Müverrih

Tarih, kültür-sanat ve edebiyat notları

Meseleyi bu kadar bekletmemin kendi açımdan tek bir açıklaması vardı, konunun gündemden uzaklaşması. Ciddi ve soylu meselelerin, günümüzde daha çok bir köşeyi dönmenin aracı olarak kullanılan köşe yazarlığının gündeminden çekildikten sonra ele alınmasında fayda var. Fayda var çünkü onların büyük bir kısmı, popülist bir gevşekliğin kollarında zırvalamaktadır. Tüketilecek şeyi aramanın ve bulunca onu nesneleştirmenin peşinde köşelerdir büyük kısmı. Buranın bu anlamda bir köşe, yazının da köşe yazısı olmadığını fark etmekle işe başlayabiliriz. Burası bir mevzi, yazı da bir mermidir.

İsmet Özel’in, Türklük ve Alevilik üzerine söyledikleri, hayatlarındaki en önemli entelektüel uğraşları televizyon izlemek olan bir kitlenin gündemine, yine televizyon sayesinde taşındı. Onların yarım akılla söyledikleri gibi söylemiş olursak, İsmet Özel’in söyledikleri ‘gündeme bomba gibi düştü’ Kimileri bu bombanın altında, kimileri üstünde kimileri de yanında kaldı. ‘Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor’ diyen, yeryüzünün yaşayan en büyük şairinin sözleri karşısında birileri fena halde ürktü. Haklılar.

Öncelikle zorunlu bir açıklama yapmak durumundayım; belirtmek gerekir ki, bu yazı İsmet Özel’in söylediklerini tevil etmek ya da açıklamak için yazılmadı. ‘İsmet Özel aslında şunu dedi’ ya da ‘demek istiyor’ gibi bir saygısızlığa da başvuracak değilim. İsmet Özel’in sözlerini savunmak için de kaleme alınmış bir yazı değil bu. Bu yazıyı kaleme alıyor olmamın tek gerekçesi var. O gerekçe de İsmet Özel’in sözleri karşısında, belli yerlerde türeyen soytarıların, cehalet ve küstahlığın sınırlarını aşarak Türkiye’nin bu en önemli düşünce adamının sözlerini ’saçmalık ve zırva’ olarak sunmaya çalışmalarıdır. O kadar kolay ve o kadar rahat değil. Herkesin haddini bildiği bir Türkiye ne kadar güzel olurdu? Bu yazıyı yazıyor olmamın gerekçesi, aslında kendimi savunmaktır.

Devamını oku »

Newsweek: Din şehri yarattı!

21 Şubat 2010Yorumla292 okunma

Newsweek dergisi birçok arkeolog tarafından “tarihin en büyük arkeolojik keşfi” olarak nitelendirilen Şanlıurfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’ye geniş yer ayırdı. Bilim adamlarına göre “Yerleşik hayat dini yarattı” teorisi bu keşif ile yerle bir oldu.

1994’te sürüsünü dolaştıran bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında yer alan Göbekli Tepe’de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu. Keşfin duyulmasından sonra Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye gelerek incelemelere başladı. Ve burada bilinen insanlık tarihini baştan sona değiştirecek kalıntılara ulaştı. İlk gelişme Göbekli Tepe adı verilen ve Buzul Çağı’ndan sonra insanlar tarafından inşa edilen ilk tapınak olduğu tahmin edilen bölgenin Piramitler’den 7 bin 500 yıl önce inşa edildiğinin karbon testleriyle anlaşılması oldu. Harvard, Stanford, John Hopkins gibi üniversitelerden bilim adamları burada incelemelere başladı.

Devamını oku »

İstanbul’daki kültür-sanat ve tarih etkinliklerinden bazılarını sizler için derledim.

MEHMET GENÇ İLE TARİH SOHBETLERİ

Ünlü tarihçi Mehmet Genç ile İhsan Ayal tarafından gerçekleştirilen söyleşide, Osmanlı ve Avrupa’nın sosyal ve iktisadi tarihine özgü çeşitli konular ve problemler ele alınarak tartışılıyor. Türk Tarihi konusundaki araştırmaları ve tezleri ile uluslararası düzeyde kabul görmüş bir ilim adamı olan Prof. Dr. Mehmet Genç, konuşmalarında birikimlerini aktarıyor ve tarih bilincimizin oluşmasına katkıda bulunuyor.

Düzenleyen: İhsan Ayal
Etkinlik: Söyleşi
Yer: Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi
Tarih: 11 Şubat 2010 Perşembe Saat: 18:00
Etkinlik ücretsizdir.

