Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Kasım 2008 için arşiv

mustafa_kemalCumhuriyet’i kuran kadronun özel hayatları maalesef yazılmamıştır. Yanlış anlaşılmasın, ‘Mustafa’ filmindeki gibi içki ve kadından ibaret basit bir özel hayattan bahsetmiyorum. Kastım şu: Köklü ve keskin kırılmaların yaşandığı bir dönemde Cumhuriyet’in kurucularının karakterleri, inançları, alışkanlıkları, hobileri vs. bu değişimlere ne dereceye kadar eşlik edebilmişti?

Buyurun size şaşırtıcı bir kesit: “Atatürk pijama kullanmaz, beyaz keten entari ile yatardı.”

Sadi Borak’ın “Bilinmiyen Yönleriyle Atatürk” (İstanbul 1966) adlı kitabının 119. sayfasında geçen bu cümleye rastladığım andan itibaren bir soru işaretinin hayaletini kovamadım zihnimden: Acaba söylemleri ile eylemlerini ayrı ayrı mı değerlendirmek gerekirdi Atatürk’ün?

Fransız gazeteci Maurice Pernot’ya “Medeniyete girmek arzu edip de Garb’a teveccüh etmemiş millet hangisidir?” diye çıkışan da, tıpkı Osmanlı padişahları gibi entarisiyle yatağa giren de aynı insan. “Özyurt” operasını besteleten de kendisidir, 1932′de Ayasofya Camii’ndeki mevlidi radyodan naklen yayınlatan da. Demek ki, onun da özel hayatı, resmiyete göre daha ağır bir tempoda değişiyordu. Nitekim Atatürk’ün, erkeklerin giyim kuşamına yasal yollarla müdahale ederken, kadınların kılık kıyafetine ilişkin bir düzenlemeye gitmemesinin altında özel hayatın bu dirençli tarafını iyi tanıması yatmaktadır.

Devamını oku »

bombay_saldiriHindistan’ın Wall Street’i, finans başkenti sayılan Bombay, önceki gece yarısından bu yana dehşet verici saldırılarla boğuşuyor. Daha şimdiden “Hindistan’ın 11 Eylül’ü” olarak adlandırılan, daha önce adı duyulmamış ve kendilerine “Dekkan Mücahitleri” adı verilen silahlı kişilerin aynı anda kentin en hassas bölgelerine koordineli ve son derece planlı biçimde yaptığı saldırılar, özellikle ABD’ye “ekonomik krizi” unutturup “terörle mücadele”yi hatırlattı! Yüzü aşkın insanın öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı, çok sayıda “yabancı”nın rehin alındığı saldırılar, özellikle batılıların bulunduğu lüks otelleri, restoranları, alışveriş yerlerini, karakolları, Ortodoks Yahudiler’in merkezini, tren istasyonlarını kısaca kentin hayat damarlarını ve dünyaya açılan kapılarını hedef aldı.

Önce birkaç hatırlatma yapalım:

Devamını oku »

lozan_heyetTarih, şaşırmaktır. Şaşırmaya niyeti olmayanlar, tarihin tozlu kepenklerini kaldırmasalar da olur bence. Her şey önceden belli ve değişme ihtimali olmayan bir katılıkta ise o zaman tarihçi olmaya da gerek yoktur. Çünkü bir bilim, çözülmesi gereken problemler varsa yaşar. Bütün problemlerini tepeden tırnağa çözmüş bizimki gibi burnundan kıl aldırmayan bir inkılap tarihinin neden bir ‘bilim’ olamayacağı buradan da belli değil midir?

Bakın o çok örnek verilen Batı’ya, adamlar tarihlerini nasıl bir cesaretle hallaç pamuğu gibi atmaktalar. “Truva diye bir savaş oldu mu?”dan başlayıp “Newton’un büyücülükle nasıl kafayı bozduğu?”na varıncaya kadar yığınla konuyu havalandırıyorlar. İyi de ediyorlar. Şundan: Bir kültür sürekli soru soran ve insanları bakılmamış pencerelere doğru süren adamlar yetiştiriyorsa hayatta demektir. Doğruların daha okulun kapısında nöronlarımıza monte edildiği bir sürece günümüzde eğitim denilmiyor ne yazık ki.

Devamını oku »

Tarih Vakfı vakıf mı?

