Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Mart 2009 için arşiv

Savaşlar, Taktikler ve Silahlar

30 Mart 2009Yorumla2.654 okunma
Malta Kalesi

Yıldız Planlı Malta Kalesi

Tarih boyunca savaşlar, devletlerin hırslarını tatmin etmek, toprak kazanmak, güç göstermek gibi çeşitli bahanelerle çıkarılmıştır. Kâbil’den alınan bu özellikle beraber, toplumların örgütlenmesi sonrasında daha organize çatışmalar görülmüştür. Kabileler arasında çıkan küçük çatışmalardan, devletlerin ordularını çarpıştırdığı bir döneme girilirken takvim yaprakları milat sonrasını 300 yıl kadar geçmişti.

Ortaçağ boyunca devletlerin küçük orduları görece basit savaş aletleriyle donatılmıştı. Öldürmeyi sağlayacak ok, balta, kılıç gibi basit savaş aletlerinin yerini daha karmaşık ve teknik bilgi gerektiren savaş aletlerine bırakması uzun zaman aldı.

Devamını oku »

dokunabildigimiz_medeniyet_2İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencileri ve Avrasya Enstitüsü’nün birlikte organize ettiği “Osmanlı Dönemi Türk Kültür Tarihi Çerçevesinde İstanbul – Dokunabildiğimiz Medeniyet” temalı sergi, 31 Mart-2 Nisan tarihleri arasında Seyyid Hasan Paşa Medresesi’nde ilgililerini bekliyor.

Sergide, İstanbul’un çeşitli tarihi mekanları, sanatlar ve sanatçılar tanıtılıyor. Medeniyetimiz birer parçası olan eserlerin anlatımını, Doç. Dr. Zeynep Tarım Ertuğ’un danışmanlığında, Tarih 4. sınıf öğrencileri yapacaklar. 31 Mart Salı günü saat 13:30′da Panel ile başlayacak sergi açılışında, İstanbul’daki medeniyetimize ait izleri hatırlama imkanı bulacağız.

Devamını oku »

Deniz Seyahatnameleri

27 Mart 2009Yorumla1.327 okunma

deniz_seyahatnameleriBursa ve İzmir adlarını taşıyan iki Osmanlı savaş gemisi, görevlendirildikleri Basra Körfezi’ne gitmek üzere İstanbul’dan yola çıkarlar. Tarih, 1865 yılının 12 Eylül’ünü göstermektedir. Gemiler, Akdeniz’i aşacak, Cebel-i Tarık Boğazını geçerek Atlas Okyanusu’na çıkacak, sahilleri izleyerek tüm Afrika kıtasını dolaşacak ve Basra’ya ulaşacaktır. Sorunsuz geçecek bir yolculukta bile aylar sürecek bu sefer, hiç de beklendiği gibi gitmez.

On yedi gün fırtınalarla boğuşan gemiler, çaresizlik içinde dalgaların sürüklediği limana, Güney Amerika sahillerine, Rio de Janerio limanına demir atarlar. Brezilya’da yaklaşık iki ay kadar kalan korvetler, tekrar denize açılır ve Ümit Burnu’nu dolanarak Basra Körfezine ulaşırlar.

Devamını oku »

Sultanın Topları

24 Mart 2009Yorumla1.986 okunma

Barut Top TüfekGabor Agoston, ‘Barut, Top ve Tüfek’te Osmanlı‘nın ateşli silah kullanımı ve askeri gücünü anlatırken Batılı tarihçilerin yanlışlarını da ortaya koyuyor

PROF. DR. İDRİS BOSTAN

Dünya Tarihi içinde nereye oturması gerektiği hâlâ tartışma konusu olan Osmanlı İmparatorluğu’nun ateşli silahları ne zaman tanıdığı ve nasıl kullandığı sorusu daha çok Batılı kaynaklara göre yapılan yorumlarla yanıtlanmaya çalışılmıştır. Günümüzde ‘askeri teknoloji devrimi’ tezinin giderek önem kazanması askeri tarih araştırmalarının yaygınlaşmasına öncülük etmiştir. Ateşli silahların ve askeri teknolojinin devlet ve medeniyetler üzerinde nasıl bir devrim yaptığını inceleyenler, Osmanlı ateşli silahlarını sadece Batılı kaynaklarla anlamak ve yorumlamakta beis görmemişlerdir.

Nihayet yeni nesil tarihçilerinden Georgetown Üniversitesi öğretim üyesi, Macar asıllı meslektaşımız G. Agoston metodolojik olarak hangi yollardan gidilmesi gerektiğini gösteren bir yaklaşımla Osmanlı ateşli silahlar tarihini inceleyen bir kitap yazdı. 2005′te Cambridge’de Guns for the Sultan: Military Power and the Weapons Industry in the Ottoman Empire adıyla yayımlanan eser, başlığı içeriğine uydurularak Barut, Top ve Tüfek: Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Gücü ve Silah Sanayisi adıyla Türkçeye kazandırıldı.

Devamını oku »

Boj_u_Ivanovo-ChiflikKonu: Çarlık Rusya’sı ve Rus-Osmanlı İlişkisi

Neva Nehri’nin kıyısındayız. St.Petersburg’un asıl kurulduğu mekan burada Petropavlovsky Kalesi’dir, fakat şehir hiç şüphesiz ki bu garnizondan inkişaf etmiş değildir. Asıl kıtayla birleştiği temel ada olan Vasilya (Vasilievsky) adasındadır. Nitekim karşımızda “Zimniy Dvorets”, yani Kışlık Saray’ı görüyoruz.

