Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Mart 2009 için arşiv

Çar I. Nikola

Çar I. Nikola

Rusya özellikle 1762-1796 döneminden beri Boğazlar’ı ele geçirmek, Akdeniz’e inmek diğer taraftan da İskenderun Körfezi’ne ve Basra Körfezi’ne inmeyi amaçlayan bir politika izliyordu. Bu emellerini gerçekleştirmek için Müslümanlara karşı Hıristiyanlar’ın koruyuculuğunu üstlenerek Osmanlı Devleti üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyordu. Nitekim 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması ile bu yönde bazı kazançlar elde etmişti. Türkler’e karşı düşman olan Çar I. Nikola (1825-1855) kendisini Ortodoks Kilisesi’nin lideri sayıyordu. Rusya’nın o dönemdeki politikası Osmanlı Devleti’ni kendi topraklarına katmak yerine Osmanlı Devleti’ni koruyuculuğu altına almak yönündeydi. Osmanlı Devleti bu tehlikeyi görünce Rusya’dan uzaklaşıp İngiltere ve Fransa’ya yaklaşmaya başlamıştır. Rusya 1841 Londra Andlaşması ile Osmanlı Devleti üzerindeki etkisini kaybetmeye başladığını anlayınca Osmanlı Devleti’ni parçalama siyasetine geri dönmüştür. Bu konuda İngiltere ile anlaşmaya çalıştı fakat başarılı olamadı.

Kutsal Yerler Sorunu
Hıristiyanlar tarafından Kudüs ve çevresi, buralarda bulunan kilise ve mezar gibi yerler kutsal sayılıyordu. Buralara hizmet etmek Hıristiyanlar için şerefti. Hıristiyanlar arasında bu görevi yerine getirmek hep bir rekabet konusuydu. Osmanlı Devleti burayı topraklarına kattıktan sonra mezhepler arasında kurulmuş olan düzeni olduğu devam ettirmişti. Fakat daha sonraki yıllarda diğer devletlerinde baskılarıyla Katolikler’e ve Ortodokslar’a diğer mezheplerin aleyhine bir çok ayrıcalık verilmişti. 1740 kapitülasyonları ile Fransızlar’a yani Katolikler’e yeni ayrıcalıklar verildi ancak büyük ihtilal sonrasında Kutsal Yerlerdeki Katolikler koruyucusuz kaldı ve Ortodokslar daha üstün bir duruma geçtiler. Bu da Kutsal Yerler Sorunu’nun doğmasına neden oldu.

Devamını oku »

ilber_ortayli_erol_sadi_erdinc

Konu: Osmanlı’da fikir özgürlükleri
Konuk: Erol Şadi Erdinç

İlber Ortaylı: Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılı hürriyet fikri, insan hakları, hürriyetin teşkilatlanması, farmantalizm, baskı gruplarının ortaya çıkması gibi alışılmadık olaylarla geçmiştir.

Batı cemiyetinden bunların farkı, o vakte kadar bir dinler ve diller haritası olan kozmopolit bir son Roma İmparatorluğu’nun ve müslümanların hakim olduğu bir büyük imparatorluğun hayatında bir etnik mücadeleyle bir arada yürümesidir.

Burada iki tane çağdaş tarihçinin tezlerine değinmek zorundayız. Profesör Ercüment Kuran, o vakte kadar hakim olan şeriatı garra, yani müslüman toplumunun ve ona bağlı gayrimüslimlerin fert ve toplum olarak yaşayabilmeleri için hük ahkamına uymak zorunda kaldığımız şeriata tanrının vahyine dayanan kurallara karşı artık bazı münevverlerin hukuk-u tabiyyeden, insan haklarından bahsettiğine işaret etmesidir.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)