Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Haliç TersanesiHaliç Tersanesi’nin müze olması kararı verildikten sonra, buranın nasıl bir müze yapılacağı tartışılmaya başladı. Geniş bir alanda, uzun bir zaman dilimini anlatacak bir müze nasıl yapılabilir? Binlerce malzeme nasıl sergilenebilir? Sadece tersane işlevi açısından değil, Osmanlı denizciliği burada nasıl göz önünde canlandırılabilir?

Bu soruların yanıtlarını bu yazıyı okuyan herkesten öğrenmek isterim. Çünkü tersane müzesinin nasıl hayal edildiği çok önemli. Belki sizlerin bir önerisi müzede ciddi bir değişikliğe yol açacak. Nasıl bir tersane müzesi istiyorsunuz?

Daha önce Prof. Dr. İdris Bostan hocanın “Bir tersane müzesine niçin ihtiyaç var?” başlıklı makalesini yayınlamış ve Vira dergisinde yayınlanan söyleşisini de şurada iktibas etmiştim. Öncesinde bu iki yazının dikkatle okunmasında fayda var.

Burada yazdıklarımızı kapalı devre bir tartışma olarak düşünmenizi istemem. Çünkü konunun ilgililerine bu tartışmadan çıkanlar iletilecek. Evet, Nasıl bir tersane müzesi istiyoruz?

“Tersane müzesi nasıl olsun” için 13 Yorum

  1. ORHAN ÖZEN diyor ki:

    Seyfullah tersane gezisine katılmadığım için bir öneride bulunmam nekadar isabetli olur bilmiyorum.
    Bildiğim Kadarıyla bu proje Türkiye’de bir ilk olacak. Bir ilk olması hasebiylede biraz zor olacağı kesin. Yapılacak müzenin keyfiyeti hakkında görüş belirtebilmem için bazı şeyleri bilmemiz gerekiyor.

    Müzede sergilenbilecek eserlerin ekseriyetini neler teşkil ediyor.

    Müze bir açık hava müzesimi olacak.
    Müze’nin teması, ” Haliç Tersanesi’nin tarihi serüveni” mi? olacak.

    Proje’nin bütçesi belirlendi mi?

    Haliç Tersanesi’nin, tarihi gelişimini anlatan çok iyi bir animasyon hazırlanmalı. Animasyonda hem müzenin, hem tersanenin, hem de Osmanlı Denizciliği’nin tanıtımı yapılmalı.
    Bu arada ben en çok Müzede ihtişamlı bir geminin bulunmasını isterdim. Mesela büyük bir kalyon. Haliç Tersanesi’nin önünde demirlemiş büyük bir kalyon. Üzerinde onlarca top olanlarından. Bu yapılabilse çok iyi olur. Geminin içine yeleştirilecek bir televizyon ekranından ziyaretçilere tanıtıcı animasyonlar izletilmeli.

    Tabi bu söylediğim gemi işi çok pahalıya mal olacak bir iş. Ama benim için olmazsa olmaz diyebilirim. İnsanları müzeye yani Osmanlı Denizciliğine bundan daha celb edici birşey olacağını sanmıyorum.

    Biraz fazla mı açıldım ne.
    SELAMETLE

  2. okan büyüktapu diyor ki:

    Ben burdan bişeye dikkat çekmek istiyorum. Truva filminden sonra truvaya daha fazla dikkat çekebilmek için o filmde kullanılan atı Türkiye’ye getirdiler. Tersane müzesi için de -ki döneminin çağdaşı bir gemi olmadan tersane müzesi bir ayağı aksak kalacaktır- güzel bi gemi yapımına teşvikte bulunmaları için bişeyler yapabilirmiyiz? Mesela ilgililere mektuplar göndersek, dilekçeler yazsak. Çok mu abartılı oldu :)

  3. Emine Yılmaz diyor ki:

    Ben görselliğin ön planda olduğu bir müze olsun isterim. Haliç tersanesini gezdim ve herkes bizler kadar şanslı olmayabilir. Gemi yapımında çalışan işçilerin maketleri olabilir. ilk kalyonun denize indirilşi canlandırılabilir.Dönemin padişahı, Kaptan-ı deryası, levendler vs. Bilgiler de olsun ancak; insanların sıkılmayacağı şekilde kısa, öz olsun. Şimdilik bunlar geldi aklıma.

