
Güney Kafkasya’dan Doğu Anadolu’ya uzanan bölgede yaşayan Ermenilerin kurdukları devletler Bizanslılar ve İranlılar tarafından yıkılmıştır. Sadece devletlerini yıkmakla kalmayan bu iki imparatorluk tarafından sürgün edilmiş inanılmaz dini baskılar ve zulümler görmüştür.
Türkler Ermenilerle 1071 Malazgirt Zaferi’nde Bizanslıları yendikleri zaman tanışmışlardır. Türklerin törelerinde bulunan adalet, iyilik, eşitlik kavramları, gösterdikleri dini hoşgörü ve ticari serbestlik Ermenileri son derece memnun etmiş ve bu birliktelik o tarihten itibaren Osmanlılar döneminde de devam etmiştir. Bu halk Türklerin sevgisini o kadar kazanmıştır ki Osmanlı idarecileri tarafından kendilerine millet-i sadıka (sadık millet) denmiştir. Ermeniler Osmanlı İmparatorluğundaki diğer azınlıklar gibi (Rumlar ve Yahudiler) kendi dinlerini, örf ve adetlerini, kültürlerini özgür bir şekilde yaşamışlardır. Kendi dillerinin yanında Türkçeyi yine kendi istekleriyle öğrenmiş ve konuşmuşlardır. Türklerin azınlıklarla kaynaşması öyle bir noktaya ulaşmıştır ki bazı Rumların kavuk giydikleri bile görüşmüştür.
Peki bu kadar iyi anlaşan, adeta kaynaşmış, Osmanlı Devleti’nde her türlü hak ve ekonomik güce sahip olan Ermeniler bugün nasıl olurda katliam iddialarıyla karşımıza çıkar geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi karalamaya çalışır? Bütün bunların altında tarihi bir gerçeklik mi yoksa başta Rusya olmak üzere İngiltere ve Fransa’nın XIX. yy.dan itibaren kendi çıkarları için Osmanlı Devleti içinde ki bu azınlık grubu adeta bir maşa olarak kullanması mı yatmaktadır? Elbette bu bozulmaya etki eden birkaç faktör vardır;
- Fransız İhtilaliyle başlayan milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti gibi birçok milleti içinde barındıran bir imparatorluğu olumsuz etkilemiş, zaten çözülmeye başlayan bir devleti Avrupa kendi çıkarları doğrultusunda parçalamak istemiş bunun içinde Ermenileri kullanmıştır.
- Ermenilerin uzun süre birlikte yaşadıkları Rumların Avrupa’dan aldıkları destekle Yunanistan’ı kurmaları Ermenilerde de aynı fikri uyandırmış ve sonraki faaliyetlerinde bu yola başvurarak bir yandan da Avrupa’nın dini duygularını kullanarak ve katledildiklerini iddia ederek amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır.
- Avrupa’nın Ermenileri kışkırtmalarındaki en etkili güç şüphesiz kiliseler olmuştur. Kiliselerin halkı yanlış yönlendirmesi, dini misyonundan çok birer propaganda merkezi haline gelmesi
- Misyonerlik faaliyeti gösteren okullar, bu okullarda okuyan gençlerin devlet aleyhtarı fikirlerle doldurulması, onlara kin ve nefret aşılanması
- Özellikle Rusya Hükümeti’nin Doğu Anadolu’da bir Ermeni yurdu kurma vaadiyle Osmanlı Ermenileri’ni ordusuna alarak, onlara silah vererek Osmanlı Devleti’ne düşman etmesi
- Osmanlı Devleti’nin bünyesindeki azınlıklara verdiği özgürlüklere bir sınır getirememesi sonucunda yabancılar tarafından istismar edilmesi bu mücadelenin nedenlerini oluşturmaktadır.
Osmanlı Devleti’ni parçalamak ve ondan en iyi şekilde yararlanmak için yaratılan tüm sözde bahaneler karşısında devletin yaptığı tek şey halkı ve kendini korumak olmuştur. 1915 yılından itibaren bu propagandalar ve oyunlar Osmanlı Devleti’nin I. Cihan Harbi’ne katılmış olmasıyla daha da artmıştır. Eli silah tutan bütün Müslümanlar cephede olduğu için savunmasız kalan halk Ermenilerin zulümleriyle karşı karşıya kalmıştır. O sırada doğuda Rus kuvvetleri ile mücadele eden birlikler Ermeniler tarafından çıkan isyanları bastıramamış, binlerce Müslüman gördükleri zulümden kaçmıştır. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu Ermeniler’in devlet için tehlikeli olduğunu ve bölgeden uzaklaştırılmaları gerektiğini kararlaştırmıştır. Bu karar Ermeni militanları rahatsız etmiş ve çok büyük zararlar vermiştir. Bu isyanlar ancak şiddetle bastırılabilmiş ve her iki taraftan da çok fazla kişi hayatını kaybetmiştir. İşgal bölgesinde kalan Türk köyleri, kasabaları tam anlamıyla katledilmiş ve on binlerce Türk hayatını kaybetmiştir.