Burası Çariçe Büyük Katerina’nın kendi inziva alanını seçtiği bir bölge; onun için Ermitaj adını almış ve bugün Avrupa’nın hatta dünyanın belki de en zengin müzesi. İçinde eski şark, yeni şark Avrupa sanatı ve bilhassa biz Türkler için çok önemli olan orta Asya ve güney Rusya’daki kazılardan çıkan buluntuların hepsi burada.

Sarayı takip ettiğiniz zaman Neva’nın kaynağına doğru, yeşil bina ünlü Rusya mareşali Kutuzov’un sarayı, zaten Petersburg saraylarıyla ünlüdür. Bir yerde Aniçkov denen yapıcı albayın adını taşıyan köprüden kanala girdiğiniz zaman ünlü aile Yusupov ve Aniçko adını taşıyan ana kraliçenin sarayı, şehirde iki tane Şeremetyev, bir tane ünlü Straganov sarayı ve sayısız diğer köşkler ve saraylar yer alıyor. St.Petersburg’da bir bina veya apartman sahibi olmak Rusya’nın yüksek aristokrasisi için bir emir ve nizamname konusuydu.

Devamını oku »

İstanbul'dan Ayrılırken

İstanbul'dan Ayrılırken

Deniz Baykal şimdi de ‘padişahlık’ tartışmasını açtı. Ve hatırlatmayı ihmal etmedi: Son padişah bir İngiliz gemisine binerek kaçmıştı! Güya birkaç densizin ‘Padişah’ dediği Başbakan’a aba altından sopa gösteriyor. Sen de bir darbede soluğu ABD’de alabilirsin, demeye getiriyor.

Yanağından oltaya yakalanmış balık gibi çırpınıyor hafızamız. Çırpınarak kurtulacağını sanıyor. Bilmiyor ki, her çırpınışı, iğneyi etine biraz daha batırmaktadır.

Kendilerini Atatürk’ün yerine koyanlardan bıktık, usandık artık. Onu paravana yapanların her darbeyi nasıl bir soygun filmine dönüştürdüklerini görmekten gına geldi. 27 Mayıs’tan sonra annemin parmağındaki alyansı zorla alanların kendilerini ömür boyu dokunulmaz kılıp tabii senatör ilan ettirdiklerini unutmadık.

Atatürkçü olduğunu iddia edenlerin, 7 Mart 1924 günkü “Akşam” gazetesinde çıkan şu habere ne diyeceklerini merak ediyorum:

“Dün, Meclis’teki en mühim hadise, Gazi Paşa’nın parti grubundaki teklifiydi. İsmet Paşa Osmanlı hanedanına mensup kadınların memleketten çıkarılmamasının Meclis ve Cumhuriyet için bir şefkat eseri olacağı hakkındaki onun bu teklifini bildirdi. O anda odanın içinde kasırgalar koptu. Mebuslar masaların üzerine çıkarak:

- “Olamaz!” diye bağrışıyorlar, bu teklife isyan ediyorlardı. Mebuslara hakim olan psikoloji, merhamete ve şefkate yer bırakmıyordu. İtirazlar gittikçe yükseliyor:

Devamını oku »

fatih_istanbula_girerkenBaşbakan için açılan “Son Osmanlı Padişahı” pankartı yeni bir tartışmayı alevlendirdi. Medyada, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ortaya çıkan “Osmanlı düşmanlığı” refleksiyle yazılar kaleme anıldı, yorumlar yapıldı. Osmanlı’nın mirası toptan reddedilirken geleceğimize ışık tutacak bir “tarihsel gelişme” de yok sayıldı.

Biz de bu tartışmalar ışığında Osmanlı tarihi üzerine çalışan uzmanların görüşüne başvurduk. ‘Osmanlı tarihine nasıl bakmalı? Tarihi hangi kaynaklardan okumalı?’ sorusuna cevap aradık. Osmanlı Türkçesi bilmeyenlerin bile kitap yayınladığı bir konuda Osmanlı’yı doğru kaynaklardan okumak için bir liste hazırladık.

Daha birkaç yıl öncesine kadar tarih ders kitaplarında Vahdettin vatan haini olarak gösteriliyor, Abdülhamid dönemi istibdad ve panislamizm kelimelerine hapsediliyordu. Büsbütün Osmanlı dönemi peçeyle resmediliyordu. Bugünkü Cumhuriyet’in Osmanlı temelleri üzerine kurulduğu görmezlikten geliniyordu. Resmi tarihe göre Fatih, Yavuz ve Kanuni dışında Osmanlı padişahları yozlaşmış ve sefahate dalmış hükümdarlardı.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

İstanbul Üniversitesi Tarih mezunuyum. 2003-2008 yılları arasında Derkenar edebiyat dergisini yayınladım. Bir dönem yayınevlerinde editörlük yaptım. Hikâye yazıyorum ve seyrek olarak yayınlıyorum. Kitap, edebiyat ve tarih ilgi alanımdan çok ötede bir yerde. İngilizce biliyorum, Fransızcaya yıllar sonra yeniden başlıyorum. Evliyim.

Twitter

    Fotoğraflar

    OTTOMAN NAVY NAVIGATION (89)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (80)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (97)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (79)