  4. kübra kaya diyor ki:

    Ben de Tersane gezisine katılamayanlardan biriyim. İnsanlar tersanelerin yerlerini bilmezken onlara önemini anlatmada ve öğrenmelerini sağlamada Emine arkadaşım gibi görselliğin ön planda olması gerektiğini düşünüyorum.Öyle ki bir bina oluşturulmalı ve bu kalyon şeklinde olmalı. Bu bina giriş kısmıda olabilir çünkü tersanenin bina içinde sergilenmesi mümkün olmaz diye düşünüyorum; ancak bölümleri, sergilenebilir malzemeleri ihtiva edebilir de.

  5. okan büyüktapu diyor ki:

    zaten bir gemi yapımı projesi şu an bulunuyor. ben şahsen gemi yapımında bile çalışırım. bi işe yaramış olurum hiç olmazsa

  6. Müverrih diyor ki:

    Müzede kızağa çekilmiş bir kadırga ya da kalyon olmalı. Belki maaliyet konusu gündeme gelebilir ama bir şehir hatları vapuru yapmaktan daha önemsiz değil bu müze. Türkiye’de gemi işletmeleri alanında söz sahibi olan İDO ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın kadırga/kalyon yaptıracak usta bulması çok zor olmasa gerek. Meslek liselerinden birinin tamamen ahşaptan gemi yaptıklarını okumuştum geçenlerde. Daha uygun bir fiyata buralara da yaptırılabilir.

    Kızakta bekleyen gemide her türlü tefrişat olmalı. Halatından toğuna kadar. (Belki toplar imitasyon olsa bile.)

    Gemiye mutlaka ziyaretçi alınmalı ve geminin içi gezdirilmeli. Müze ancak o zaman hissedilebilir ve denizciliğimize ilgiyi artırır.

    Diğer taraftan, Haliç Tersanesi’nin olduğu alanın ne kadarının kullanılacağını bilmemekle beraber minyatürler, gravürler ve tersaneyle ilgili Osmanlı arşiv belgelerinin güncelleştirilmiş hali pano yapılıp ziyaretçilere hem bilgi hem de görsel malzeme sunulabilir.

    Havuzların belki çalışma şekli gösterilemez ama en azından iki üç metrelik bir havuz maketiyle ve küçük bir gemiyle canlandırma yapılabilir.

    Tüm bu görsel ilgi toplama noktalarından sonra, müzenin mutlaka özenle hazırlanmış bir kitapçığı olmalı. Osmanlı Denizciliğini anlatan, tersaneyi anlatan bir kitapçık.

    Uluslararası bir müze olması için gerekli altyapı da ayrıca oluşturulmalı. Gerek farklı dillerde hazırlanmış kitapçık, broşürleriyle, gerekse interaktif internet sitesiyle, müzeye gelme imkanı bulamayanlara da internet üzerinden bazı malzemeler sunulabilir.

    Şimdilik aklıma bunlar geliyor. Ama Tersane müzesiyle ilgili proje taslağı açıklanırsa, sonuca yönelik birşeyler söylenebilir.

  7. Seyfullah Aslan diyor ki:

    Müzede kızağa çekilmiş bir kadırga ya da kalyon olmalı. Belki maaliyet konusu gündeme gelebilir ama bir şehir hatları vapuru yapmaktan daha önemsiz değil bu müze. Türkiye’de gemi işletmeleri alanında söz sahibi olan İDO ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın kadırga/kalyon yaptıracak usta bulması çok zor olmasa gerek. Meslek liselerinden birinin tamamen ahşaptan gemi yaptıklarını okumuştum geçenlerde. Daha uygun bir fiyata buralara da yaptırılabilir.

    Kızakta bekleyen gemide her türlü tefrişat olmalı. Halatından toğuna kadar. (Belki toplar imitasyon olsa bile.)

    Gemiye mutlaka ziyaretçi alınmalı ve geminin içi gezdirilmeli. Müze ancak o zaman hissedilebilir ve denizciliğimize ilgiyi artırır.

    Diğer taraftan, Haliç Tersanesi’nin olduğu alanın ne kadarının kullanılacağını bilmemekle beraber minyatürler, gravürler ve tersaneyle ilgili Osmanlı arşiv belgelerinin güncelleştirilmiş hali pano yapılıp ziyaretçilere hem bilgi hem de görsel malzeme sunulabilir.

