ah o eski Sahaflar Çarşısı” diyecek ama şimdiki Sahaflar Çarşısı’nın kendine özgü bir yanı yine de var. Belki işlerin eski düzen yürümemesinden, belki de artık kitap müptelalarının istendiği kadar çok olmamasından dolayı eski Sahaflar yok. Ama bu durumda tek suçlunun çarşı esnafında olduğunu söylemek haksızlık olur. Zira okuyucular eski okuyucu değil her şeyden önce. Diğer yandan esnaf dayanışmasının dar bir alanda kalıyor olması da çarşıyla ilgili alınabilecek güzel kararların ertelenmesine sebep olabileceğini unutmamak gerekir.

sahhaflar_kitap_sarayi3

Ahmet Abi

Adından mıdır, geniş ve ferah mekânından mıdır bilmem ama Sahaflar Çarşısı’nda müptelası olduğum bir kitapçı var ve bana eski çarşıdan kalan nadir bir yermiş gibi geliyor: Sahhaflar Kitap Sarayı. Yıllardır çarşıda uğradığım tek kitabevi olmasının belki onlarca sebebi var. Öncelikle hemen girişte güzel tablolar ve hatlar karşılıyor. Kitabevi kısmına geçtiğinizde ise sizi “buyrun, buyrun”larla rahatsız etmeyen sakin bir ortam var. İstediğiniz rafları gönül rahatlığıyla karıştırıyorsunuz. Aramaya zamanınız yoksa yardımcı olacak biri var: Ahmet abi. (Daha eskiler Ahmet abinin muhterem babasını hatırlar. Allah hacı amcaya uzun ömürler versin.) Hoş sohbet ve gayet mütevazı olan Ahmet abi, bir kültür adamına ve esnafa yakışır şekilde kitabevine gelenleri müşteri olarak değil, selam vermeye gelmiş dostlar olarak görüyor.

sahhaflar_kitap_sarayi2Tarih, edebiyat, sosyoloji, din, Arapça ve Osmanlıca kitaplar ile birçok süreli yayını kitabevinde bulmak mümkün. Kitap çeşidi konusunda oldukça zengin. Aynı zamanda kitabevinde eski kitapların cildinin yenilenebildiği bir bölüm de var. Fotokopi çekilen bir bölümü de olan kitabevinde Osmanlıca hikâye kitaplarına, çeşitli Osmanlıca hurufatlı mecmuaları da bulmak mümkün. Cilt ve fotokopi kısmın güzide şahsı Zafer abi, biraz sinirli görünür ilk başta ama çok babacandır.

Birgün yolunuz Sahaflar Çarşısı’na düşerse (her gün yolunuz çarşıdan geçse ne güzel olur), kitap müptelası iseniz en makbul tarafından, bu okuduklarınızı hatırlayarak Sahhaflar Kitap Sarayı’na da uğramanızı tavsiye ederim: Güzel bir mekânda iyi kitaplarla karşılaşmak ve hoş sohbet insanlarla tanışmak için.

“Sahaflar Çarşısı’nın Sahhaflar Kitabevi” için 6 Yorum

  1. erol murat delikanoğlu diyor ki:

    sahaflar kitap saray’ı yıllardır gittiğim uğrak bir mekandır. birilerinin farklılığını görüp bunu kaleme alması gerçekten mutlu etti. ancak zafer abi gibi bir zaatın bir cümleyle özetlenmesine çok içerledim. zira orayı çekip çeviren gizli kahraman zafer abidir. gerek ”oğlum bırakın müşterilere salça olmayın adamlar kafalarına göre baksınlar” gibi samimi ifadeleri, gerekte galatasaraylı müşterilere ücretin iki mislini ödeselerde kitap satışı yapmaması; insanlara karşılarında bir satıcı olmadığını hissetiriyor.

  2. Sinem Tüfekçi diyor ki:

    Sahaflar ve Ahmet abi :) Ders aralarında mutlaka uğranılacak tek yer. Kitap almasanız bile, günün en azından bir 10 dakikasını orada geçirme ihtiyacı duyarsınız. Seyfullah teşekkürler duygularımızın genişletilmiş halisin adeta…

  3. ALKAN KIZILDEL diyor ki:

    “OSMANLICA” tabiri nereden çıktı..? Buna ESKİ TÜRKÇE denilirdi ve sanırım doğrusu da budur…

  4. Müverrih diyor ki:

    Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi ya da Eski Türkçe. Aralarında elbette farklar var. Ama söyler misiniz, hangi ciddi fark bunların birini tercih etmemize neden olabilir. Böyle bir fark yok. Bu sadece tercih meselesi. İsteyen istediğini kullansın.

  5. seydi ali reis diyor ki:

    Efendim, ona aslında Eski Türkçe de denmez. Eski Türkçe tabiri ile konuşma dilinde “eski harflerin yani Arap harflerinin” kullanıldığı devir anlaşılır. Oysa Osmanlı Türkçesi’nin yer aldığı devir dil tarihi tasnifinde “Yeni Türkçe” olarak adlandırılan dönemdedir. [Eski Türkçe ise 6 ile 10. yüzyıllar arasını kapsar.] Ayrıca “Osmanlıca” tabiri Türkçe dışında “ayrı, müstakil bir dil” kastedilmediği sürece kullanılan bir tabirdir. Malumdur ki Osmanlıca yani Osmanlı Türkçesi -tıpkı Çağatayca gibi- ayrı bir dil değil aynı devirde farklı bölgelerde farklı özelliklerle gelişen Türkçe’nin tarihi bir dönemidir.

  6. Müverrih diyor ki:

    Seydi Ali Reis, bu güzel açıklamanızdan dolayı bilhassa teşekkür ederim.

Yorum Yapın

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)