Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Osmanlı Denizciliğiİdris Bostan, Türkiye’de denizcilik tarihi çalışan tek profesör. Bostan, arşiv kayıtlarından çıkardığı bilgiler için ‘Benim yaptıklarım deryada bir katre gibi’ diyor.

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İdris Bostan, Türkiye’nin az sayıdaki denizcilik tarihi uzmanından biri. Hatta tedbiri ve tereddütü bırakıp söyleyelim: İdris Bostan bu konuda çalışan Türkiye’deki tek tarih profesörü. Tabii denizcilik çevrelerinde tanınan biri olmasına rağmen biz sıradan okurlar onu geçen yıl çıkan müthiş kitabı Osmanlı Gemileri ile tanıdık. Bu büyük kitap özellikle sunduğu zengin görsel malzeme ile dikkat çekiyordu. Ama kitabın girişindeki Osmanlı donanmasının tarihini anlatan bölüm de üslubu, özgün yaklaşımları ile dikkat çekici bir nitelik gösteriyordu. Bostan o kitabında Osmanlı gemilerinin görüntüleri, eski kaynaklardan bulunan resimlerin adlandırılması konularında yaşanan karmaşayı sona erdirmeyi amaçlamış. Çoğunluğu Topkapı Kütüphanesi ve Deniz Müzesi’nden derlenen görsel malzemeyi yurtdışındaki zengin kaynaklarla besleyip kitabın İngilizce baskısını da hazırlamayı tasarlıyor. İdris Bostan’ın Türk Tarih Kurumu’ndan çıkan Osmanlı Bahriye Teşkilatı, 17. Yüzyılda Tersane-i Amire adlı bir kitabı daha var…

Prof. İdris Bostan’ın yıllardır çeşitli dergilerde kalmış bilimsel yazıları da kitap oldu. Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği adlı kitap, Osmanlı’nın klasik dönemine odaklanıyor. Kitap dört ana bölümden oluşuyor: ‘Deniz Politikaları’, ‘Deniz Teknolojisi’, ‘Deniz Ticaret Tarihi’… Vesileyle gidip tanıştığımız İdris Bostan’la daha çok ‘deniz tarihi nasıl yazılır?’, tarihçinin ana kaynakları nelerdir sorularına yanıt aradık. Büyük bir konuda küçük bir konuşma oldu…

Prof. Dr. İdris BostanDenizlerle ilgilenmeye nasıl başladınız?
Ben doktora tezimle başladım bu konulara. Bir doktora tezi bulmak için araştırırken hocam bana şehir tarihi çalışmamı tavsiye etmişti, o günün modasına uygun. Ben bir süre bunun üzerinde araştırmalar yaptım fakat şehir tarihinin dar bir alanda yaratılan malzemeye dayandığı, denizin ise insanın ufkunu daha çok açacağını, denizlerin ulaştığı yere kadar gözlerimizin bakmak isteyeceğini düşündüm.
Hocam da teşvik etti, ama bu alanda çalışma yapılmadığını yeni yapılacak çalışmaların büyük güçlükleri olduğunu hatırlattı.

Denizcilik konusunda bir tarihçi hangi kaynaklardan yararlanır?
Aslında deniz tarihinin kaynakları benim bir makalemin de adıdır, ama bu kitapta yer almadı. Umarım bir başka kitapta onu yayımlarız. En önemli kaynaklar arşiv kaynaklarıdır. Kitabi kaynaklar yok denecek kadar az, bir tek Katip Çelebi var Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar diye 17. yüzyılda yazılmış bir kitap bu.

Ne anlatıyor Katip Çelebi?
Deniz savaşlarını anlatıyor, biliyorsunuz o dönemde bir Girit Savaşı var. Uzamış yirmi beş yıl sürmüş bir savaş. Bu savaşın olumsuz etkilerini hafifletmek için, daha önceki dönemlerin ihtişamlı şaşaalı deniz savaşlarını anlatarak biraz teselli etmek biraz cesaret vermek için hazırlanmış bir kitap. Çok da güzel hazırlanmış, onun sayesinde pek çok bilgiye de ulaşabiliyoruz çünkü arşiv belgelerinin verdiği bilgilerle kitabi bilgilerin birleştirilmesi daha iyi sonuç veriyor.

Denizciliğe dair her şeyi bu belgelerden okumak mümkün mü?
Tamamıyla mümkün. Belki bunun şu istisnaları olabilir; belgeler bazen bize eksik bırakılmış veya oldukça kuru bilgiler nakledebilir. Ama geneli itibariyle deniz tarihi belgeleri eğer muhasebe defterleriyle, birtakım teknik kayıtların tutuluduğu defterler olduğu için çok teknik bilgiler veriyor, bunların aralarını doldurmakta bazen güçlük çekebiliyorsunuz ama kimi sahalarda çok iyi bilgi veriyorlar.

Hangi sahalar bunlar?
Mesela deniz savaşları, donanma Beşiktaş’tan yola koyuluyor, Çanakkale Boğazı’nı geçiyor; Ege’ye Akdeniz’e iniyor. Bunların adım adım hangi aşamalarda nerede ne yaptıklarına dair bilgiler İstanbul’a gönderiliyor. İmparatorluk, donanmanın ne yaptığını her zaman merkezden gözlüyor.

