Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

M.S. 434—453 yılları arası

Hunlar Doğu Avrupa ile tanışana kadar Türkistan’da (Orta Asya’da) yaşamış bir devlettir. Türk oldukları tartışılan İskitler ve menşeileri tartışılan Kimmerleri göz önünde bulundurmazsak Doğu Avrupa’ya giden ilk Türk devleti Hunlardır. Bizans, Sassani ve Çin ile ciddi anlamda ilişkileri olmuş bir devlettir.

Hunlara ait en önemli bilgiler Bizans ve Latin kaynaklarında mevcuttur. Bunlardan en önemlisi Hunları bizzat görerek eserini yazan Priskos’tur. Bunun dışında Jordanes’in verdiği bilgilere biraz temkinli yaklaşmak gerekmektedir çünkü kendisi, koyu bir Hıristiyan ve Hunların ağır şekilde yenilgiye uğrattığı Got kavimlerindendir. Bunun dışında Marcellinus, Hunlarla aynı dönemde yaşamasına rağmen onları hiç görmemiş, Hunların Avrupa önlerinde görülmelerinden ve Alanları mağlup etmelerinden ayrınıtılı olarak bahsetmiştir.

AVRUPA HUNLARI’NIN MENŞEİ

Hunların kökenleri hakkında kaynaklarda ve tarihçiler arasında pek çok görüş ortaya atılmıştır. Latin ve Ermeni kaynakları; iskit yani barbar olarak, Suriye kaynakları ise  Ostrogotlar diye nitelendirmiştir.  Grek ve Latinler kendileri dışındakileri barbar olarak adlandırmışlardır. Diğer görüşler ise şöyledir;

•    Moğoldurlar
•    Türk-Moğol karışımıdırlar
•    Türk-Moğol-Mançu karışımıdırlar
•    Fin-Ogordurlar
•    Germen meşelidirler.
•    Slav menşelidirler.
•    Fin-Türk karışımıdırlar.
•    Kafkas ve Orta Asya menşeli bir kavimdir.
•    Sumerler gibi menşei bilinmeyen bir kavimdir.

Deguignes’in çalışmalarıyla başlayan ve 1940’lı yıllardan itibaren Hunların, Hiung-nu denilen Asya Hunları’nın devamı olduğunu ispata çalışan Friedrich Hirt, Çin yıllıkları üzerine yaptığı çalışmalar ve bunları batı kaynaklarıyla karşılaştırması sonucunda Hunlar ile Hiung-nular’ın aynı  kavim olduğunu ispatlamaya çalışmıştır. Hunlar’ın Türk olduğu oldukları görüşü Türkoloji çalışmalarının yoğun olduğu yerlerde de kabul görmüştür. Bu görüş üzerinde coğrafi arkeolojik ve dil çalışmalarının büyük yeri vardır. Hunlara ait arkeolojik malzemelerdeki benzerlikler, Atilla’nın oğulları olmak üzere kaynaklardaki isimlerin Türkçe olması, önemli coğrafya eserlerinde Hun ve Hiung-nu’ları (Asya Hunları’nı) gösteren yerlerir aynı olması Avrupa Hunları’nın Asya Hunları’nın soyundan olduğunu göstermektedir.

HUNLARIN BATI’YA GÖÇLERİ

Asya Hunları’nın Orta Asya’daki (Türkistan) hakimiyetleri sona erince çeşitli sosyal, siyasal, iktisadi bazı  nedenlerden dolayı Kazakistan’dan batıya doğru göç etmişlerdir. Bu göçün belkide en önemli nedeni coğrafi etkenler ve iklimdi. Çünkü Hunlar hayvancılıkla uğraşıyorlardı ve bozkır kültürüne sahiptiler. Don ve İtil bölgelerine uzanan bozkırlar, tarihte “Kavimler Kapısı” olarak anılan, kum ve çöl sahalardan sonra İtil’in batısından yeniden  bol otlu meralar, dağlık tepelik yaylalar ve hakiki bozkırlar olarak Karadeniz’in kuzeyine kadar uzanmaktaydı. Bu bozkırlar Orta Asya ve Sibirya’daki bozkırların devamı niteliğindeydi; orada geçmeyi zorlaştıran yüksek dağlar ve büyük çöller olmadığından rahatlıkla batıya göç edilebilirdi.