    Havuzların belki çalışma şekli gösterilemez ama en azından iki üç metrelik bir havuz maketiyle ve küçük bir gemiyle canlandırma yapılabilir.

    Tüm bu görsel ilgi toplama noktalarından sonra, müzenin mutlaka özenle hazırlanmış bir kitapçığı olmalı. Osmanlı Denizciliğini anlatan, tersaneyi anlatan bir kitapçık.

    Uluslararası bir müze olması için gerekli altyapı da ayrıca oluşturulmalı. Gerek farklı dillerde hazırlanmış kitapçık, broşürleriyle, gerekse interaktif internet sitesiyle, müzeye gelme imkanı bulamayanlara da internet üzerinden bazı malzemeler sunulabilir.

    Şimdilik aklıma bunlar geliyor. Ama Tersane müzesiyle ilgili proje taslağı açıklanırsa, sonuca yönelik birşeyler söylenebilir.

  8. Sinem Tüfekçi diyor ki:

    Bende çok faydalı geçtiğine inandığım tersane gezisine katılamadım. Hocamızın bu konuya verdiği önem ve çabaları sonucunda artık bir Tersane Müzesi’ne kavuşacağımız hayli sevindirici bir haber.
    Bence müzenin her şeyden önce bir amacı olmalı, bunun için de sergilenecek her şey (en azından mümkün olanları) çağdaşları ile birlikte sergilenmeli ya da sergilenirken çağdaşları hakkında da bilgi verilmeli. Böylece Osmanlı Denizciliği’nin o dönemin dünyasındaki yeri ziyaretçiler tarafından daha iyi algılanabilir. Bunun dışında müzenin oluşturulacağı alan çevresinden ayrı bir alan haline getirilmemeli. Şehrin içinde sürekli yaşayan bir yanı olmalı. Belki çok özel bölümler bu alandan ayrılabilir. Ben yine de bir binanın içine girip birçok şeyin cam fanuslar içinde sergilenmesinden yana değilim, tersane müzesi farklı olmalı.
    Osmanlı denizciliğinin oluşumunu ve gelişimini anlatan kısa bir tanıtım filmi olmalı müzenin birçok köşesinde bu tanıtım filmi izlenebilmeli. Havuzlar mutlaka değerlendirilmeli ve bir gemi yapımının nasıl olduğu canlandırılmalı.
    Proje ile ilgili bilgiler yenilendikçe, yorumlarımız ve hayallerimiz de o oranda gelişecektir sanırım…

  9. Sinan CECO diyor ki:

    Tersane Müzesi ile ilgili üzerinde durulması gereken daha önemli konular var ama hiç kimse dikkat çekmemiş. Bunların en başında müzenin yönetimi geliyor. Eğer bir Tersane Müzesi açılacaksa bu müze, tersane teşkilatını tam bir şekilde ifade edebilen bir müze olmalı. Üzerinde durulması gereken bir konu ise Aynalıkavak Kasrı olarak da bilinen Tersane Sarayı, Milli Saraylar Daire Başkanlığı’nın kontrolünde. Dolayısıyla bir müze oluşturulduğu zaman müzenin tersaneyi tam bir şekilde yansıtabilmesi mümkün görünmüyor.
    Tersane Müzesi ile ilgili yapılacak işlerden ilki müzelerin yönetimlerini birleştirmek olacaktır. Ancak bu şekilde idare binalarıyla, kasırlarıyla, havuzlarıyla Haliç Tersanesi ziyaretçilere tam manasıyla hizmet verebilir. Aksi takdirde Yıldız Sarayı’nda yapılan hatalar tekerrür edecektir…

  10. murat diyor ki:

    Tersane Müzesi beni en çok heyecanlandıran ve sabırsızlıkla beklediğim bir proje.. Böylesine muhteşem ve prestijli bir denizcilik tarihi olan kaç millet var tarhite acaba? Neden bu zenginliğimizden bu kadar az insanın haberi var. Neden bir çok ülke arşivlerinde büyük yer kaplayan denizcilik tarihimizden portreleri araştıracak insan sayısı bu kadar az.. Bütün dünyaya yayılmış ve bizle alakalı bu materyal ve bilgileri toplayıp kurulacak prestijli bir tersane müzesinde toplamak için herkes elinden geleni yapsın nolur ya..