Yani Osmanlı’nın güçlü merkezi yapısı donanma tarihi yazmak için bir avantaja dönüşüyor o zaman?
Aslında bu merkezi yapı durumu tartışılabilir. Çok da merkeziyetçi bir yapı yoktur, emirleri önceden kuralları belirlenmiş olarak verdikten sonra yetki verdikleri kimseler ne yapacakları konusunda serbest bırakılır. Ama bilgi almak için ne olup bittiğini takip ediyor.

Büyük seferler haricinde gemilerin hareketleri, seferleri hakkında nasıl bilgi ediniliyor?
Tet tek gemiler hakkında bilgi edinmek maalesef o kadar kolay değil, zaman zaman rastlanabiliyor ama seyrek. Tabii Osmanlı’da bir tek donanma hareket ediyor değil; donanmayı oluşturan küçük küçük başka filolar var. Mesela Mısır, İskenderiye, Rodos, Sakız, Midilli, Tunus, Cezayir, Trablusgarp eyaletlerinde küçük filolar var…

Peki ya sivil denizcilik, deniz ticareti?
O bilgileri limanlardaki gümrük kayıtlarından ediniyoruz. Arşivlerde alınan gümrük vergileri miktarı görülüyor. O dönem çok önemli limanlar var, İskenderiye Arden, Mohan, Süveyş, Cidde çok önemli limanlar, onların defterlerinden öğreniliyor deniz ticareti.

Gemide gündelik hayata dair bilgiler edinmek mümkün mü?
Pek belirgin değil, mevcut belgeler o dönemi bize tam yansıtamıyor. Ama Osmanlı donanmasında kürek çekmek mecburiyetinde kalmış bazı esirlerin anıları var ki bizde de yayımlanıyor. Bunlar da epey boşluğu dolduruyor.

• BEYLİKTEN İMPARATORLUĞA OSMANLI DENİZCİLİĞİ
İdris Bostan, Kitap Yayınevi, 378 sayfa, 2006

Tersane organizasyonu bir roman gibidir

Osmanlı donanmasının birinci dönemini oluşturan 15-17. yüzyıl arasında bir geminin yapım hikâyesi bir film senaryosu kadar detaylı, bir roman kadar ilginçtir. ‘Tersane-i Amire’ kitabımda bir kadırgada kullanılan kereste çeşitlerinin adlarını ve sayısını tespit etmeye çalışmış yaklaşık iki yüzün üzerinde kereste çeşidi olduğunu görmüştüm. Bu keresteleri piyasadan temin etmek mümkün değil. Özel bir organizasyon gerek. Bu nedenlerle bir geminin inşası sadece askeri bir olay değil, sosyal, ekonomik, kültürel bir olay halini alıyor.

Devlet ormanların bol olduğu bölgelerdeki insanları vergi karşılığında kereste temin etmekle görevlendiriyor. Tersanede gemi inşa edilecek kararı alındıktan sonra emirler gidiyor ilgili bölgelere; kadı diğer önemli kişileri biraya topluyor ve gelen talebi halka açıklıyor. Zaman zaman sorun çıkıyor, bu vergilerin halka ağır geldiğini, keresteyi temin edemediğini veya temin edilen kerestenin gerekli nitelikte olmadığını da biliyoruz; o zaman devlet bu insanları ikaz ediyor…

Tabii gemi mimar ve mühendisleri, marangozlar, bıçkıcılar, binacılar çalışıyor… Sonra geminin donanımını hazırlayanlar devreye giriyor. Hangi tür, ne uzunlukta kaç adet kürek gerek? Bu soruların yanıtları biliniyor ve o kürekler tedarik ediliyor. Sonra o kürekleri çekecek kürekçiler gerek. Devlet kürekçiyi de büyük ölçüde halktan avarız karşılığı alıyor. Bu defa diyelim on tane hane bir kişiyi kürekçi seçiyor, onun altı aylık maişetini ödüyor ve o kişiyi yetkili biri getirip donanmaya teslim ediyor. Bu esnada bir sürü problem çıkıyor. Bazen mahalli yöneticiler taraf tutuyor kürek çekmekle görevli olması gerekeni kayırıyor ve bu işe uygun olamayan bir başkasını gönderiyorlar. Bir kadırgada ortalama 196 kürekçi olması gerektiğini söyleyelim. Tabii geminin kereste ve kürekçi teminiyle bitmediğini çividir, direktir, halattır pek çok malzeme gerektiğini hatırlatalım. Bir tek geminin yapılabilmesi için ne kadar çok insanın seferber edildiğini görüyorsunuz…

Tersaneleri müze yapalım

Bir dönem en büyük tersane olan İstanbul tersanesinde aynı anda 140 gemi yapılıp onarılabiliyordu. Osmanlı topraklarında toplam 90 kadar tersane vardı. Bugün Haliç’te üç tane tersane var diyorlar, Camialtı, Taşkızak ve Haliç tersaneleri. Halbuki tarih boyunca böyle bir şey yok. Burada tek bir tersane vardır o da Tersane-i Amire. O nedenle bu tersanenin eski günlerin ihtişamını yansıtacak bir müzeye dönüştürülmesini çok istiyorum. Kürekli yelkenli ve buharlı dönemliri çağrıştıracak bazıları sinevizyonla, bazıları uygulamalı olarak toplumu bilgilendirecek, bir tersane ve denizcilik müzesi kurulması geçmişteki denzicilğin ne olduğunu göstermek gerek. Orada bugün 1800′lerde inşa edilen büyük havuz başta olmak üzere üç tane tarihi havuz orada hâlâ duruyor.

Radikal Gazetesi – Cem Erciyes – 19/05/2006

Yorum Yapın

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)