Tanhu Mo-tun zamanında (M.Ö 209-174) devletin sınırları giderek büyümüş, Hunlar büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Fakat daha sonra meydana gelen iç karışıklıklar, Çin entrikaları, tanhuların ülkeyi iyi yönetememesi  ülkeyi zayıflatmıştır. Tanhu Ho-han-yeh Çin himayesine girmeyi kabul etmiş, kardeşi Çiçi ise buna karşı çıkarak  Türk kavminin Türkistan bölgesine iyice yerleşmesini sağlamıştır. Bu durum Çin ile Çiçi’yi karşı karşıya getirmiş ve Hunlar ağır bir yenilgiye uğramışlardır. Daha sonra Tanhu Yu döneminde, Hunlar toparlanma dönemine girmiş ama Yu’nun ölümüyle sağlanan birlik yeniden bozulmuştur. Kuzey Hunları’nın iktisadi öneme sahip İç Asya’daki büyük şehirlere sahip olması onları yeniden Çin ile karşı karşıya getirmiştir. Hunlar bir yandan Çinliler ile bir yandan da Sienpiler ile uğraşmışlardır. Sienpilerin Kuzey Hunları’nın topraklarını işgal etmesiyle; Hunlar kalabalık gruplar halinde batıya doğru ilerlemişler, Çiçi’nin bakıyeleri olan Hunlara katılmışlardır.

HUNLARIN AVRUPA’DA GÖRÜNMELERİ VE YERLEŞMELERİ

Hunlar henüz batıya göç etmeden önce Güney Rusya üzerinde uzun süre bulunan İskitler ve Sarmat grupları tarafından batıya itilmişlerdir. Bu Sarmat gruplardan bir tanesi de Alanlardır. Ayrıca Romalılar bu Sarmat grupları ve çeşitli kavimlerle iç içeydiler. Bu kavimlerden bazıları; Batı Gotları (Vizigotlar) ile Doğu Gotları (Ostrogotlar) idi. 366’da Romalılar ve Gotlar arasındaki mücadele 370’de imzalan bir anlaşma ile Gotların bağımsızlığıyla sonuçlandı.

Balamir Dönemi ve Kavimler Göçü

IV. asrın ikinci yarısında Çin ve Roma kaynaklarında yeniden ortaya çıkan Hunlar (355-365) Alanları mağlub etmişlerdir. Hunların bu galibiyeti yeni bir çığ açmıştır; o güne kadar yenilemez olarak görülen, mükemmel ok kullanan bu grup Hunlar karşısında mağlub olmuştur. Daha sonra bunlar kendi istekleriyle Hun komutanlarının emri altına girmişlerdir. Balamir idaresindeki Hunlar, emirleri altına giren Alanlar ile Ostrogotların topraklarına girmiştir. 17 kavmin itaat ettiği, güçlü bir imparatorluk olan Ostrogotlar, Hunlar karşısında başarısız olmuşlardır (374-375). Bu yenilgiden sonra Ostrogotlar iç işlerinde serbest, dış işlerinde Hunlara bağımlı olmuşlardır. Bu bağımlılıktan kurtulmak için girişimlerde daha bulunan Ostrogotlar, Balamir’in Ostrogot kralı Vithimer’i öldürmesiyle Vizigotların yanına sığındılar; böylelikle Vizigotlar ve Hunlar karşı karşıya gelmişlerdir. Bu karşılaşmada Vizigotlar büyük bir yenilgiye uğramış savaş meydanında yalnızca ölüler kalmıştır (376). Gotlar Hun tehdidinden kurtulmanın tek yolunu Doğu Roma İmparatorluğu’na sığınmakta bulmuşlardır. Karşılığında da Roma’nın yüksek hakimiyetini tanıyacaklarını söylemişlerdir. Fakat daha önceden Doğu Roma’ya verdikleri zararlardan ötürü kabul edilip edilmeyecekleri şüphelidir.