Düzenleyen: İhsan Ayal
Etkinlik: Söyleşi
Yer: Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi
Tarih: 26 Şubat 2010 Cuma Saat: 18:00
Etkinlik ücretsizdir.

Devamını oku »

Enstürmantal eserleri oldum olası çok severim. Müziğin o yalın halinde her notanın bir kapısı, her notanın bir meseli vardır benim için. Gerçi her dinlediğim parçada bunu yakalayamam ama yakın zaman önce bir arkadaşımın dinlettiği müzik beni kendine bağladı.

Ud ile nağmeye başka bir hal veriyorlar. Her notada yeni alt metinler; tarih ve coşku görünüyor sanki. Bazı notalarında nefesim kesilecek, ellerim havaya kalkacak gibi oluyor. Ya da şehrin en yüksek tepesine çıkmış, akşamın karanlığında zayıf ve güçlü ışıklarıyla şehri seyrederken, her nota bana bu şehirden geçen insanları, orduları ve tarihi anlatıyor. Hangi şehir olabilir? Beyrut, Şam, İstanbul, Kahire, Kudüs…

Masar’ı dinlerken bunları hissettirdiği için çok seviyorum. Salt güzel notalar duymaktan daha öte bir anlam oluştu benim için. Bilmiyorum, sizler dinlediğinizde ne hissedeceksiniz. Ancak eminim dinleyip geçemiyeceğiniz bir eser olacak.

Devamını oku »

Osmanlı denizciliğine son yıllarda artan bir ilgi var. Panel, konferans gibi etkinliklerle de bu ilgi hem canlı tutuluyor hem de daha geniş kitlelere Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki faaliyetleri anlatılmış oluyor.

Söz konusu etkinliklerden biri bu hafta sonu. Prof. Dr. İdris Bostan, “Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk” sergisi kapsamında düzenlenecek konferansta Osmanlıların denizlerdeki faaliyetlerini, Akdeniz politikalarını ve denizciliğin değişim dönemlerini anlatacak.

Devamını oku »

Sevr’den BOP’a Türkiye

1 Şubat 20104 Yorum335 okunma

Türkiye son yıllarda çok dikkat çekici gelişmeler yaşıyor. AB süreci, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), PKK terörizmi, Kürt açılımı, Kıbrıs meselesi, Heybeliada Ruhban Okulu gibi onlarca sorun ve tartışmanın içindeyiz. Amerika ve batılı devletler Türkiye’den sürekli yeni tavizler isteyip duruyor; yaklaşık 150 yıllık bir alışkanlıkla!

Sevr anlaşmasının Türkiye’ye dayatıldığı tarihlerden günümüze batılıların Türkiye topraklarına yönelik emellerinin değişmediğini düşünenlerdenim. Arşivimde Banu Avar‘ın Dünya Düzeni programının “Sevr’den BOP’a Türkiye” adlı bölümünü bulup izlediğimde yeniden yeniden düşündüm.

Devamını oku »

Gelecek kaygısı: umutsuzluk

31 Ocak 20102 Yorum214 okunma

Her insan yarınını, bir yıl sonrasını, işini planlamak ister. Geleceğini planlayan insan olabildiğince hazırlıklı olur ve sürprizlerden uzak durabilir. Ancak geleceğiyle ilgili plan yapamayan insanlar git gide derin ve karanlık bir kuyuda umutsuzluk denen duyguyla tanışırlar. Plan yapsa dahi, yaptığı planların tamamı “-se, -sa”lı cümlelere bağlı olanlar da en az plan yapamayanlar kadar bedbahttır sanırım.

Türkiye şartlarında birçok kesimden, yani işçisinden patronuna, öğrencisinden memuruna kadar her kesimde umutsuz insanların olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak kesin olan bir şey var ki; üniversiteden mezun olanların ekseriyeti gelecekle ilgili belirsizlikler nedeniyle büyük sıkıntılar çekmektedir.

Devamını oku »

ETİKETLER

Hakkımda

İstanbul Üniversitesi Tarih mezunuyum. 2003-2008 yılları arasında Derkenar edebiyat dergisini yayınladım. Bir dönem yayınevlerinde editörlük yaptım. Hikâye yazıyorum ve seyrek olarak yayınlıyorum. Kitap, edebiyat ve tarih ilgi alanımdan çok ötede bir yerde. İngilizce biliyorum, Fransızcaya yıllar sonra yeniden başlıyorum. Evliyim.

Twitter

    Fotoğraflar

    OTTOMAN NAVY NAVIGATION (89)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (80)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (97)OTTOMAN NAVY NAVIGATION (79)