Cumhuriyet’i kuran kadronun özel hayatları maalesef yazılmamıştır. Yanlış anlaşılmasın, ‘Mustafa’ filmindeki gibi içki ve kadından ibaret basit bir özel hayattan bahsetmiyorum. Kastım şu: Köklü ve keskin kırılmaların yaşandığı bir dönemde Cumhuriyet’in kurucularının karakterleri, inançları, alışkanlıkları, hobileri vs. bu değişimlere ne dereceye kadar eşlik edebilmişti?
Buyurun size şaşırtıcı bir kesit: “Atatürk pijama kullanmaz, beyaz keten entari ile yatardı.”
Sadi Borak’ın “Bilinmiyen Yönleriyle Atatürk” (İstanbul 1966) adlı kitabının 119. sayfasında geçen bu cümleye rastladığım andan itibaren bir soru işaretinin hayaletini kovamadım zihnimden: Acaba söylemleri ile eylemlerini ayrı ayrı mı değerlendirmek gerekirdi Atatürk’ün?
Fransız gazeteci Maurice Pernot’ya “Medeniyete girmek arzu edip de Garb’a teveccüh etmemiş millet hangisidir?” diye çıkışan da, tıpkı Osmanlı padişahları gibi entarisiyle yatağa giren de aynı insan. “Özyurt” operasını besteleten de kendisidir, 1932′de Ayasofya Camii’ndeki mevlidi radyodan naklen yayınlatan da. Demek ki, onun da özel hayatı, resmiyete göre daha ağır bir tempoda değişiyordu. Nitekim Atatürk’ün, erkeklerin giyim kuşamına yasal yollarla müdahale ederken, kadınların kılık kıyafetine ilişkin bir düzenlemeye gitmemesinin altında özel hayatın bu dirençli tarafını iyi tanıması yatmaktadır.
Hindistan’ın Wall Street’i, finans başkenti sayılan Bombay, önceki gece yarısından bu yana dehşet verici saldırılarla boğuşuyor. Daha şimdiden “Hindistan’ın 11 Eylül’ü” olarak adlandırılan, daha önce adı duyulmamış ve kendilerine “Dekkan Mücahitleri” adı verilen silahlı kişilerin aynı anda kentin en hassas bölgelerine koordineli ve son derece planlı biçimde yaptığı saldırılar, özellikle ABD’ye “ekonomik krizi” unutturup “terörle mücadele”yi hatırlattı! Yüzü aşkın insanın öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı, çok sayıda “yabancı”nın rehin alındığı saldırılar, özellikle batılıların bulunduğu lüks otelleri, restoranları, alışveriş yerlerini, karakolları, Ortodoks Yahudiler’in merkezini, tren istasyonlarını kısaca kentin hayat damarlarını ve dünyaya açılan kapılarını hedef aldı.

Müsadere, herhangi bir nedenle çeşitli cezalara çarptırılan devlet görevlilerinin mal varlığına el konulması demektir. İslam öncesinde olduğu kadar ortaçağın Türk-İslam devletlerinde ve
Akademisyen olmak isteyenlerin girmek zorunda oldukları Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) her yıl iki dönem halinde yapılmakta.
İsviçre hükümeti, Lozan Anlaşması’nın imzalandığı masayı Türkiye Cumhuriyeti’ne hediye etti.



TBMM bir Osmanlı meclisi miydi?
Osmanlı arşivleri için yeni merkez kuruluyor
I. Abdülhamid
İstanbul Üniversitesi rektör seçimine kilitlendi
Sultan III. Selim Han Sergisi
Dokunabildiğimiz Medeniyet Sergisi
Cenneti Beklerken'de gerçeklik ve rûya
I. İbrahim
I. Dünya Savaşı ve Osmanlı
NTV Tarih dergisi yayına başladı



