Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Şubat 2009 için arşiv

Konu: Osmanlı’da tarikatlar
Konuk: Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tasavvuf Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Mustafa Kara

Prof. D.r Mustafa Karaİlber Ortaylı: Bir vakitler Hindistan’dan kaynaklandığı ve İran noktasında yoğun olarak tasavvuf hareketlerinin şekillendiği hatta İran edebiyatının en parlak dönemini tasavvufi düşünceye borçlu olduğu bilindiği halde bilhassa 16. asırda Safevi hakimiyetinden ve Şii caferiliğin resmen din olarak ilan edilmesinden sonra İran kıtasında insanların tasavvufi düşünceyi, hele tarikatları izlemediği görülmüştür.

Devamını oku »

Kanunnameler

24 Şubat 2009Yorumla2.472 okunma
1701_bahriye_kanunnamesi

1701 Bahriye Kanunnamesi

Tanım: Osmanlı döneminde genel olarak belirli bir konuya dair hukuki maddeleri ortaya koyan padişah hükmünü ifade eder. Kanunname ancak padişah hükmü tarafından resmi bir nitelik kazanabileceği için herhangi bir normal kanun gibiydi. Sadece tek bir hüküm yada belirli bir konuda kanunname olabileceği gibi bütün imparatorluğa veya belirli bir bölgeye uygulanabilen kanunnameler de vardır.

İslam ülkelerinde resmi kanunnamelerin iki kaynağı vardı;

  • Eski Ortadoğu kültürlerine ait gelenekler: Eski İran imparatorlukları hukuki maddeleri resmi görevliler tarafından suiistimal edilmemesi için halkın görebileceği şekilde taşlar üzerine kazırdı.
  • Türk Moğol hanlıklarının geleneği: Yasak-ı Büzürg (Cengizhan yasası) askeri-siyasi işlerin düzenlenmesi için kaynak vazifesi görmüştür.

Devamını oku »

ilber_ortayli_japon_modernizmiKonu: Japon Modernizmi
Konuk: Japon Tarihçisi ve Uzmanı Profesör Selçuk Esenbel

İlber Ortaylı: Bugün çok önemli bir konuyu ele alacağız. Önemli diyorum çünkü Türkiye modernleşiyor, bu aşağı yukarı iki asırlık bir tarih veriyoruz. Bu gibi toplumsal, iktisadi değişikliklerin tarihini tespit etmek kolay değildir. Yorum meselesidir ve bu çağ değiştirmede, yaşayış tonumuzu biçimimizi değiştirmede hiç kuşkusuz büyük problemlerimiz var. Kendimizi niye koruyamıyoruz? Niçin adet ve anonimimizden vazgeçiyoruz? Japonya gibi bir örnek dururken niçin onlar gibi yapmıyoruz da başka yollara gidiyoruz?

Önümüzde iki model var ki biz onları düşünmek zorundayız. Rusya ve Japonya. Çünkü öbürleri bizi takip ediyorlar. Japon modernleşmesi nedir? Bizim zannettiğimiz gibi mi? Galiba bazı efsaneler var. O efsanelerin doğrusunu müsaade buyurursanız sevgili meslektaşım, yurtdışında da Japon tarihçisi ve uzmanı olarak ün yapmış Profesör Selçuk Esenbel’le tartışalım. Şimdi önümüzde çok mühim bir mesele var tarih açısından. Avrupa dediğimiz bir kıta var. Bu Avrupa’nın kendi iç yapısı, coğrafyasından, yaşadığı tarihten ileri gelen bir değişimi var. Nüfusu artıyor, birtakım bataklıkları ormanları kurutuyorlar. Bunu yapanlar da kilise. Ticaret gelişiyor, işletme muhasebe sistemleri değişiyor. Muzahaf muhasebe dediğimiz çift taraflı muhasebeyi de yine Fransızken rahipleri buluyor.

Devamını oku »

kuvayi_milliyeİtilaf devletleri, 30 Ekim 1918’de çok ağır koşulları çok ağır olan Mondros Mütarekesini Osmanlı Hükümeti’ne imzalatmış bulunuyorlardı. Başta İstanbul ve İzmir olmak üzere ülkenin işgal edilmeye başlanması üzerine, meseleyi siyaseten çözmeyi tercih eden Osmanlı Hükümeti’nin başarısız kalması karşısında durumu doğru ve yerinde tespit eden askerî yetkililer, gerekli tedbirleri almakta gecikmediler Mustafa Kemal Paşanın çok geniş yetkilerle Anadolu’ya gönderilmesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Büyük Millet Meclisinin açılmasına kadar devam eden bu büyük mücadelede İstanbul ile Anadolu arasındaki ilişkiler hiçbir zaman kesilmemiş, aksine artan bir şekilde devam etmiştir.