Sonunda imparator Valens tarafından Doğu Roma topraklarına kabul edilirler (364-378).  İlk başlarda rahat olan Gotlar daha sonra Romalıların zulümleriyle karşılaşmışlardır; aç kalmışlar, kadınlarını kötü yollara düşmekten kurtaramamışlar, çocuklarını ve kendilerini köle olarak satmak zorunda kalmışlardır. Bu şartlara daha fazla dayanamayıp isyan edip birçok yeri talan etmişler, Hun-Alanlarla ittifak yapmışlar hatta İstanbul üstüne yürümüşlerdir. Bunun üzerine Valens tek başına baş edemeyince yeğeni Bretianus’tan yardım istemiş ama tek başına kallmış, büyük bir yenilgiye uğrayarak savaş meydanında ölmüştür (378).

Valens’in ölümüyle tahta geçen I. Theodosios Gotlarla savaşmakta kararsız kalmış ve 384’te anlaşma yaparak onlarla müttefik olmuştur. Ostrogotlar’ı Macaristan civarına, Vizigotlar’ı Trakya civarına yerleştiriyor. Bu anlaşmayla Gotlar’ı vergiden muaf tutmuş ve onlara özerklik vermiştir. Ama bu Bizans’ın aleyhine olmuştur. Çünkü böylelikle Bizans’ın gelirleri azalmıştır. Ayrıca Gotlar devlette en yüksek makamlara gelmişler ve ücretleri de çok yüksek olduğu için Roma bunu karşılayamamıştır. Daha sonra baş komutan Taltus’un tüm Romalı liderlere gönderdiği mektupta, Gotları ortadan kaldırmak için kurduğu tuzak işe yaramış ve doğu eyaletleri artık büyük bir tehlikeden kurtulmuştur.

Uldız Dönemi ve Romalılarla ilk Münasebetler

376 yılındaki kavimler hareketinden sonra Hunlar 20 yıl boyunca devletlerinin teşkilatlanmasıyla uğraşmışlar bir nevi kendilerini Doğu Roma İmparatorluğu’na unutturmuşlardır. Hunların Avrupa önlerine gelmeleri Alanların ve Gotların Roma İmparatorluğu sınırlarına gelmelerine neden olmuş ve bu göç hareketinden en  çok etkilenen de Doğu Roma İmparatorluğu olmuştur. Hunlar 375-400 yılları arasında Doğu Roma’ya karşı bir harekette bulunmadılar ama en iyi fırsat olan Doğu Roma ile Batı Roma’nın karşı karşıya gelişini de çok iyi değerlendirdiler. 395’te I. Theodosios’un ölümüyle iki cepheden harekete geçtiler; bir kısmı Balkanlar’dan Trakya’ya ilerlerken, bir kısmı ise Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya gitmişlerdir. Avrupa’yı tanımak için yaptıkları keşif akınlarında, Azerbaycan üzerinden Ankara, Kayseri ve Urfa’ya gitmişlerdir. Amaç kendileri için yerleşilecek en uygun toprağı bulmaktır.

Anadolu Seferi yapan Hunlar dönüş yolunda Sassanilerle mücadele etmiş ve yenilmişlerdir. Gotlar 400 yılında Gainas komutasında İstanbul’u fethedip, adeta bir terör estirdi. Fakat yaptıkları Doğu Roma halkının isyanıyla karşılandı; Gainas ve geri kalan ordusu sürüldü. Gainas’ı, geri dönüş yolunda Hunların batı kanadı reisi Uldız yakaladı ve kafasını keserek Doğu Roma imparatoru Arcadius’a gönderdi. Böylece aralarında bir ittifak gerçekleşmişti.

Bizans’ın baskı altında tutulması ve Batı Roma ile iyi ilişkiler kurulması Hunların dış siyasetini oluşturuyordu. Batı Roma’yı tehdit eden kavimler aynı zamanda Hunların da düşmanıydı. İtalya’ya saldıran Vizigot tehlikesi Romalı komutan Stilicho tarafından Hunların yardımıyla atlatılmıştı fakat bundan sonra, Hunlardan korkan çeşitli kavimleri kendi idaresinde birleştiren Radagais İtalya’ya saldırdı ve Stilicho Uldız’dan yardım alarak bu tehlikeyi ikinci kez atlatmış oldu. Hunların başarılar kazanırken, Batı Roma gittikçe güçsüzleşiyordu. İtalya kurtulmuştu ama Vandallar, Alanlar ve Suebler Galya’yı istila etmişlerdi.