  11. ahmet diyor ki:

    Kurulacak tersane müzesi türk osmanlı sanatının o büyüleyici işleme ve süsleme sanatlarıyla, osmanlı bayrakları, ışıklandırmalar ile muhteşem renkli tablo ve gravürlerle yapılmalı.. Dost gezerken gurur duymalı düşman gezerken yüzlerce yıl yaşadığı ezikliği hissetmeli ve kıskanmalı.. Bi de bizde bi hastalık vardır. Denizcilik tarihi deyince hemen lepanto (inebahtı), navarin ve çeşme yenilgileri akla getirilir ve onların reklamı yapılır. Tarihte yenilgilerini bu kadar sergileyen ve yayan bir millet yoktur herhalde. Mesela Avrupa’da preveze ile ilgili kaç resim bulabilirsiniz.. Bırakın Avrupa’yı bizde bir kaç klasik resim dışında resim bulabilir misiniz.. Lütfen artık yüzyıllara yayılan muhteşem başarılarımızı sergileyin. Yenilgiyi bir kaç kez yaşamıştık ama bazı kara cahiller üstelik yanlış ve yetersiz bilgilerle bu yenilgileri binlerce kez yaşattı ve fazlasıyla doyurdu. Çatlayacak, kusacak hale geldik.. Artık yeter.. Sakın kurulacak müzeye de o resimleri getirip koymayın.. Bu basitliği lütfen yapmayın artık.. Şu denize düşmüş mücevher sandığına benzeyen denizcilik tarihimizi yeniden keşfedelim artık.. İçindeki inci mercanları çıkarıp sergileyelim artık..

  12. ORHAN ÖZEN diyor ki:

    İnşâallâh bir katkımız olur
    “DENİZCİLİK MÜZESİ” ÜZERİNE -1-

    Şanlı bir Denizcilik tarihimiz var lakin biz uzun zamandır bu şanlı tarihimize kayıtsız ve yabancıyız. Vahim olan ise Denizcilik Tarihimize kayıtsız ve yabancı kalanlar arasında üniversitelerde tarih bölümlerinden mezun olan öğrenciler ve hatta öğretim görevlilerinin dahi yer alması. Biz kendi tarihimizi yazmayınca başkaları yazmış. Şimdi ise ne yazık ki onların yazdığı şekilde denizcilik tarihimiz biliniyor. Son zamanlarda Denizcilik Tarihimiz üzerine ciddi bir eğilme var ki bu eğilimin mîmârı halen İstanbul üniversitesi Tarih bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. İdris Bostan dır. Eğer bir Denizcilik Müzesi kurulacak ise bunda onun emeği çoktur.
    Kurulacak müze her şeyden önce ihtiyaçlarımıza cevap verecek bir müze olmalı. İlk önce ihtiyaçlarımız ehemmiyet derecelerine göre sıralanmalı. Daha sonra bu ihtiyaçların bir müze ile nasıl giderileceği üzerinde durulmalı. Plan ve proje bu hususlar dikkate alınarak hazırlanmalı. Bence ilk önce bir kurul oluşturulmalı. Tarihçilerin ağırlıkta olduğu bu kurul geniş bir rapor hazırlamalı.
    Denizcilik Tarihimizin İhtiyaçlarını şöyle sıralayabiliriz;

    1- İlim Câmiâsında ; Üniversitelerin Tarih bölümlerinde ki öğretim görevlilerinin ve tarih bölümü öğrencilerinin Denizcilik Tarihimiz hakkında yeterli bilgiye sahip olmasını sağlamak.
    2- Vatandaş nezdinde; Vatandaşın kafasındaki yanlışlıkların ve eksiklerin giderilmesi.
    3- Dünya nazarında; Batılı tarihçilerin yaftalamış olduğu yalan yanlış şeylerden arındırılmalı ve Dünyaya tanıtmalı.