İşgale Karşı Mukavemet ve Kuvâ-yı Millîye Hareketinin Doğuşu

Mondros Mütarekesi’nin ihlal edilmeye başlamasından itibaren düzenli ordunun kuruluşuna kadar geçen devreyi, Kuvâ-yı Millîye dönemi olarak nitelendirmek gerekir. Kuvâ-yı Millîye adıyla kurulmuş olan güçler, düzenli ordu kuruluncaya kadar çok önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Devamını oku »

Konu: Roma

Roma’dayız. Roma’nın idare merkezi sayılabilecek Campidoglio yani ünlü Capitol.

CampidoglioCapitol, Roma’nın efsaneye göre yedi tepeye göre en merkezde bulunanı. Bütün öbür tepelerin hepsinde Roma’yı kuran ailelelerin yani patricilerin mekanı var. Capitol’de biraraya gelmişler ve idareyi, senatoyu burada meydana getirmişler. Ünlü sözler var: “Capitol’e çıkan yol Tarpeus Kayalıkları’nda biter” diye çünkü siyasi mahkumları bu tepenin arkasındaki kayalardan mancınıkla atıyorlarmış. Bugün Campidoglio veya eski adıyla Capitol birtakım lonca merkezlerinin bulunduğu odaları ihtiva ediyor. Tabi ki artık böyle bir roma yok. şu anda burada çok ünlü Capitol müzeleri var ve Roma Belediyesi toplanıyor.Yeri gelmişken söyleyelim Roma ‘nın kurulduğu sayılan 750. yıl aynı zamanda takvim başlangıcıydı ve hıristiyanlık ortaya çıktıktan sonra da çok uzun zaman yani 500’lerei 6.ncı asra kadar “Ab Urbe Condite (AUC)” şehrin kuruluşundan başlayan takvim kullanıldı. Ancak o zaman Hz.İsa’nın doğumunu miladı tespit etmek hıristiyanların aklına geldi, resmen imparatorluk dini olduktan 100 küsür sene sonra.

Devamını oku »

Tarih Dersleriİlber Ortaylı ile Tarih Dersleri yayınlandığı her gün büyük bir ilgiyle izleniyor. Cuma akşamları saat 20:00′de NTV’de yayınlanan programda, her bölümde / derste İlber Ortaylı hoca, farklı bir konu üzerine yarın saat kadar konuşuyor. Osmanlı, Avrupa ve İslam tarihi gibi geniş bir alandan birikimlerini aktarıyor.

İlber Hoca konuyu anlatırken, bilgi bantlarıyla ya da görsel malzemeyle anlattıkları pekiştiriliyor. NTV de bu açıdan programın hakkını veriyor. Televizyonda böyle kaliteli işlerin yapılması çok güzel. Bu örnekler, bu programı kopya etmeden artabilir. Biz, öyle bir yerde yaşıyoruz ki, Avrupa tarihini de bilmeliyiz, Asya’yı da, İslam tarihini de, kendi tarihimiz olan Türk-Osmanlı tarihini de. Okumaya zaman ayırmayan bir topluma ulaşmanın en kolay yolu da televizyon. Programın bu nedenle çok faydalı olduğu kanısındayım.

Devamını oku »

Sultan II. Abdülhamid HanGeçtiğimiz 10 Şubat günü Sultan II. Abdülhamid’in 91. ölüm yıldönümüydü. Hakkında olumlu bir şey söylemenin bile cesaret istediği yıllar yaşadık ama artık mızraklar çuvallara sığmaz oldu. Çuvalları delip çıkan gerçeğin mızrakları hepimizi şaşırtıyor. Neler mi onlar? Sayıları çok fazla ama içlerinden 10 tanesini seçtim. Beraber çıkarmaya çalışalım mı?

1. Kızıl Sultandı: Bu iddia, Albert Vandal adlı bir Fransız yazar tarafından ortaya atılmıştı. Atılış sebebi de, Abdülhamid’in Ermeni isyanlarını bastırtmış olmasıdır. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa kamuoyunda Abdülhamid’in kan dökücü bir padişah olduğu propagandası başlatıldı. İşte “Kızıl”, yani kan döken Sultan lakabı bu sırada asıldı boynuna. Hadi Ermenilerin böyle demesini anladık; iyi ama bir tekini bile idam ettirmemiş olan Abdülhamid’e Jön Türkler neden “Kızıl Sultan” dediler? 1915′te yüzbinlerce Ermeni’yi tehcir ettirecek olanlar, 25 yıl önce Ermeni propaganda ordusunun neferleri olmakta sakınca görmemişlerdi.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

İstanbul Üniversitesi Tarih mezunuyum. 2003-2008 yılları arasında Derkenar edebiyat dergisini yayınladım. Bir dönem yayınevlerinde editörlük yaptım. Hikâye yazıyorum ve seyrek olarak yayınlıyorum. Kitap, edebiyat ve tarih ilgi alanımdan çok ötede bir yerde. İngilizce biliyorum, Fransızcaya yıllar sonra yeniden başlıyorum. Evliyim.

Twitter

    Fotoğraflar

    OTTOMAN NAVY NAVIGATION (89)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (80)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (97)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (79)