Tehcir kararını alan Osmanlı Devleti bunu o günün şartlarına göre ve büyük bir savaşın içinde olmasına rağmen son derece adil ve insanca yapmıştır. Ermenilere istedikleri her şeyi yanlarında götürme hakkı, ülkede kalan mallarının ucuza satılmaması ve satamadıkları mallarının devlet tarafından korunma güvencesi verilmiştir.
Göç esnasında jandarma birlikleri tarafından korunan Ermeni kafileleri emniyet alanındaki aksamalar nedeniyle sık sık Kürt aşiretlerinin saldırılarına uğramışlardır. Bunun nedeni Ermeni çetelerinin baskınları sonucunda hayatını kaybeden binlerce Kürtün bu aşiretler tarafından intikamının alınmak istenmesiydi. Osmanlı Hükümeti önlem almak için bu saldırılarla ilgisi olanları tutuklatarak Divan-ı Harbe göndereceğini açıklamıştır. Diğer bir olumsuzluk ise sağlık ve gıda alanında olmuştur. Pek çok göçmen açlık ve hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir.
Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti harp halinde düşmanla işbirliği yapan ve bu şartlar altında her devletin alacağı bir kararı almış ve bunu hukuki kurallar çerçevesinde yapmıştır. Bütün bunlar belgelerle de kanıtlanabildiğine göre halen devam eden soykırım yani bir grubu bilinçli bir şekilde yok etme, ortadan kaldırma gibi asılsız iddialarının asıl nedeni aslında ortadadır. Suçlu olduğumuz nokta kendi tarihimizi bize karşı insafsızca ve yalanlarla kullananlara karşı çıkmamamızdır. Türkiye savaştan çıktıktan sonra çok büyük kayıplar vermiş, çok sayıda insan ölmüştür. Bu bir intikam duygusunu beraberinde getirmiştir. İşte Mustafa Kemal Atatürk yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla bunları geçmişte bırakma politikasını izleyerek barış yolunu seçmiştir. Bu iddialara verdiğimiz gerçek tepkiler Ermeni teröristlerinin Türk diplomatlarını öldürmesiyle başlamıştır. Şüphesiz ki tarih boyunca insanlar verdikleri kayıplardan dolayı acı çekmişlerdir. Ermenilerin olumsuz şartlardan dolayı verdiği kayıplar bir katliam değildir. Savaşta milyonlarca insanını kaybeden, çektiği acıları unutmayan Türk milleti her şeyi geride bırakmakla birlikte yeni bir adım atmıştır. Tartışılacak binlerce zulüm örneği varken, halen binlerce insan teröristler tarafından gerçekten katlediliyorken aslı olmayan bunu zaman zaman kendilerinin bile kabul ettiği Avrupa neden hala bu doğrultuda kararlar alıyor? Bunda bir gerçeklik ya da iyi niyet aramak sanırım imkansız. Bu ulaşılmak istenen hedefe giden yollardan sadece birisidir. Çoğu zaman aleyhimizde başarıya ulaşan bu yol karşısında acil önlemler almalı haklılığımızı bilimsel yollardan ve tek bir güç olarak dünyaya duyurmalıyız.




I. Abdülhamid
Şiirde önemli olan şey, muhalif bir duruş sergilemektir
Şehir'de Yavuz Sultan Selim Konferansı
Tahir Sami Bey ve sessiz hayat
İlber Ortaylı ve İdris Bostan - Tarih Dersleri videoları
Rikâb-ı Humâyûn: Arz Odası
Batılıların gözünden İslam, Müslümanlar ve Osmanlı
Sine-i Millet Sergisi İzlenimleri ve Videoları
Yeniçağda Savaş
İstanbul'un 100 Gravürü




ben tarihi cok severım cok tesekkur ederim hazırlayan herkeze. en azından sunu oğrendım bu ermenıler varya aslında su halıyle bıle bızım elımıze su bıle dokemezler bızım yaptıklarımıza bakın bıde onların bıze yaptıklarına bakın ıste bılmıyorum ya bızım kanımızda var hep acınacak durumda olanın yanında oluyoruz ve sonrada onların yanında olduğumuz ıcın onlarda bıze acıyor ama baska turlu acıyor ıete saygılarımn la
Ermenileri tarihte Part zulmünden Kıpçak’ların kurtardığı biliniyor. Selçuklu ve Osmanlıdansa da her zaman iyilik gördüler. Ama şimdi bizden kötüsü yok. bazı milletler muhakeme bozukluğu içinde, hayal görüyorlar, avami ifadesiyle kafadan sakat oluyorlar.bunların önde geleni bence Ermeniler.
Besle kargayı oysun gözünü.
KARDEŞLERİM NANKÖRLÜK BUNLARIN KANINA İŞLEMİŞ BİR KERE ONLARA NE KADAR İYİ DAVRANIRSAN DAVRAN MUHAKKAKİ FIRSAT BULDUMU SENİ SIRTINDAN VURUR,,,
FASIK (İKİYÜZLÜ) HAİN İNSANLARDIR ,,,,,,
hainler gene yapti yapacağini bunlar iyilikten ne anlar bunlar ermeni degimi kanları bozuk yüce adalet ALLAHIM bunlarin hesabini soracaktır TÜRKİYE GÜÇLÜDÜR KİMSE BÖLEMEZ ÇÜNKÜ BİZ TÜRKÜZ