Stilicho ve Arcadius’un ölümünden sonra yerine geçen 7 yaşındaki oğlu II. Theodosios, Uldız’ın Doğu Roma’ya saldırması için bulunmaz bir fırsattı. İmparator, Uldız ile barış yapmaya çalıştı fakat Uldız’ın istekleri imparator tarafından kabul görmedi ve Uldız’ı geri püskürttüler. Aralarında gidip gelen elçilerle de uzlaşma sağlanamayınca II. Theodosios İstanbul’u korumak için yeni bir sur yaptırdı. Bu sırada Alarik Batı Roma’ya saldırmaya devam ediyordu. Alarik Honorius’u Batı Roma imparatoru yapmak için kendisinden para talep etmiş, Honorius bunu kabul etmemişti. Attalus’un da onun yerine geçmesiyle durum değişmedi ve Batı Roma İmparatorluğu, Gotlar tarafından zapt edildi. Hunların 400-415 yılları arasındaki faaliyetleri sonucunda, İtalya, Avrupa, Galya, işgal edildi. Hunların saldırıları, çeşitli kavimlerin Batı Roma İmparatorluğu üzerindeki faaliyetlerini hızlandırmıştır.

Rua Dönemi (422-434)

Hunların Gotları mağlub etmesinden sonra, daha çok Doğu Roma İmparatorluğu ile mücadele edilmiştir. Hunlar bu esnada Güney Rusya’dan Macaristan ovalarına, Türkistan’dan da Güney Rusya’ya hareket etmişlerdir. 422 yılında Hunların başında Rua vardı. Rua döneminde devlet imparatorluk haline gelmeye başlamıştır. 421’de Sassani ve Bizans mücadelesi ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde Rua iç karışıklıklardan istifade ederek 422’de Doğu Roma’ya saldırır; Makedonya ve Trakya’yı ele geçirir. Bu saldırı ona hareket kolaylığı sağlamıştır. Bizans mecburen geri dönüp Hunlarla anlaşma imzalamış ve onlara 350 libre altın vergi ödemeye mecbur kalmıştır.

423’te Batı Roma İmparatorluğu tahtına Honorius’tan sonra bir İtalyan soylusu olan Johannes geçmiştir. Johannes, Aetius’a kumandanlık vermiş, Doğu Roma İmparatorluğu buna karşılık Johannes’e karşı taaruza geçmiştir. Bunun karşılığında Johannes, Rua’dan yardım istemiş fakat yardım gelmeden önce Johannes tahttan indirilmiştir. Yerine III. Valentinianus geçmiş (425-455), yaşı küçük olduğu için Aetius ile anlaşılmıştır. Hunlar bu dönemde Batı Roma İmparatorluğu’nun iç işlerinde oldukça söz sahibi olmuşlar ve hiç zorlanmadan İmparatorluğun merkezi İtalya’ya ulaşmışlardır. Aetius ile Hunlar arasındaki dostluk sayesinde bazı tehlikeler önlenmiş, Vizigotlar geri püskürtülmüştür (425). Hun dostluğu Aetius’un oldukça işine yaramış fakat Doğu Roma İmparatorluğu bunu kabul etmeyerek artık onu ortadan kaldırmak gerektiğine karar vermiştir. Bu sebeple 432’de başkumandanlık ünvanı elinden alınmış ve Bonifacius’a verilmiştir. Aetius bunun üzerine Rua’da yardım istemiş, Doğu Roma’da Vizigotlardan yardım almıştır. Fakat Rua hızlı davranmış ve Aetius’u kurtararak onu Roma’ya kadar götürmüştür. Hunlar Batı Roma’yı desteklemeleri karşılığında mükafatlandırılmışlar; Pannonia kendilerine verilmiştir.

Doğu Roma’nın vermesi gereken vergileri vermemesi ve Doğu Roma’nın Hunlara tabi olan kısmını kışkırtması Hunlarla Doğu Roma’nın sürekli mücadele etmesine neden olmuştur. Doğu Roma, Hunlarla anlaşma yolu ararken Rua ansızın ölmüştür.

Kaynak: Ali Ahmetbeyoğlu, Avrupa Hun İmparatorluğu, TTK Yayınları, Ankara 2001′den özet ve derleme ile hazırlanmış notlardır.

Yorum Yapın

ETİKETLER

Hakkımda

There is something about me..

Twitter

    Fotoğraflar

    panorama1453fetih (1)panorama1453fetih (10)panorama1453fetih (11)panorama1453fetih (12)