Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Mayıs 2009 için arşiv

turkler_arasinda_dergahAhmet Mithat Efendi’nin “Musullu Süleyman” romanını okuyanlar kervanlar, haydutlar, kovalamacalar arasında tarihî bir olayın konu edildiğini bilirler. Bu romanın, roman sanatının hangi noktasına tekabül ettiğine hiç girmeden sadece hatırlatarak geçelim ve Dergâh Yayınları’nca “Türkler Arasında” adıyla yayınlanan Verney Lovett Cameron’un hatıratını “Musullu Süleyman”ın yanına koyarak bahse başlayalım.

Cameron, 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı topraklarına yolu düşen bir İngiliz. Bir ticaret gemisiyle İskenderun’a gelişini, esir düşmesini, isyancıları, tüccar temsilciliğini ve eve dönüşünü anlatıyor. Kitapla ilgili sadece bu kadarını bilmek dahî tarih, macera ve gizemin kapılarını aralamak için yeterlidir. Ancak bu romantik ve masum yanlara, kitabın propaganda aracı olarak kullanılmasını hatırlayarak daha bir dikkat kesiliyoruz.

Yazar dördüncü miço olarak gemide yer bulduğunda, denizciliğe dair tecrübe edinmiş genç bir adamdır. İskenderun’a bir tüccarın mallarını götüren gemi, Malta’da azatlığı ödenmiş esirler Halepli Abdülekber ve Osmanoğlu’nu gemiye alıp İskenderun’a bırakırlar. İskenderun’a demirledikten bir müddet sonra ortaya çıkan lekeli humma salgını nedeniyle kaptan dahil geminin birçok mürettebatı ölür. Gemideki en kıdemli kişi olan yazar Cameron, geminin kaptanı olur. Hummadan korunmak için denize açılırlar. Ancak fırtına ve gemide çıkan isyan dolayısıyla canını zor kurtarıp bir adaya sığınır.

Devamını oku »

Tarih Öğrencileri Kongresiİstanbul Üniversitesi Tarih öğrencileri, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdikleri “Dokunabildiğimiz Medeniyet” sempozyumundan sonra Tarih Öğrencileri Sempozyumu ile etkinliklerine bir yenisi ekliyorlar.

Üniversite hocları tarafından da teşvik edilen kongrede tarih öğrencileri tebliğlerini sunacaklar. 3 Oturum halinde gerçekleşecek kongre, 14 Mayıs Perşembe Günü 10:30′da Edebiyat Fakültesi Kurul Odası’nda başlayacak. Ayrıntılı programı aşağıda bulabilirsiniz.

Üniversitelerde, “şenlik, fest” vs. adıyla yapılan etkinliklerden ziyade bu türden etkinliklerin olması doğal olan. Ancak, ne yazık ki yıllardır öğrencileri başka kanallara yönlendiren sistem iflas etti ve tarih öğrencileri, bahçede geyik yapmak yerine ilme sarılıp ortaya güzel işler koydular. Umarız bundan sonraki öğrencilere örnek olur.

Bu nedenle, destek olunması gereken bu programa en güzel desteği kongreye katılarak gösterebiliriz.

İşte program:

Devamını oku »

Berlin_kongresiToplam 64 madde idi ve Almanya’da imzalandı.

Ayastefanos’un Rusya-İngiltere-Avusturya arasında değiştirilmesi konusunda bir kongre toplanması Almanya’nın öncülüğünde toplanmıştır. Bu bakımdan kongrenin Berlin’de toplanması teklifi diğer devletler tarafından kabul görmüştür. Kongreye, Paris ile Londra antlaşmalarına katılan devletler bu kongreye de dahil edildiler. Osmanlı Devleti Mehmed Ali Paşa, Kara Todori Paşa ve Berlin sefiri Sadullah Bey tarafından temsil edildi.

Rusya başbakan Garçakof ve Londra sefiri Şuvalof’u; İngiltere başvekil Beconsfield ile Hariciye Nazırı Salibury’i; Avusturya Hariciye Nazırı Kont Andraşi’yi; Fransa Hariciye Nazırı Vadington’u; İtalya Hariciye Nazırı Kont Gorti’yi kongreye gönderdiler. Almanya ise ev sahibi sıfatıyla Başbakan Bismarck’ı kongreye memur etti.

Antlaşma Maddeleri

Kongre çalışmaları 1 ay sürmüştür. 13 Haziran’da çalışmaya başlayan kongre 13 Temmuz 1878’de çalışmalarını sonlandırdı. Ayastefanos’un imzalanmasından 4 ay sonra imzalanmıştır.