21 Kasım 20086 Yorum2.294 okunma

TDK’ya göre Vakıf:

vakıf

is. 1. Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para. 2. Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer: “Vakıf hayırları yalnız Mushaf vakıflarına ait değildir.” -N. F. Kısakürek. 3. Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş.

vakıf

İng. Pious foundation Alm. fromme Stiftung, Fideicommis Fr. legs pieux, fondation pieuse, fideicommis Bir hizmetin sürekli olarak yapılabilmesi amacıyle, bir kimsece belli koşullarla ve resmî yoldan ayrılan mülk ya da para.

tarihvakfiTarih Vakfı tarih araştırmaları konusunda araştırmacılara destek olan, çeşitli etkinlikler düzenleyen bir vakıf olarak biliniyor. İlber Ortaylı ile Topkapı Sarayı’nın Darphane binasını kullandıkları için mahkemelik olmalarından dolayı biraz medyatik haline geldiler son zamanlarda. Gerçi medya İlber Ortaylı’yı çok anlamak istemedi nedense. Darphane binasını düğün yapmak isteyenlere kiraladıklarını söylemesi olay olması gerekirken medya bu sözlere de pek rağbet etmedi. Boğazda yalıları kiralayamanlara daha ucuza saray binasında düğün yapma imkânı verdiklerini söyleyerek kendilerini savundu Tarih Vakfı yetkilileri. Ne diyelim artık!

Neyse meseleye dönelim.

Devamını oku »

41-Anadolu Selçuklu Devleti 1077-1242Müsadere, herhangi bir nedenle çeşitli cezalara çarptırılan devlet görevlilerinin mal varlığına el konulması demektir. İslam öncesinde olduğu kadar ortaçağın Türk-İslam devletlerinde ve Osmanlılar’ da da görülmüş hatta bunun için Büyük Selçuklular’ da “Divan-ı Müsadere” adını taşıyan özel divanlar kurulmuştur. Müsadere nazari İslam hukuku tarafından tanınmadığı için örfi hukukla açıklamak gerekmektedir.

Türkiye Selçukluları’nda sadece ceza olarak ve idamlar dolayısıyla uygulanmış, ayrıca bazı istisnai ve özel durumlar sebebiyle de bu yola başvurulmuştur. Selçuklu dönemi için müsadere konusunda aydınlatıcı kaynaklardan oldukça yoksunuz. Elimizdeki kayıtlara göre, Selçuklu sultanları, ceza olarak müsadereyi tebaalarına ve özellikle devlet erkânına diğer cezalarla birleşik olarak vermişlerdir. Selçuklular’ da çeşitli sebeplerle, dayak, azil, sürgün, hapis gibi cezalara çarptırılan kimseler bunların biri veya ikisine ek olarak, tamamlayıcı mahiyette müsadere cezasına da maruz kalmışlardır.

Devamını oku »

ALES Puan Hesaplama

15 Kasım 200850 Yorum11.350 okunma

alesAkademisyen olmak isteyenlerin girmek zorunda oldukları Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) her yıl iki dönem halinde yapılmakta.

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı olan ALES, Yüksek Lisans ve Doktora yapmak isteyenlerin veya Akademik Personel olmak isteyenlerin girmesi gereken bir sınavdır.

Sınav dönemleri yıl içinde Nisan (ilkbahar dönemi) ve Kasım (sonbahar dönemi) ayları olmak üzere iki tanedir.

ALES puanlarını hesaplayan bir program geliştirilmiş. Eski sınavların standart sapma ve ortalamalarına göre ve sayısal-sözel-eşit ağırlık puan türlerine göre netlerinizi yazıp puanlarınızı ayrı ayrı hesaplatabileceğiniz çok güzel bir program. Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Eski sınavların ortalamaları kullanıldığı için çok yakın neticeler verdiğini göreceksiniz.

http://www.wix.com/cagdasinan/ales

Tüm arkadaşlara başarılar diliyoruz.

Masa da masaymış ha!

13 Kasım 2008Yorumla692 okunma

edip canseverİsviçre hükümeti, Lozan Anlaşması’nın imzalandığı masayı Türkiye Cumhuriyeti’ne hediye etti.
Bu hediyenin “manevi değeri”nin büyük olduğu söyleniyor.
Bazı gazetelerimiz bu haberi manşete taşıdı:
“Masa küçük, fakat anlamı büyükmüş.”
“İsviçre büyük bir jest yapmış.”
Konuyu “diplomatik başarı” olarak nitelendirenler de var.
Masayla ilgili haberleri okurken, aklıma Edip Cansever’in “Masa da masaymış ha” başlıklı şiiri geldi.
Şiirin bir kısmını köşemize konuk edelim:

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

İstanbul Üniversitesi Tarih mezunuyum. 2003-2008 yılları arasında Derkenar edebiyat dergisini yayınladım. Bir dönem yayınevlerinde editörlük yaptım. Hikâye yazıyorum ve seyrek olarak yayınlıyorum. Kitap, edebiyat ve tarih ilgi alanımdan çok ötede bir yerde. İngilizce biliyorum, Fransızcaya yıllar sonra yeniden başlıyorum. Evliyim.

Twitter

    Fotoğraflar

    OTTOMAN NAVY NAVIGATION (89)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (80)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (97)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (79)