Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Çar I. Nikola

Çar I. Nikola

Rusya özellikle 1762-1796 döneminden beri Boğazlar’ı ele geçirmek, Akdeniz’e inmek diğer taraftan da İskenderun Körfezi’ne ve Basra Körfezi’ne inmeyi amaçlayan bir politika izliyordu. Bu emellerini gerçekleştirmek için Müslümanlara karşı Hıristiyanlar’ın koruyuculuğunu üstlenerek Osmanlı Devleti üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyordu. Nitekim 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması ile bu yönde bazı kazançlar elde etmişti. Türkler’e karşı düşman olan Çar I. Nikola (1825-1855) kendisini Ortodoks Kilisesi’nin lideri sayıyordu. Rusya’nın o dönemdeki politikası Osmanlı Devleti’ni kendi topraklarına katmak yerine Osmanlı Devleti’ni koruyuculuğu altına almak yönündeydi. Osmanlı Devleti bu tehlikeyi görünce Rusya’dan uzaklaşıp İngiltere ve Fransa’ya yaklaşmaya başlamıştır. Rusya 1841 Londra Andlaşması ile Osmanlı Devleti üzerindeki etkisini kaybetmeye başladığını anlayınca Osmanlı Devleti’ni parçalama siyasetine geri dönmüştür. Bu konuda İngiltere ile anlaşmaya çalıştı fakat başarılı olamadı.

Kutsal Yerler Sorunu
Hıristiyanlar tarafından Kudüs ve çevresi, buralarda bulunan kilise ve mezar gibi yerler kutsal sayılıyordu. Buralara hizmet etmek Hıristiyanlar için şerefti. Hıristiyanlar arasında bu görevi yerine getirmek hep bir rekabet konusuydu. Osmanlı Devleti burayı topraklarına kattıktan sonra mezhepler arasında kurulmuş olan düzeni olduğu devam ettirmişti. Fakat daha sonraki yıllarda diğer devletlerinde baskılarıyla Katolikler’e ve Ortodokslar’a diğer mezheplerin aleyhine bir çok ayrıcalık verilmişti. 1740 kapitülasyonları ile Fransızlar’a yani Katolikler’e yeni ayrıcalıklar verildi ancak büyük ihtilal sonrasında Kutsal Yerlerdeki Katolikler koruyucusuz kaldı ve Ortodokslar daha üstün bir duruma geçtiler. Bu da Kutsal Yerler Sorunu’nun doğmasına neden oldu.

Fransa’nın başına geçen Napolyon iktidarını güçlendirmek, Katolik Partisi’ni memnun etmek ve dışarıda Fransa’ya karşı kurulmuş olan siyasi cepheyi parçalamak için bu sorunu ele aldı. Osmanlı Devleti Rusya ve Fransa ile bir anlaşmazlığa düşmek istemiyordu. Bunun için o güne kadar olan fermanları inceleyip bir komisyon kurmaya karar verdiğini ilgili devletlere bildirdi. Avusturya’da Karlofça (1699), Pasarofça (1718) ve Belgrad (1739) andlaşmalarını ileri sürerek Katolikler’i koruma hakkına sahip olduğunu belirtti. Böylece sorunun boyutları daha da genişledi. Komisyonda Ortodokslar lehine kararlar alındı. Fransa bu durumdan memnun kalmadı. Böylece bu sorun Fransa ve Rusya arasında bir onur mücadelesine dönüştü. Burada sıkıntıya düşen hiç çıkarı bulunmayan Osmanlı Devletiydi.

Çar I. Nikola Prens Mençikof’u Osmanlı Devleti’ni koruyuculuğu altına alabilmek için İstanbul’a gönderdi. Rusya’nın aşırı istekleri İngiltere’yi ve Fransa’yı da endişelendirdi ve Osmanlı Devleti’ne yakınlaşmaya başladılar. Çar I. Nikola amacına ulaşmak için Eflak-Buğdan’a gireceğini ilan etti. 22 Haziran 1853’te Rus askerleri Osmanlı topraklarına girdiler.

Savaşın Başlaması
İstanbul’da halk Rusya ile savaşa girilmesini istiyordu. Rusya’nın başından beri izlediği tutum 4 Ekim 1853’te Osmanlı Devleti’nin resmen savaş ilan etmesine neden oldu. Böylece Osmanlı-Rus Savaşı Balkanlar’da ve Kafkaslar’da olmak üzere iki cephede fiilen başlamış oldu. 22 Ekim’de İngiliz ve Fransız donanması Çanakkale Boğazı’ndan geçerek İstanbul önlerine geldi. Rusya bunun Londra Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu söyleyerek bunu protesto etti. Aslında Fransa ve İngiltere Sinop Baskını’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı. Rus amirali Nahimof Batum’a erzak ve savaş malzemesi götüren ve fırtınadan Sinop’a sığınmış olan Osmanlı filosunu yaktı. Rusya’nın Karadenizdeki gücünü anlayan Fransa ve İngiltere Boğazlar’ında kendi çıkarları açısından tehlikede olduğunu anlayınca Osmanlı Devleti’ne yardım etti. İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti ile 12 Mart 1854’te bir İttifak Andlaşması yaptılar. 27 Mart 1854’te İngiltere ve Fransa Rusya’ya resmen savaş ilan etti. 1854 Mayıs aylarında Türkler Eflak-Buğdan’ı boşalttırmayı başardılar. Bu sırada Avusturya Eflak-Buğdan’ı yeniden Rusya’ya kaptırmamak için 30 Eylül 1854’te Osmanlı Devletiyle bir anlaşma yaptı. Savaşın sonuna kadar Eflak-Buğdan’ı geçici olarak işgal edip burayı saldırılara karşı koruyacaktı. Böylece bu cephedeki savaş sona ermiş müttefikler Rusya’yı barışa zorlamak için 13 Eylül 1854’te savaşı Kırım’a kaydırmışlardır. Kırım Rusya’nın Boğazlar’ı zorlayabilecek, Akdeniz’e inmesini gerçekleştirebilecek önemli bir yerdi. Müttefiklerin ilk hedefi Karadeniz egemenliğinde önemli bir liman olan Sivastopol’ı ele geçirmekti. Kuşatma başladı ve Ruslar kuşatmayı aşamadılar. Bu sırada İtalya birliğini kurmaya çalışan Piyemonte Hükümeti Avrupa’nın dikkatini çekmek, Avusturya’ya karşı İngiltere ve Fransa’nın desteğini almak için 26 Ocak 1855’te İngiltere ve Fransa ile bir andlaşma imzaladı. Müttefikler bu güçlerle 9 Eylül 1855’te Sivastopol’u ele geçirdiler. Rusların artık savaşa devam edecek güçleri kalmamıştı. Bu nedenle barışın yapılması için girişimlerde bulunmaya başladı. İngiltere savaşa devam ederek Rusya’yı kendisine gelemeyecek şekilde yıpratmak istiyordu. Fransa ise savaşın sona ermesini istiyordu. Çünkü Çar’ın nüfuzunu kırmış Rusya’yı İngiltere’den ayırmıştı.

Bu savaşın önemli bir sonucu ilk defa yabancı devletlerden borç para alınması olmuştur. Zaten maliyesi bozuk olan Osmanlı Devleti’nin savaşa devam etmesi durumu daha da kötüleştirmiş ve dış borçlanmaya gidilmiştir. Nitekim bu borçlar ödenememiş ve Osmanlı Devleti Kırım Savaşı ile birlikte tarihinde ilk kez borçlanmış ve aynı zamanda yabancıların mali kontrolüne girmiştir.

Yorum Yapın

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)