Devamını oku »

Saint Petersburg
Saint Petersburg

Ayastefanos, Osmanlı Devleti için bir mağlubiyet belgesi idi. Rusya, bu antlaşmanın tasdik belgelerini süratle, 15 gün zarfında hatta mümkünse daha erken teati edilmesini istiyordu. Çünkü Avrupalı devletlerin bir müdahalesinden endişe duymaktaydı. Osmanlı Devleti ise, kendisi açısından fevkalade zararlı ve onur kırıcı olan bu antlaşmayı biraz hafifletmek, bilhassa tazminatla ilgili maddeler için Çar nezdinde girişimde bulunmak istiyordu. Bu maksatla Serasker Rauf Paşa’yı fevkalade elçi statüsüyle Petersburg’a gönderdi.

Rauf Paşa’ya verilen talimat

1) Bulgaristan’ın prenslik haline getirilmesinden vazgeçilmesi, buna karşılık Osmanlı’nın başka bölgelerinde uygulanan müstakil bir bölge haline getirilmesi.

2) Savaş tazminatından vazgeçilmesi

3) Karadğlılara verilen Bar Limanı ve Podgariçe’ye karşılık Bosna-Hersek’de yer verilmesi.

4) Bulgaristan sınırlarının Osmanlı Devleti tarafından tayin olunacak yerlerden daraltılması.

5) Rumeli’den göç eden Müslüman halkın vatanlarına dönmek istedikleri takdirde can, mal ve namuslarının emniyet altına alınması.

6) Tazminattan tamamen vazgeçilemiyorsa hiç olmazsa Doğu’da Beyazıd’ın Osmanlı’ya bırakılması.

7) Şayet Bulgaristan idaresi hakkında bir değişiklik sağlanamadığı takdirde buradaki Müslüman halkın hakkının korunması

Kıbrıs’ın İngiltere’ye Bırakılması
4 Haziran 1878’de temel konusu Kıbrıs adası olan İngiliz-Osmanlı gizli antlaşması imzalandı. Bu antlaşmanın dayandığı temel argüman İngiltere tarafından şu başlıklar altında ileri sürülmekteydi:

- Osmanlı Devleti mağlup olmuştur. Hükumet çaresizlik içindedir. Bu haliyle Osmanlı Devleti çöküşün eşiğindedir.

- İngiltere Ayastefanos’un Balkanlar’ı ilgilendiren maddeleri Avrupa, bilhassa İngiltere menfaatine uyan bir şekilde değiştirmeyi ummaktadır.

- Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin Asya toprakları üzerindeki tehdidi büyüktür. Pek çok halktan, ırktan, inançtan insanların yaşadığı bu toprakları; Kars, Ardahan ve Batum’u işgal etmekle Rusya Ermenileri, Irak halkını ve Suriye’yi dahi Osmanlılara karşı kışkırtabilir, onların bağımsızlık isteklerini körükleyebilir. Bu bakımdan Osmanlı Devleti’nin Asya’daki hakimiyeti için güçlü bir devletle ittifak yapması şarttır. Bu devlet Rusya’nın tecavüzünü silah gücüyle önlemeye muktedir bir devlet olmalıdır. Bu devlet de İngiltere’dir.

- İngiltere’nin böyle bir ittifak için 2 şartı vardır; birincisi Osmanlı Devleti’nin Asya topraklarındaki Hristiyan unsurların durumunu ıslah etmesi. Buna dair resmi bir teminat vermelidir. İkincisi, Osmanlı Devleti İngiltere’ye Suriye veya Anadolu sahillerine yakın bir yeri vermesidir; yani Kıbrıs’ı vermesidir.

- Kıbrıs, Osmanlı Devleti’ne ait olacaktır. Gelirleri Osmanlı hazinesine girmeye devam edecektir. İngiltere adayı sadece askeri amaçlarla kullanacak. Rusya işgal ettiği Anadolu’daki toprakları terk ettiği zaman İngiltere adayı bırakacaktır.

İngiltere bu tekliflerini İstanbul’daki büyükelçisi Lord Henry Loyard vasıtasıyla Bahriye Nazırı ve Mabeyn Müşiri (askeri danışman) Said Paşa’ya bildirdi. İngiltere bu tekliflerin kabul edildiği taktirde Osmanlı lehine çalışacağını ifade etti. Loyard Abdülhamid tarafından kabul edilirse, tekliflerin gizli tutulup çabucak kabul edilmesini istedi. Bu teklifler Osmanlı kabinesinde görüşülmedi. Sadece sadrazam Sadık Paşa ile Maarif Nazırı Münif Efendi haberdar edildi. Hariciye Nazırı Saffet Paşa’da dahi gizli tutuldu. Sultan II. Abdülhamid İngiltere’nin tekliflerini kabul etmeden önce eski sadrazam Mehmed Rüşdü Paşa ile Namık Paşa’nın fikrini almak istedi.

