Tarihçi nasıl olmalı? Tarihe nasıl yaklaşılmalı? Bu sorulara verebileceğim çok net ve kısa bir cevabım var ama ondan önce biraz soruların etrafında dolaşalım.
Tarihçi, yani bizim yaygınlaştırmaya çalıştığımız adıyla müverrih, tarihî olaylara bakışı ve yorumlaması nispetinde ufkunu genişletebilir ve varlığını anlamlandırabilir. Bu nedenle bir müverrihin nasıl olacağı üzerinde düşünürken sadece tarihten alınan konuya bakışı değil, müverrihin kendisine bakışını da tartışmış oluyoruz.
Müverrih, eğer tarihten aldığı konusuna yaklaşırken bulunduğu coğrafyayı, zamanı, siyasi düşüncesini, maddi konumunu yorumuna tutamak ederse, ortaya çıkan yorum ya da tarihe bakış büyük aksaklıklarla dolu olur. Şöyle ki, eğer ben X şahsı değerlendirirken falanca iyiliklerinden dolayı övgüyle anar ve hatalarını görmemeye çalışırsam bu bence doğru bir tarihçilik olmaz.
Bunu bir örnek vererek açayım. Son günlerde Sultan II. Abdülhamid’in vefat yıldönümü yaklaşması vesilesiyle çeşitli etkinlik hazırlıklarına şahit oluyorum. Bu hazırlıklar vesilesiyle de arkadaşlarımızla sohbet etme imkanı buluyoruz. Tam da benim anlatmaya çalıştığım mevzunun uç noktasında duran “Sultan II. Abdülhamid”, kimilerine göre “Ulu Hakan”, kimilerine göre “Kızıl Sultan”… Şimdi biz Abdülhamid’i anlamaya çalışırken yaptığı iyilikleri görüp, hataları, kusurları görmemezlikten mi geleceğiz? Ya da tam tersi, kötülükleri görüp iyiliklerini anmayacak mıyız? Dikkat ederseniz felsefenin iki sorunlu kavramı “iyi ve kötü” bir müverrih için tarihi yaklaşmayı nasıl da zorlaştırıyor. Neye göre, kime göre iyi-kötü? Hangi zamana göre değerlendireceğiz?
İşte bir müverrihin yapması gereken, örnekte verdiğimiz gibi, II. Abdülhamid’in hüküm sürdüğü devri, şartları, belgeleri, tanıklıkları önümüze aldıktan sonra, kendi siyasal görüşünü bir kenara atarak değerlendirmeye başlamasıdır. Yani müslüman olabilir tarihçi, ermeni olabilir, sosyalist veya liberal olabilir… Bu dar gözlükleri bir kenara attığında salt görünen şeye yani tarihe bakmaya ve anlamaya biraz daha yaklaşır. (Bu gözlüklerden kurtulmak her ne kadar zor olsa da…)
Bu şekilde bakan bir tarihçinin Sultan II. Abdülhamid’e bakışında bence Ulu Hakan da olmaz, Kızıl Sultan da. Devri içinde değerlendirdiğinde daha soğukkanlı bir sonuca varmak mümkün olacaktır. Varılan sonuç bize şunu söyleyecektir: Abdülhamid sevilecek biri değil. (Hele tarihçi için hiç değil, sokaktaki vatandaşın sevmesine bir itirazım yok!) Abdülhamid anlaşılacak ve değerlendirilecek biri. Hataları da olan, büyük iyilikleri de olan bir insan.
Tarihe bu şekilde yaklaşan bir müverrih zamanla kendisinde belli prensipleri oluşturabilir ve daha aklıselim değerlendirmelere varabilir diye düşünüyorum. Aksi taktirde tarihi kendi düşüncemize uygun kesilip doğranan ve eskitilen bir elbiseye dönüştürürüz.
Bu sorular etrafında düşüncelerimizi olgunlaştırmaya çalıştığımızda tarihi anlamak için daha yakın bir yakîn bir noktaya geçeriz sanırım.




Şiir akşamında ne oldu?
İktisat Tarihçisi Ömer Lütfi Barkan Vefatının 30. Yılında Anılıyor
Şiir Okulları Açılmalı
Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk
ALES Puan Hesaplama
10 bin yıllık İran Medeniyeti Topkapı Sarayı'nda
Tarih Öğrencileri Kongresi
Sultan 2. Abdülhamid'in Hal'i ve sonrasındaki Yıldız Yağması
TBMM bir Osmanlı meclisi miydi?
