III. Selim ve Nizam-ı Cedid Hareketi

Yakınçağ başlarına gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllardan beri içinde bulunduğu çöküşü anlamış, savaşlarda uğradığı yenilgiler, özellikle de Avrupa devletlerinin siyasi, ekonomik baskısı daha da artmış ve devlet bununla başa çıkamaz hale gelmiştir. Devleti bu çöküntüden kurtarmak için 17. ve 18. yy.larda daha çok askeri alanlarda bazı ıslahatlarda bulunulmuşsa da bunlar kişisel olmaktan kurtulamamış ve süreklilik arz edememiştir. III. Selim (1789-1807) tahta geçtikten sonra diğer ıslahatları da içine alan Nizam-ı Cedid denilen yenileşme hareketine girişti. Nizam-ı Cedid hareketi devletin içinde bulunduğu gerilik ve düzensizliklere karşı mevcut düzende yapılan yeniliklerdir. Bu yenilikler ilk önce askeri diğer taraftan da siyasi, ekonomi ve yönetim alanında yapılması planlanan yeniliklerdir ve III. Selim’in bundan sonra yaptığı her yeniliğe bu ad verilmiştir.

III. Selim dönemine kadar Osmanlı Devleti inançlarından ötürü Avrupa’nın Hıristiyan devletleriyle anlaşma yapmamış, Avrupa’nın aksine hiçbir ülkede elçilikler kurmamış, oradaki gelişmeleri doğal olarak takip edememiş ve dünyada olan olaylardan hep geri kalmıştır. III. Selim Ebubekir Ratip Efendi’yi Avrupa hakkında bilgi alması için elçi olarak Viyana’ya göndermiştir. 8 ay sonra gelen Ratip Efendi geri döndüğünde oradaki gelişmeyi sağlayan unsurları rapor halinde III. Selim’e sunarak Osmanlı Devleti’nin de gelişmeyi takip edebilmesi için bu koşulların sağlanması gerektiğini belirtmiş ve III. Selim rapora kendi düşüncelerini de ilave ederek yeni bir program hazırlamıştır. Diğer devlet adamlarının da kendi görüşlerini raporlar halinde sunmasını istemiştir.

Raporlarda birlik olmamakla birlikte ortak tek nokta askeri alanda yapılması zorunlu olan ıslahatlardır. Ancak Yeniçeri Ocağı’nı kaldırıp yerine hemen bir ordu kurmak mümkün değildi. Bunun için mevcut orduda düzenlemeler yapılarak diğer taraftan da Avrupa usulüne uygun bir ordu hazırlama girişiminde bulunulmuştur. Bu amaçla ilk önce Yeniçeri Ocağı’na eğitim zorunluluğu konulmuştur, tersanede yeni baştan düzenlenmiş, gemi yapımına önem verilmiş, donanma için doktor yetiştirmek üzere tersanede Tıp okulu kurulmuştur. Kara Mühendislik okulu kurulmuş ve bu yüksek teknik okullarda Türk öğretmenlerin yanı sıra Avrupa’dan da uzmanlar getirilmiştir. Ordu ve donanmanın işine yarayacak eserler Türkçeye çevrilmiş ve büyük bir kütüphane kurulmuştur.

Yönetim alanında da yenilik çalışmaları olmuş bozulan disiplin yeniden sağlanmaya çalışılmıştır ama bu konuda başarı sağlanamamıştır. Ticaret ve ekonomi alanında bazı yenilikler yapılmış, Tarım bakanlığı kurulmuş tahıl toplama, saklama ve dağıtma işi tüccarların ellerinden alınmış bakanlığa bağlanmıştır. Devlet parasının korunması için sarraflıkla uğraşan bazı azınlıkların vergi vermeyip paranın dışarı çıkmasına neden oldukları için bununla ilgili önlemler alınmıştır.

III. Selim dış siyasette Avrupa’ya açılmanın önemini, Avrupa’nın güç dengesinden yararlanmak için onları yakından tanımak gerektiğini anlamış ve Osmanlı Devletin’de ilk defa daimi elçilikler açmıştır. 1794’te Londra, 1797’de Paris, Berlin ve Viyana’da elçilikler açmıştır. İlk Osmanlı Konsolosluğu 1806’da Londra’da açılmıştır. Böylelikle 18.yy.’ın sonlarına kadar Avrupa devletler topluluğunun dışında kalan Osmanlı Devleti böylelikle fiilen bu topluluğa katılmıştır. Yakınçağ başlarındaki Nizam-ı Cedid ile o güne kadar görülmemiş alanlarda ve genişlikte yenilik girişimlerinde bulunulmuştur. Maalesef bu yeniliklere karşı çıkan gruplar olmuştur. Bu da istenilen başarının tam olarak sağlanmasını engellemiştir. Çünkü yapılan bu yenilikler yüzeyde kalmış, derine inememiş, ve kişilerin hayatıyla sınırlı kalmıştır. Bunun sonucunda Nizam-ı Cedid aleyhtarlarının kışkırtmasıyla 26 Mayıs 1807’de Kabakçı Mustafa İsyanı çıkmış III. Selim de Nizam-ı Cedid’i kaldırdığını ilan etmiştir. Bu hareketin önde gelenleri asiler tarafından öldürülmüş, III. Selim tahttan indirilmiş ve yerine IV. Mustafa geçmiştir. Ordudaki yenilik taraftarları Alemdar Mustafa Paşa’ya başvurarak III. Selim’i yeniden tahta çıkarmaya çalışsalar da, asiler IV. Mustafa ve III. Selim’i öldürtmüş ve Alemdar Mustafa Paşa da II. Mahmud’u padişah yapmıştır.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

3 Yorum

  1. yahya diyor ki:

    ben bu konuyu araştırıyorum ama açılmıyor

  2. cansel diyor ki:

    bn gayet iyi okuyorum ve ödevim için çok ama çok işime yaradı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>