Teklifler bir mazbata halinde Hariciye Nazırına sunuldu. Nazır Saffet Paşa bu teklifleri imza etmek istemedi. Loyard, şayet Osmanlı Devleti teklifleri kabul etmek istemezse kongrede barış şartlarının değiştirilmesi konusunda herhangi bir çaba sarf etmeyeceği gibi donanmasıyla Kıbrıs’ı zorla istila edeceği tehdidinde bulundu. Neticede 10 Temmuz 1878 tarihinde Kıbrıs’ın İngiltere’ye bırakılması antlaşması padişah tarafından da tasdik edildi. Antlaşma, gizli tutuldu. Fakat Berlin Kongresi sırasında İngiltere-Osmanlı gizli antlaşması ortaya çıkınca başta Rusya olmak üzere diğer devletler farkına varmış oldular.

İlgililerine Önemli Not: Konunun devamı ilerleyen günlerde yayınlanacaktır.

trakyaAyastefanos’un maddelerine bakıldığında antlaşmanın Osmanlı-Rus ilişkileri bakımından bir dönüm noktası olduğu görülür. Bir defa Balkanlar’da 3 yeni bağımsız devlet Osmanlı toprakları üzerinde kurulmuştur. (Romanya, Sırbistan, Karadağ) Aynı zamanda bir büyük Bulgar Prensliği ortaya çıkmıştır. Her ne kadar Osmanlı hakimiyetinde gözükse de antlaşmanın imzalanmasından sonra iki yıl boyunca Rus askeri işgali altında bulunmuştur. Osmanlı askerleri tamamen bölgeyi boşaltacak ve prenslik idaresinin kurulması bir Rus komiserinin gözetiminde olacak. Bosna ve Hersek’de artık Rusya ve Avusturya’nın istekleri doğrultusunda bir idare oluşturulacaktır.

Rusya bu antlaşma ile Balkanlara tamamen yerleşmiş ve Panslav emelini gerçekleştirmiştir. Bundan başka Osmanlı Devleti Girit, Teselya ve Arnavutluk’ta gerçekleştireceği reformları Rusya’ya danışarak yapmak zorundadır. Bu da Osmanlı Devleti’nin iç işlerine yabancı bir devletin müdahalesi anlamına geliyordu. Doğuda Kars, Ardahan, Batum e Doğu Beyazıd’ın Rusya’ya bırakılması bilhassa Beyazıd’ın bırakılması Erzurum’un tehdit altına alınması demekti.

Devamını oku »

Bulgaristan_-_Ayastefanos_(1878)1., 2., 3. ve 4. Maddeler Karadağ ile ilgiliydi.

1) Karadağ bağımsızdır. Sınırları genişletilmiştir ve Adriyatik Denizi’ne kadar uzatılmıştır. Spezzia ve Antivarı Limanları Karadağ’a terk edilmiştir.

2) Karadağ ile Osmanlı Devleti arasında meydana gelecek olan antlaşmazlıklarda Rusya ve Avusturya hakemlik görevini yürütecektir.

3) Sırbistan bağımsızdır, sınırları genişletilmiştir. Bu çerçevede Niş sancağı Sırbistan’a bırakılmıştır. (Nisos Konstantin’in doğum yeri)

4) Sırbistan eline geçen topraklarda arazisi bulunan Müslümanlar memleketlerini terk etmek istedikleri takdirde arazileri hakkında çıkacak bir ihtilaf, içinde bir Rus komiserin bulunduğu komisyon tarafından karara bağlanacaktır.

Devamını oku »

Tsar_Alexander_II_-6

Çar II. Aleksander

Avrupa Devletlerinin Tepkisi
Avrupalı devletler ateşkes şartlarını öğrenince telaşa kapıldılar. İngiltere Boğazların Ruslar’ın eline geçmesinden endişelendi ve böylece Akdeniz filosunu İstanbul’a gönderdi.

Avusturya; Rusların galibiyetini bütün Slavların birleşmesini sağlayacağından, Balkanlardaki menfaatlerine helal getireceğini düşünüyordu. Bunun için 3 Şubat’ta Avusturya hükumeti bu ateşkesin hükümlerini Avrupalı devletler arasında imzalanmış antlaşmaları ihlal ettiğini söyleyerek protesto etti. Ayrıca ordusunu seferber etti.

Fransa ve İtalya; ihtiyatlı davranmakla beraber Rusya’nın tek başına Şark Meselesini halletmesinden memnun görünmüyorlardı. (Makamat-ı Mübareke ve Osmanlı Avrupası, Hindistan yollarının güvenliği meselesi Şark Meselesi’nin temel argümanlarını oluşturuyordu. Bu mesele 1815’te ortaya çıktı.)

Alman şansölyesi Bismarck, Rusya kadar durumdan memnundu çünkü, Şark Meselesi’nde çıkarı yoktu. Balkanlar’da herhangi bir menfaati bulunmuyordu. Yegâne endişesi Avrupalı devletlerin Almanya aleyhine bir ittifak kurma düşüncesiydi.

Avrupalı devletler bu suretle Almanya’yı ilgilendirmeyen konularla meşgul oluyordu ve savaş için taraflar arasında hakemliğe hazır olduğunu deklare etti.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)