Adriyatik'te Korsanlık - Osmanlılar, Uskoklar, Venedikliler 1575-1620




Canı yürekten size katılıyorum. Gerçekleri bizlerden saklayarak müverrih im diyenlere güzel bir cevap. Şunu düşünelim tarihte taraf tuttuğunuz zaman gerçek tarihçi unvanına sahip olabilirmisiniz ? Gerçek müverrih tarafsız eser meydana getirendir.
@Tunga Bey, teşekkür ederim. Tarihi yorumlamadan önce nasıl yorumlayacağımız üzerine düşümnmek zorundayız. Ne yazık kı, fakültelerde bu konuda çok sınırlı bir bakış veriliyor. Düşünüp kendimizce sağlıklı bir neticeye ulaşmak durumundayız.
Mehmet Çağrı kardeş, elbette %100 objektif olmaktan söz edemeyiz. Hele de yorumlayacağız, anlamaya çalışacağız diyorsak. Benim temele koyduğum şey, aynen senin söylediğin gibi adalet duygusu, hakkı bulma arzusundan başka birşey değil. Yani olabildiğince geniş görerek tarihi adil yargılamak.
@Tunga Bey, teşekkür ederim. Tarihi yorumlamadan önce nasıl yorumlayacağımız üzerine düşümnmek zorundayız. Ne yazık kı, fakültelerde bu konuda çok sınırlı bir bakış veriliyor. Düşünüp kendimizce sağlıklı bir neticeye ulaşmak durumundayız.
Mehmet Çağrı kardeş, elbette %100 objektif olmaktan söz edemeyiz. Hele de yorumlayacağız, anlamaya çalışacağız diyorsak. Benim temele koyduğum şey, aynen senin söylediğin gibi adalet duygusu, hakkı bulma arzusundan başka birşey değil. Yani olabildiğince geniş görerek tarihi adil yargılamak.
Sevgili kardeşim;müverrih in tutumuyla ilgili ortaya koyduğun izahata dair acizane kanaatim şudur ki;elbette ki her konuda olduğu gibi tarihe bakışımızda da duygularımıza yenilmeyip açık yürekli bakış açısı geliştirebilmemiz hem bir iş ortaya çıkarmamızı sağlar hem de ancak böylelikle hedefe yönelik bir adım daha atmış oluruz.Bununla birlikte senin de takdir edeceğin gibi insan duygulardan azade değildir olmamalıdır olamazda,ancak burada birçok yerde önümüze çıkan denge,feraset basiret ayan beyan işin özeti olarak ortaya çıkmaktadır.Fakir,gerçek manada bir objektifliğin sözkoonusu olamayacağını düşünüyor.Çünki objektiflik bir noktadan 360 dereceyi görmektir ki bu taraf olmayı ortadan kaldırır bu manada hiçliği getirir,burada ana aks adalet duygusu hakkı bulma arzusu digergamlık hemhal olma ve bizim en ayırıcı özelliklerimizden merhamet üzerine oturmalı.
Ayağımızın biri hakk ta sabit iken digeriylen yeryüzünü yedi iklimi hakk nazarıyla temaşaa etmeliyiz diyorum..Selamınaleyküm kardeşim..
Herhalde sizin gibi tarihe yanlı yaklaşmamalı burdan açıkca görülüyordk siz abdulhamit aşığısınız onu neredeyse ilahlaştırmışsınız ve sanki hiçbir yanlışı yokmuş gibi gösteriyorsunuz bence tarihe nasıl yaklaşılmaması gerektiğine çok güzel örnek veriyorsunuz..
Sayın deniz,
Eğer dikkatli okuduysanız, Sultan Abdülhamid’in hataları da olabilen, her şeyden önce bir insan olduğunu söylüyorum. Hatalarını görerek değerlendirmek gerekir diyorum. Sizin düşündüğünüz gibi ideolojilere ya da siyonist bakışa kurban ederek gerçekleri çarptırarak Abdülhamid’e Kızıl Sultan deme küstahlığını da gösterecek kadar edepsiz değilim.
Sayın deniz,
Eğer dikkatli okuduysanız, Sultan Abdülhamid’in hataları da olabilen, her şeyden önce bir insan olduğunu söylüyorum. Hatalarını görerek değerlendirmek gerekir diyorum. Sizin düşündüğünüz gibi ideolojilere ya da siyonist bakışa kurban ederek gerçekleri çarptırarak Abdülhamid’e Kızıl Sultan deme küstahlığını da gösterecek kadar edepsiz değilim.