Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

cenneti_beklerken_01Derviş Zaim’in güzel filimlerinden biri olan “Cenneti Beklerken” üzerine uzun zaman önce bir yazı kaleme almıştım. Daha çok tarihî gerçeklik açısından ele aldığım ilk sinema yazım böylece sizlerle.

Cenneti Beklerken, “tasvir” merkezli tarih konulu bir film olmanın yanısıra sinema başarısı açısından da dikkate değer bir filmdir. Böyle bir konuyu senaryolaştırıp perdeye yansıtmak belki de bir nakkaşın hayalini kağıda yansıtması kadar meşakkatli bir süreç gerektirmiştir. Herşeyden önce, minyatürü temel öğe olarak ele aldığı içn takdir edilmesi gerekir.

Ancak, tarihsel gerçeklik anlamında birçok hatası var filmin. En başta dikkatimi çeken vezir konağı olarak gösterilen konağın dar ve alçak girişli olmasıdır. Her ne kadar bu kapı avluya açılan bir kapıysa da, çok bariz olarak vezir konaklarının ihtşamından uzaktır. Öte yandan askerlere efendi, bey gibi sıfatlarla hitap edilmesi dönemin literatürü açısından oldukça hatalıdır. Sadece bir yerde, Şehzade Dalyan’a olaylar itiraf ederlerken köle kız “Osman Ağa” demiştir.

Minyatür yerine “tasvir” denilmesi ise gayet isabetli bir tercih olmuş. Tasvirlerin izleyicide hangi etkileri bırakması gerektiği üzerine sanırım uzun uzun düşünülmüş. Gerek bilgisayar efektleriyle atların hareket etmesi, gerekse gerçek görüntünün bir anda tasvire ya da tasvirin bir anda gerçeğe dönüşmesi tasvirin gerçekle olan ilişkisini anlatması açısından oldukça başarılı unsurlar olmuş. Nakkaş Eflatun Efendi’nin çırağı Gazal efendiye “Nakış donmuş bir hayalin resmidir. Dönmezsem beni nakşet” demesi de tasviri ifade etmek açısından dikkate değerdir.

“Cihan’a hem adalet hem güzellik lazımdır.” diyen vezirin nakkaşın tasvirlerinden memnun olduğunu söylemesi, devletin sanat erbabını koruması, teşvik etmesini izah etmesi anlamında küçük bir örneklik teşkil ediyor filmde.

cenneti_beklerken_02cenneti_beklerken_03Tasvir ile kervansarayın görünümünün karşılaştırılması ise tasvirin hem gerçek hem de hayal olduğuna ve belki de devrin istihbarat malzemeleri olarak tasvirlerin kullanabildiğine dair ilginç bir örnek sunmuş.

Müziklerdeki coşku ve lirizm filmin mutantan ilerlemesine bazen tezat oluşturmakla beraber genelde uyumlu bir şekilde kullanılmış. Türk müziğinin bazı çalgılarının kulağa gelen sesiyle beraber batı müzik aletlerinin terkibi ortaya çok farklı, içe işleyen bir yol açmış.

Cenneti Beklerken, bir yandan tasvirin gerçekliğini işlerken, diğer yandan da tasviri rûya ile müsâvî göstererek izleyicide dualizm oluşturuyor. Aynı zamanda ise minyatürleri sadece birer hayal ürünü olarak görmenin ötesindeki başka bir şeye işaret etmektedir: minyatürlerde yaşanan sahnenin birçok insanın ruhundan izler taşıdığı gerçeğini izleyiciye ustalıkla vermiştir.

derviszaim

Derviş Zaim

Yorum Yapın

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)