Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği

Kuruluşundan itibaren İstanbul’un fethine kadar olan 150 yıllık süreyi üç döneme ayırabiliriz;

  • Marmara sahillerine ulaşma ve denizci beyliklerle temasla başlayan denizlerle tanışma: Türklerin denizlerle karşılaşması Anadolu’nun ilk fetih yıllarına kadar uzanır. 1085’te İzmir ve civarını fetheden Çaka Bey ilk defa ciddi olarak denizlerde hareket başlatan Türk beyi olmuştur. Midilli, Sakız, Sisam, Rodos gibi stratejik önemi olan adaları fetheden Çaka Bey Bizans’a karşı varlığını başarıyla korumuş Türk denizciliğine örnek olmuştur.

Selçuklular’ın Alanya’da kurdukları tersane ile Akdeniz için, Sinop’ta kurdukları tersane ile Karadeniz için bir donanma hazırladıklarını ve Anadolu’nun Akdeniz sahillerini koruma altına aldıklarını; Karadeniz’de Kırım’a kadar sefer düzenlediklerini biliyoruz. Selçuklular’dan sonra kurulan bazı beylikler de deniz faaliyetlerini ihmal etmemişlerdir. Aydınoğulları beylerinden Gazi Umur Bey kurduğu güçlü donanmayla Kıbrıs ve Girit’e, Ege sahillerini Venedik saldırılarına karşı korumak için de Bozcaada, Sakız Adası ve Gelibolu’ya seferler düzenlemiştir. Osmanlılar kendilerine öncülük eden Batı Anadolu’da kurulmuş olan denizci beyliklerin mirasından yararlandılar. Bu beylikler; Menteşeoğulları, Aydınoğulları, Saruhanoğulları ve Karesioğullarıdır. Osmanlılar Karesi Beyliği’ni sınırlarına kattıktan sonra (1347-1348) denizlere ulaşınca bir donanmaya sahip olma ihtiyacını ilk defa ciddi olarak hissettiler.

  • Yıldırım Bayezid’in Gelibolu’yu donanma üssü ve tersane olarak teşkil etmesi ve Venedik’le rekabet: Osmanlılar, Rumeli fütuhatının ilk basamağı olan Gelibolu’nun fethiyle (1354) bir taraftan Balkanlar’a doğru genişlerken bir taraftanda denizlere yönelmişlerdir. Bu yüzden Gelibolu sadece Balkanlar’a açılan bir kapı ve hareket üssü değil aynı zamanda denizlere çıkışta önemli bir hareket noktası olmuştur. Ayrıca Anadolu’dan Rumeli’ye geçişin tek güvenli noktası olan Gelibolu sayesinde boğazın güvenliği de sağlanmış oluyordu. Osmanlılar Rumeli’ye yerleştikten sonra Karadeniz ve Ege Denizi’nde önemli ticaret kolonileri kurmuş olan Venedik ve Cenevizliler ciddi bir tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden Çanakkale Boğazı’nı ve Marmara sahillerini korumak için Gelibolu’da önemli bir tersane ve donanma kurmaya çalıştılar. Yıldırım Bayezid Boğaz’ın stratejik ve iktisadi önemini bildiğinden Gelibolu’yu bir deniz üssü olarak kurmaya çalıştı ve bundan sonra boğazın Türk hakimiyetinde olduğu bildirildi. Boğazdan geçecek her geminin kontrolüne başlandı.

Çelebi Mehmet’in (1413-1421) donanmaya önem vermesi Gelibolu Kalesi’ni sağlamlaştırması, Osmanlı Devleti’nin deniz savaşlarında başarılı sonuçlar almasını sağlamıştır. Bu dönemde, deniz ticaretini elinde bulunduran Venedik ve Ceneviz’in deniz teknolojisi ve personel takviyesi bakımından Osmanlı denizciliği üzerinde etkisi olmuştur. Cenevizlilerle dostane ilişkilere karşılık, Venediklilerle düşmanca ilişkiler görülmüştür. Elbette Osmanlılar’ın Cenevizliler’in yanında olması onlarında Osmanlılar’ın yanında olmasının doğal bir sonucudur. 1416 yılındaki Osmanlı-Venedik deniz savaşında görev yapan denizcilerin çoğu Cenevizli idi. Bunun dışında teknik anlamda yani gemi ve tersane teknolojisinin geliştirilmesi açısından Akdeniz’in en ünlü deniz imparatorluğu Venedik’ten yararlanılmıştır.

Gittikçe güçlenen Osmanlı denizciliği, 15. yy’ın ilk yarısından itibaren daha tecrübeli kapudanlarla gelişmiş ve Çalı Bey kumandasında Venediklilerle mücadeleye girişilmiştir. Selçuklular ve Anadolu beylikleri ve Osmanlı Beyliği sırasında kurulan donanmalar daha çok bir akın donanması özelliğindeydi. Osmanlı denizciliği Venedik ve Ceneviz karşısında alınan bazı galibiyetlere rağmen esas itibariyle zayıf durumdaydı.

  • Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethederek Karadeniz ile Akdeniz’e açılması ve Osmanlı deniz imparatorluğunun temellerini atması: II. Mehmed’in İstanbul kuşatmasıyla ilgili planları arasında deniz yolu güvenliğini sağlamakta bulunuyordu. Bunun için Anadolu Hisarı’nı tamir ettirmiş tam karşısına da Rumeli Hisarı’nı (Boğazkesen) yaptırmış böylelikle Karadeniz’e geçişi kontrol altına almış ve İstanbul’a gelecek her türlü yardımı bu yolla engellemiştir. Ayrıca Boğaz’dan geçen her geminin içinde kaçak mal ve köle olup olmadığının kontrol edileceği, izinsiz geçtikleri takdirde toplarla batırılacakları duyurulmuştur.

Fetihle ilgili hazırlıklar arasında Geliboludaki faaliyetler de önemli yer tutar.

Gelibolu tersanesi yeniden sağlamlaştırılmış, eski gemiler tamir ettirilmiş ve yeni gemiler yapılmıştır. Osmanlı donanmasının İstanbul’un fethinde ciddi bir rol üstlenmemesine karşın caydırıcı bir etkisi olduğu açıktır. İstanbul’un fethi Fatih’in Sultan-ı Berr u Bahr ( Kara ve denizlerin sultanı) olarak anılmasını sağlamış ve bu dönemden sonra girişilen yoğun fetihlerin, Osmanlı deniz imparatorluğunun kuruluşunu başlatmıştır. İstanbul’un fethiyle Osmanlı deniz politikaları daha uzak denizlere yönelmiş, iç denizlerdeki mücadeleler açık denizlere taşınmıştır. Bu yöneliş aslında İstanbul’un savunmasına yönelik bir politikaydı ve burada önemli iki yön vardı: Biri Karadeniz diğeri de Akdeniz. Halil İnalcık’ın belirttiği gibi: “İstanbul’a ve boğazın her iki yakasına sahip olan devletler öncelikle Karadeniz’e yönelmişlerdir.” 1461’de Amasra, Sinop ve Trabzon Rum İmparatorluğu alınmış, 1475’te ise Kırım seferi ile Kefe başta olmak üzeri bazı önemli mevkiler Cenevizliler’den alınmış, Doğu ticaret yolları Osmanlılar’ın eline geçmiş ve Karadeniz’in bir Türk gölü olması yolundaki ilk adımlar atılmıştır.

Çanakkale Boğazı’nın girişindeki iki sahile de Kal’a-i Sultaniye (Sultaniye) ve Kilid-i Bahr (Kilidbahir) kalelerini yaptırmıştır. Böylece Venedik, Ceneviz, Papalık ve Rodos donanmaları gibi devrin en önemli güçlerine karşı İstanbul güvenlik altına alınmış, Akdenizle Karadeniz arasındaki ticaret yolu hakimiyeti Osmanlılara geçmiştir. 1455’te Rodos şövalyeleriyle karşılan donanma İstanköy, İncirli, Sömbeki, Leryos ve Kalimmos gibi adalara baskınlar düzenlemiş, ganimet ve esir almıştır. 1456’da Boğaz’ın girişine hakim bir bölgedeki Ceneviz idaresindeki Taşoz, Semadirek, İmroz ve Limni adalarını fethedilmiştir. Boğazönü adaları idari bakımdan Osmanlı donanmasının üssü ve hareket merkezi olan Gelibolu sancağına bağlanmıştır. 1462’de Fatih’in emrindeki donanma ile Midilli alınmış böylece Çanakkale Boğazı’nın Ege Denizi’ne açılan kısmı tamamen kontrol altına alınmıştır. 1463-1479 arasında Osmanlı-Venedik savaşları arasında en önemli sefer 1470’te Eğriboz’un fethedilmesidir.

Kaynak: İdris Bostan, Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği, Kitap Yayınevi, İstanbul 2006′dan özet ve derleme ile hazırlanmış notlardır.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

7 Yorum

  1. fırat diyor ki:

    çok beyendim kutluyorum

  2. nezoş diyor ki:

    Allahım ya sabahtan beri Osmanlıdaki denizcilik faaliyetlerini arıyorum. Bilen varsa lütfen yazsın. Kısa da olabilir, lütfen.

  3. mehmet ersin diyor ki:

    osmanlı devri türk denizciliği arıyorum bulamadım bilen varsa sölesın lutfen :D

  4. Müverrih diyor ki:

    Mehmet,
    İdris Bostan hocanın “Osmanlı Denizciliği” ve “Osmanlılar ve Deniz” adlı iki kitabı sana iyi kaynaklar olabilir.

  5. Seyfullah Aslan diyor ki:

    Mehmet,
    İdris Bostan hocanın “Osmanlı Denizciliği” ve “Osmanlılar ve Deniz” adlı iki kitabı sana iyi kaynaklar olabilir.

  6. Seyfullah Aslan diyor ki:

    Bu yazı eğer sizin için kafi değil ise, Akdeniz’de Osmanlı Gücü adlı yazıya bakabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>