    Bu ihtiyaçların yanı sıra Haliç ve İstanbul’a değer katan bir müze olmasına ihtimam gösterilmeli. Dikkat edilirse bu sıralar Haliç çok revaçta ve her geçen gün daha da değer kazanıyor. Şüphesiz ki son zamanlarda bu bölgeye yapılan yatırımların bunda büyük bir payı var. Denizcilik Müzesi için Suriçi’nde yer alan, her geçen gün daha da önem kazanan Haliç’de ve de Haliç Tersâne’sinin yeri kadar muhteşem bir yer zannımca yoktur. İstanbul’un en büyük toplantı ve konferans merkezlerinden birsi Haliç’e daha yeni yapılmış ve hatta -dünyanın başka hiçbir yerinde benzeri denenmemiş bir proje olan- İstanbul Boğazının temiz suyunu borularla Haliç’e akıtılması gibi bir proje hayata geçirilmek üzereyken burada yapılması planlanan Müzede çok yönlü ve iddialı bir müze olmalı. İstanbul dünyanın gözbebeğidir. Suriçi ise İstanbul’un gözbebeğidir. Ümit ederiz ki burada öyle muhteşem bir müze inşâ olunur ki o da hem denizcilik tarihi hemde de denizcilik müzesi alanlarında dünyanın gözbebeği olur. Aslında tarihimize bakınca bunun olmaması için hiçbir sebep yok.
    Bu arada müzeden kasıt çok yönlü bir müessesedir. Bir yandan müze denince ilk akla geldiği gibi ilgili tarihi malzemelerin sergilendiği bir müze, diğer yandan ise ilmi çalışmaların yapıldığı bir enstitü ve de arşivlerdeki denizcilikle alakalı tüm belgelerin bir örneğinin bulunduğu büyük bir kütüphanenin yer aldığı bir müessese.

    Yani müze üç kısımdan müteşekkil olabilir. Bunlar müze, kütüphâne ve enstitü.
    [MÜZE]=>[KÜTÜPHÂNE(BİRİNCİ KISIM)(İKİNCİ KISIM)]=>[ENSTİTÜ]
    1- Müze; herkesin girebildiği ve içerisinde Denizcilik tarihimizle ilgili birçok görsel malzemenin sergilendiği yerdir.
    2- Kütüphâne; kütüphâne ise iki kısma ayrılabilir.

    a- Birinci kısım herkesin girebildiği, günümüz Türkçesine uyarlanmış kitapların olduğu mekan olur. Buraya gelen vatandaş istediği kitabı alarak okur(mümkünse deniz manzaralı kitap okuma salonları yapılmalı).
    b- İkinci kısım ise yukarıda da belirttiğimiz gibi arşivlerde denizcilikle alakalı ne kadar doküman var ise bir örneği bu kısımda toplanmalı. Yani buraya gelen bir araştırmacının ihtiyaç duyacağı bütün belge ve kitaplar burada toplanmalı. Sâdece Osmanlı Devleti ile alakalı tarihi malzeme değil denizcilikle alakalı ulaşılabilinen bütün kayda değer belge ve kitaplar burada toplanmalı. Bu kısıma araştırmacılar alınmalı. Araştırmacıların araştırmalarını en güzel şekilde yapması için neler gerekiyorsa yapılmalı. Onlara bütün imkanlar sağlanmalı.

    Enstitü ve kütüpânenin ikinci kısmı bildiğim kadarıyla Türkiye de ki Üniversitelerde denizcilik tarihi üzerine kurulmuş tek kürsü olan Akdeniz Dünyası kürsüne tahsis edilmeli.
    3- Enstitü; Burada daimi kalan ve denizcilik tarihi üzerine ihtisas yapan araştırmacılar kalmalı. Dâimi araştırmacılar için birer oda tahsis edilmeli. Seminer ve konferans salonu bulunmalı.

    -2-
    MÜZEDE NE NASIL SERGİLENMELİ…
    inşâallâh bu başlık altında da birşeyler yazmayı düşünüyorum.
    SELÂMETLE

  13. Ümit Bulgu diyor ki:

    Ben adı geçen tersanedeki sanat okulunda 1971-1972 döneminde okula başlayıp 2002 senesine kadar Camialtı tersanesinde çalışmış bir kişiyim. Denizcilik Bankasının, Türkiye Gemi Sanayii A.Ş.nin, Türkiye Denizcilik İşletmelerinin,benim hayatımdaki yeri yadsınamaz. Bu gün yazılanlara bakıyorum. Tarihimize bakıyorum. Haliç Tersanesi, Camialtı Terasnesi,Taşkızak Tersanesi,Hasköy Tersanesi,İstinye Tersanesi, Pendik Tersanesi, Tatvan Bakım Onarım artık yok. Şanlı Denizcilik tarihimizi tersanelerimizin yaptığı gemiler gerçekleştirdi.Tersanelerimize sahip çıkamadık. Tarihimize nasıl sahip çıkacağız.

Yorum Yapın

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)